Yalandan bir demokrasi
Son günlerde ortaya çıkan belgeler yıllardır ortalıkta dolaşan tartışmalı bir yapının net bir şekilde ortaya çıkmasını sağladı. Yayınlanan belgeler, tüm önlemlere rağmen saklı tutulamayan gizli görüşmeler, bilinmesine rağmen inkar edilen buluşmalar, uzun süreden beri akılları kurcalayan ve düşünce adamları tarafından tahlil edilmeye çalışılan olaylar bir bir aydınlanıyor.
Akıl almaz planlar ortaya çıktı
“Darbeye karşı 70 milyon adım” eyleminden “Ortak Akıl Hareketi” ne giden süreci özetleyen MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, Genelkurmay Başkanlığınca hazırlandığı ileri sürülen bir belge ile akıl almaz planların yapıldığının ortaya çıktığını vurgulayarak, “komuta katınca onaylanmış böyle bir belge bulunmamaktadır” şeklindeki açıklamanın kimseyi tatmin etmediğini kaydetti. Gerekçe ise şöyle: “2003 ve 2004 deki Sarıkız ve Ayışığı adı verilen darbe girişimleri aşikar bir şekilde ortaya çıkmıştı artık.”
Darbeci paşalar ve yalandan bir demokrasi
İsimleri etrafında darbe söylentileri dolaşan eski kuvvet komutanları Özden Örnek, Şener Eruygur gibi komutanların; “Bize iftira attı” dedikleri gazeteci Alper Görmüş’ün beraat etmesinden bugüne kadar bir açıklama yapmadıklarını da hatırlatan Gergerlioğlu, “Yalanlama yapmak kolay bir iş. ‘Bana iftira atıldı’ dersiniz ve çok önemli ithamlardan kurtulabilirsiniz. Ama halkın vicdanından kurtulamazsınız. 2007’deki 367 kararından önce Deniz Kuvvetleri Komutanı ve Anayasa Mahkemesi Başkanı arasında yapılan görüşme ve 2008 versiyonu kuvvet komutanı ve Anayasa Mahkemesi başkanı görüşmesi de hep yalanlanmıştı. Yalandan bir demokraside bol miktarda yalanlanan görüşme olması da maalesef beklenen bir hadise oldu artık” değerlendirmesinde bulundu.
Komuta katı başka olaylardan da haberdar değil mi?
“Genelkurmay’ın halkı biçimlendirme belgesi için ‘Komuta katınca onaylanmamış bir belge’ olduğu söyleniyor ama komuta katı tarafından onaylanmış darbe girişimleri hakkında tek bir cümle edilmiyor. Komuta katı yoksa başka kademelerdeki olaylardan haberdar değil mi?” diye soran Gergerlioğlu, çarpıcı tespitlerini şöyle sürdürdü: “27 Nisan muhtırası hakkında da aynı dedikodular yapılmıştı. 27 Nisan muhtırasını hazırlayanının komuta kademesi dışında bir yapılanma olduğu ve komuta kademesine bir emrivaki yaptığına dair söylentiler de dolaşmıştı o zamanlar. Komuta katınca onaylanmış veya onaylanmamış tüm belgeler ve tüm ileri sürülen iddialar için bu halkın hizmetinde olması gereken silahlı kuvvetler doyurucu açıklamalar yapmalıdır. Zira iddia edilen belgede halkı biçimlendirme adına son derece hukuksuz dayatmaların planlandığı göze çarpıyor. TSK’nin yargı, medya, STK temsilcileri vasıtasıyla çeşitli taktik çalışmaları hedeflediği ortaya çıkıyor. Eğer bu belgedeki anlayış yıllardır devam eden zihniyetin bir devamı ise Türkiye’deki insan hakları sorunlarının çözümüne yaklaşım tarzı son derece ilginçtir.”
Darbelere karşı duruş nasıl olmalı?
Bu antidemokratik yönelişlerin iyice ortaya çıkması ile birlikte artan sivil toplum tepkilerini de değerlendiren Gergerlioğlu, “Darbelere karşı 70 milyon adım” eyleminin ardından oluşturulan “Ortak Akıl Hareketi” ile sağdan-soldan özgürlükçü kafaların desteğiyle tepkilerin büyük anlam kazandığının altını çizdi. Gergerlioğlu, tepkileri şu ifadelerle değerlendirdi: “Bu tepkilerin bir özelliği de darbeye karşı duruşun her kesimden her düşünceden destek görmesidir. Halkın antidemokratik dayatmalara karşı artık sesini iyice yükseltmesi gerekiyor. Baskıcı tepeden inmeci yöntemler hangi sistemde olursa olsun insan fıtratına aykırıdır. Darbelere karşı duruş sadece kendi görüşüne baskı yapıldığı zaman değil her türlü baskıcılığa karşı olmalıdır. Yani pragmatik değil ilkesel olmalıdır.”
Postallı darbelere geri dönebilirler
Darbe tasarlayan zihinlerin gözlerini kararttığını kaydeden Gergerlioğlu, “Yargı darbelerinin kar etmediğini düşünen bir takım çevreler postallı darbelere geri dönebilirler” dedi ve ekledi: “Bu gözü kararmışlık hali böyle bir çılgınlığı getirebilir. Darbe olduğu zaman ise her şey için çok geç kalmış olabilirsiniz. Adalet, hukuk tanımadan keyfilik sergilenen bir darbe ortamı hiç bir insanın mutlu olamayacağı bir ortamdır. Darbe artık hiçbir modern toplumda olmaması gereken bir olaydır. Halkı güdülmesi gereken bir koyun sürüsü gibi gören anlayışlar ise beğenmedikleri bir durum karşısında ‘sallandıracaksın 3’ünü 5’ini sorunlar biter’ anlayışı ile yola çıkarak darbesever anlayışları beslerler. Hep aynı kısır döngü ile aslında sorunları hep kendileri üretirler.”
Sadece seçimleri beklemek geç kalmaktır
Gergenlioğlu, son olarak; darbeseverlere karşı çıkmak için sadece seçimleri beklemenin geç kalmak anlamına geldiğini belirterek, modern toplumların seçimleri beklemeden yöneticilerin yanlışlarına müdahale ettiğini hatırlattı.
Engin Kaşdaş-habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.