Bu da Vakit'in 'onbaşı' yazısı!

Bu da Vakit'in 'onbaşı' yazısı!
Generallerin kendilerine “köpek” benzetmesi yapan Cumhuriyet Yazarı Bekir Coşkun hakkında dava açıp açmayacakları sorgulanırken, Vakit’e, “onbaşı bile olamayacakların general olduğu ülke” başlıklı bir

Dün Başbakan’ın da işaret ettiği 312 general davasına konu edilen Vakit’teki o yazı, mizahi bir üslupla Asım Yenihaber tarafından kaleme alınmıştı.

Yenihaber yazısında “onbaşı” ifadesini, darbeci nutuklar atan ve milletin hassasiyetlerini hafife alan Balyoz sanığı Orgeneral Çetin Doğan ile eski Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman için kullanmışken, diğer generaller de “bizi kastediyor” diyerek, Vakit ve yazar hakkında tazminat davası açmışlardı. Mahkeme de Vakit ve yazarı trilyonlarca lira tazminata mahkum etmişti.

İşte Vakit’teki o yazı:

VAKİT - ASIM YENİHABER
Onbaşı bile olamayacakların General olduğu ülke! - Adam meğerse “general”miş. Resmî kıyafetinde omuzuna takılmış yıldızlardan başka hiçbir belirtisi hissedilmiyor halbuki.

Görünüşü bir tarafa bırakalım hadi. Sözünden, sohbetinden, konuşmasından. İnsanî davranışlarından.

Fakat o resmen bir “general”!

“Tepetaklak ehram”ın sonucu bir general.

Bir ülkede, asıl general olacaklar, YAŞ yerlere yatırılıyor.

“Onbaşı” bile olamayacaklar “general” yapılıyor. General olunca da emekliliği hazmedemiyor böyleleri…

Ülkenin tarihî konumunu, stratejik mevkiini asla doğru okuyamıyorlar bunlar. Milletin değerlerinden, kültür kodlarından asla ve kat’a haberdar değiller.
Bunlardan birisi (henüz emekli olmadı) 19. Yüzyılın Rus milliyetçisi bestekârı Mussorgoski hayranı. Mussorgoski ise, Rus ordusunun Kars’ı işgali üzerine marş bestelemiş aşırı bir Rus milliyetçisi! (Birileri vatan toprağını mı tartışıyordu? Bu adam vatan toprağını korumakla muvazzaf bir ordunun başında şimdi. Kars vatan toprağı değil mi yoksa?).

Adam dostu bilmiyor, düşmanı bilmiyor. Gönül tellerimize dokunan musıkiyi bilmiyor, general oluyor.

Türkiye’de vatan kavramını doğru bilmeyen, tarih şuurundan yoksun ne kadar general var?

Generaller önce bunlardan sorumlu tutulmalı. Millet nedir? Vatan nedir-neresidir? Milletin değerleri nedir? Vatan nasıl ayakta tutulur? Manevi vatan ne demektir? Osman Gazi 7 asır önce hangi rüyayı gördü? Yıldırım neden “yıldırım”dı? Fatih, İstanbul’u neden fethetti? Yavuz neden halifenin bulunduğu Mısır’ı ele geçirdi? Neden Şah İsmail’le savaştı? Endülüs’ten niye kaçanlara yardım edildi? Kanuni, Viyana’yı neden kuşattı? Hint okyanusunda neden donanmamız vardı? Kafkasları savunmak için ne yaptık? Nasıl bir geri çekilme stratejisi takip ettik?

Bunları bilmeyenler, resmi rütbesi ne olursa olsun, derhal tard edilmeli.
Hele “Yemen”i bilmeyen, Yemen türküsünü makamıyla hatasız ezbere okuyamayan üniformalılar… onların değil orduda, bu yurtta yeri yok!
Böyle generaller, düşmanı içerde aramanın, yani tepetaklak ehramın sonucudur. Türkiye’de tepetaklak ehramı İngiliz emperyalizmi oluşturdu. Osmanlı varisi gibi davranmayı onlar yasakladı. İngiliz mamulü misak-ı milli at gözlüklerini dayadılar. Bizimkiler âfiyetle yediler. Gerçekleri konuşmaktan korkmayalım: Türkiye Osmanlı’dan sonra bir tampon devlet olarak konumlandırıldı. Komünist âlemle kapitalist âlem arasında bir tampon…
Bu tampon ülkede, bir tek savaşa izin vardı: İç savaş!

On yıllarca millete karşı iç savaş siyaseti yürütüldü. İrtica ile mücadele bir iç savaştı! Mehmed Âkif başta olmak üzere “mürteci” denilenler Milli Mücadele’nin yükünü taşıyan dindar halktı!

Bu marka “general”inin bir iç mücadele generali olduğundan şüphe yok. Zaten BÇG’nin de başıymış bir zamanlar.

Türkiye’de birileri halka karşı mücadele ederek yıllarca omuzlarını doldurdular.
Onların gerçek düşman karşısında hiçbir güçleri olmaz, esamileri bile okunmaz. O yüzden giderek seslerini yükseltiyorlar. Çünkü bundan sonra irtica ile mücadele ederek general olunamayacak. Gerçekten general olunacaksa, bu dış düşmana karşı mücadele edebileceklerin hakkı olacak.
Esas yapılması gereken, iç düşmana göre subay yetiştiren Harbiye’nin programını gerçek rayına oturtmak olmalıdır.

Harbiye, milletini tanıyan, tarih şuuruna sahip, bin yıllık maceramızı ezbere okuyan, zihni Viyana önlerinde olmayan ordunun Ankara’da var olamayacağını bilen, Basra körfezini görmeyen bir gücün Anadolu yaylalarında başını dik tutamayacağını kavrayan, milletine ve değerlerine gerçek anlamda sahip subaylar yetiştirecek. Bunlar ordu evi, ordu pazarı, lojman subayı olmayacak. Gerçek asker olacak!

Bu toprakları bedava bulmadık. Bu malum generaller geçen yüzyıllarda başımızda olsaydı, asla Anadolu’da olamazdık ve bu topraklarda kalamazdık. Bu kafayla değil Anadolu, Orta Asya’da bile var olamazdık!


Habervaktim.com




HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.