AK Parti'nin darbe ile imtihanı

AK Parti'nin darbe ile imtihanı
Genelkurmay'ın 27 Nisan e- bildirisinin ardından, hükümet dik durmuş ve Genelkurmay Başkanı'na, Başbakan'a bağlı bir memur olduğu hatırlatılmıştı...

Gül’ün Cumhurbaşkanlığını engellemek için TSK’nın 27 Nisan’da yayınladığı bildirinin 5. yılında askeri vesayetin izleri silindi. Geriye ise demokrasi adına kara bir sayfa kaldı.

Demokrasiye müdahale tarihine ‘27 Nisan e-bildirisi’ olarak geçen 2007 yılındaki Genelkurmay Başkanlığı açıklamasının üzerinden 5 yıl geçti. İlk kez bir hükümetin, kendisine yönelik muhtıraya cevap verdiği olayın 5. yılında muhtıranın bütün izleri silindi. Genelkurmay muhtırayı sitesinden çekerken, muhtıraya destek safında yeralanlar ise utanç içinde ve sessiz.

TBMM, 27 Nisan 2007’de 11. Cumhurbaşkanını seçmek için toplandı. Seçimde AK Parti’nin tek adayı Abdullah Gül’dü. Oylama öncesinde eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, “Seçiminin yapılabilmesi için Meclis’te 367 vekilin bulunması gerekir” tezini ortaya attı. Bu tezi kabul eden ilk parti CHP oldu ve oylamaya katılmadı. MHP ret oyu kullanacağını belirtirken, kilit konumunda bulunan DYP lideri Mehmet Ağar ve Anap lideri Erkan Mumcu, son anda oylamaya katılmayacaklarını açıkladı. Ağar ve Mumcu, milletvekillerini parti merkezlerinde adeta kilit altına aldı. Meclis tutanağına göre, 368 milletvekilinin katıldığı ilk turda Abdullah Gül 357 oy alınca oylama ikinci tura kaldı.

Aynı gece 23:17’de bildiri geldi

Seçimin olduğu günün gece yarısında Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde saat 23.17’de e-bildiri yayınlandı. Laiklik vurgusunun yapıldığı ve Hükümetin açıkça hedef alındığı bildiride, ülkediki durumum TSK tarafından ‘endişe ile izlendiği’ belirtilerek “Unutulmamalıdır ki, TSK bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur” ifadesine yer verildi. “Cumhuriyete sözde değil, özde bağlı olunması gerektiğini” iddia eden dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, ilerleyen yıllarda söz konusu bildiriyi kendisinin bizzat hazırladığını söyledi.

Bildiri üzerine gözler Hükümet cephesine çevrildi. Başbakan Erdoğan başkanlığında gece acilen yapılan toplantıdan ‘dik duruş’ kararı çıktı. Dönemin hükümet sözcüsü Cemil Çiçek, ertesi gün Hükümetin hazırladığı karşı bildiriyle kamuoyunun önüne çıkarak Genelkurmay Başkanı’na “memur” olduğunu hatırlattı. Çiçek, Genelkurmay Başkanı’nın resmi olarak Başbakan’a bağlı olduğunu, görevleri itibarıyla Başbakan’a karşı sorumlu olduğunu belirtti.

AK Parti’nin tavrı doğruydu

Hükümet’in açıklaması sonrası büyük halk desteği geldi. Genelkurmay bildiriye karşı sessiz kalırken, 27 Nisan bildirisi nihayetinde Genelkurmay’ın sitesi, 30 Ağustos 2011’de ‘www.tsk.trnin veritabanından silindi. Günümüzde ise 27 Nisan e-muhtırasını savunan yok. Çok sayıda CHP’li bu konudan duydukları pişmanlığı dile getiriyor. CHP, aralarında 27 Nisan e-muhtırasının olduğu darbe ve müdahaleleri araştıracak darbeler komisyonu için önerge bile verdi. Bir özel televizyon kanalında soruları cevaplayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “27 Nisan e-muhtırası karşısında AK Parti’nin tavrı doğruydu” dedi.

SÜREÇ BÜTÜN DESTEKÇİLERİNİ BİR BİR YEDİ

27 Nisan 2007’deki e-muhtıranın konusunda medyanın bir bölümü çok kötü bir sınav verdi. Dönemin CHP lideri Deniz Baykal, muhtırayı demokrasiye müdahale olarak görmediğini belirtti. CHP’nin bütün kadrosu muhtırayı savunurken, öncesinde ve sonrasında ortamın gerilmesine neden olan “çatışma çıkabilir” açıklamaları yaptılar. Muhtıranın verildiği süreçte Meclis’e gelmeyen ve sivil siyasete destek vermeyen Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu siyaset sahnesinden silindi. Org. İsmail Hakkı Karadayı’nın ses kayıtlarıyla sözkonusu dönemde Askerle olan temasları ortaya çıkan iki lider, kendileri halk sandığa gömdü. İkili siyaseti bırakırken partileri de tarih oldu.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.