28 Şubat bitti mi?

28 Şubat bitti mi?
"28 Şubat bile sorgulanıyor. Türkiye'de darbeler dönemi bitti artık" deniliyor..

Ben "Hayır" diyorum..

Niçin?

Çünkü, 28 Şubatçıların yargılanması çok önemli bir adım olsa da, "Darbeciler tüm kamu kurumlarından temizlendi" diyemeyiz!

Bu tespitimi duyar duymaz, birileri hemen tepinecek..

"Bunlar da bir türlü tatmin olmuyorlar. 12 Eylülcüler yargılanıyor. Balyozcular yargılanıyor. 28 Şubatçılar yargılanıyor. Hâlâ 'Atılacak çok adım var' diyerek, daha fazlasını, daha fazlasını istiyorlar" diyecekler..

Hayır, sürekli daha fazlasını, daha fazlasını istiyor değiliz..

En başından beri, istediğimiz tek şey, darbeci kafa nerede varsa, oradan silinip süpürülmesi..

Ne gibi mesela?

Somut örneğini vermeden önce, temel ilkede anlaşalım.

Temel ilke ne?

Yönetimin kaynağını demokratik ilkelerde görenlerin, bu ilkeye aykırı her türlü seçkinci tavırları, darbedir..

Biraz felsefi oldu galiba!

Açalım.

Hem diyorlar ki, "Beşer üstü bir gücün emirleri ile yönetilmek istemiyoruz. Her türlü kararımızın kaynağı, insanların talepleri olmalı.. İnsanların talepleri de, çoğunluğa göre belirlenmeli.."

Sonra dönüyorlar, "üç tane adam"ın isteğini, yüz binlere dayatıyorlar.

Yani, darbe yapıyorlar..

Beş tane general yönetime el koyarsa, klasik darbe oluyor da.. Üç tane general hükümeti fiilen istifaya zorlarsa, postmodern darbe oluyor da.. Üç tane seçkinci sanatçı(!), tiyatro alanında kendisini "tek belirleyici" gösterirse, bunun adı darbe olmaz mı?

Evet, işin adını koyalım..

Bahsettiğimiz konu, İstanbul Şehir Tiyatroları'ndaki darbe kafasının yapmak istediği.

Nedir olay?

Olay şudur.

Bütçesini İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin karşıladığı, Şehir Tiyatroları diye bir kurum var.

Para, belediyeden..

Para belediyeden ise, sorumluluk ve yönetim, kimde olmalı?

Tabii ki belediyede..

Geçtiğimiz hafta, Kültür Sanat sayfamızda çıkan haberle gündeme geldi ki, davul belediyenin elinde imiş, tokmak ise üç tane darbeci kafanın..

Nasıl oluyormuş bu iş?

Efendim, adı üstünde, tiyatro ya.. Tiyatro sanat imiş. Sanat da, özgür ortamda yapılırmış..

Eeee.

Onun için, parayı belediyeden alır, cebe indirirlermiş ama.. Oynayacakları oyunları, kendileri belirleyeceklermiş.. Sadece oyunları değil, oyunların içeriğini de kendileri belirleyeceklermiş!

Mesela, Kadir Topbaş Beyefendi'nin atadığı Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Hanım'a soruyorlar: "Hayalin ne?"

Ayşenil Hanım'ın cevabı şu:

"Nietzsche, Dürrenmatt yapmak istiyorum ama, bugün itibariyle Nazım Hikmet'in Kadınların Savaşı eseri, kafamda öncelik kazanmış proje olarak duruyor."

İşe bakın siz.

Hanımefendiyi atayan Kadir Topbaş.

Ama hangi oyunun oynanacağını, Kadir Topbaş değil, hanımefendi kendi kafasına göre belirliyor.

Tekrar hatırlatayım, para kendi ceplerinden çıksa... Hiç itirazım olmaz..

"Bize ne, Ayşenil Hanım istediği oyunu tabii ki seçer" deriz.

Ama, seçim sandığı vatandaşın önüne konulunca, Nazım Hikmet kafasındakiler üç oy beş oy ile avuçlarını yalıyorlar..

Necip Fazıl'ı, Mehmed Akif'i, muhafazakar sanatçıları önceleyen siyasetçiler ise sandıkları patlatıyorlar..

Sonra Nazım Hikmetçiler tiyatronun başına oturup, "Nerede kalmıştık" diyerek, kaybettikleri seçimin galibi imişler gibi, tadını çıkartıyorlar..


Darbecilik, işte bu.

Dolayısı ile, askeriyedeki darbeciler gözaltına alınmakla bu iş bitmez.

Medyadakilerin gözaltıları ile bitmez..

Her alandaki darbeciler hesap vermeliler..

Nasıl ki, "Cumhuriyeti biz kurduk, biz koruruz" kafasındakiler bugün hesap veriyor.

"Sanatçı olan biziz. Hangi oyunu oynayacağımıza biz karar veririz. Belediye parayı verir, başka şeye karışamaz" diyenlere de aynı hesap sorulmalıdır..

Sorumalıdır ki, yönetmelik değiştirilip, oynanacak oyunları belirlemede, iki-üç bürokrata da oy kullanma hakkının tanınmasını "İstifa ediyoruz" diye tepkiyle karşılayan hokkabazlar, hadlerini bilsinler..

Nazım Hikmet'i önceleyeceklerse, önce sandıkta halktan gerekli desteği alsınlar.


Alamıyorlarsa, halkın istediği oyun hangisi ise, ya onu oynasınlar ya da gidip evlerinde otursunlar!

Ali Karahasanoğlu / Yeni Akit

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.