Mutlu, Öcalan'a da kefil olacak mı?
İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği 3. KCK iddianamesinde yer alan belgeler, sanık Vatan gazetesinin polis muhabiri Çağdaş Ulus’un, İstanbul Emniyet Müdürlüğünde çalışan polisleri fişleyip bilgilerini KCK yönetimine ulaştırdığını ortaya koydu.
Ulus’un, PKK’nın yayın organı ANF müdürü İsmet Kayhan’ın talimatı doğrultusunda emniyette elde ettiği bilgileri ANF’ye aktarması teknik takibe takıldı.
KCK soruşturmasını yürüten polisler aleyhine ANF’de yayınlanan birçok haberin kaynağının da Vatan muhabiri Ulus olduğu tespit edildi.
Polis muhabiri olmanın sağladığı kolaylık sayesinde önemli soruşturmaları yürüten emniyet görevlileri hakkında topladığı bilgileri örgüte ulaştırdığı belirlenen ‘sarı basın kartlı’ muhabir Çağdaş Ulus’un bu kahreden faaliyetleri, Vatan gazetesinin ulusalcı yazarı Mustafa Mutlu’nun daha önceki sözlerini akıllara getirdi.
Mutlu, KCK operasyonu kapsamında gözaltına alınan Ulus’a sahip çıkarak, kendisine kefil olduğunu kamuoyuna duyurmuştu. 21 Aralık 2011 tarihli ve “Ben Çağdaş’a inanıyorum!” başlıklı yazısında Vatan muhabiri Çağdaş Ulus’u anlatan Mutlu, Ulus’un ‘ne kadar güvenilir olduğunu’ vurgularken, gözaltı konusunda hata yaptığını öne sürdüğü savcı ve polisleri suçlamıştı.
MUTLU’NUN “KEFİL” YAZISI
İşte ulusalcı Mustafa Mutlu’nun, ‘KCK’ya çalıştığı’ ortaya çıkan Çağdaş Ulus’u öve öve bitiremediği 21 Aralık 2011 tarihli yazısının ilgili bölümü:
“VATAN’da çalıştığı üç yıllık sürede; VATAN’ın ilkelerine ve temel gazetecilik kurallarına aykırı en küçük bir tavır içinde olmadı.
Servis arkadaşları; onun bırakın PKK’yla, KCK’yla ilişki içinde olmasını, herhangi bir siyasi tavır almamaya özen gösteren bir kişilik yapısı içinde olduğunu söylüyorlar.
Yukarıda da belirttiğim gibi bu arkadaşımız “polis muhabiri... ”
Yani, yıllardır emniyet teşkilatının içinde...
Polisler arasında birçok arkadaşı var.
Bizim mesleği bilenler, “polis muhabiri” olmak, emniyet koridorlarında rahatça dolaşabilmek için gereken “görev kartı”nı almanın zorluğunu da bilirler. Çünkü o kartı alabilmek için, oldukça sıkı tutulan bir “güvenlik soruşturması”nı atlatmış olmak gerekir...
Dün KCK’yla ilişkilendirilerek gözaltına alınan arkadaşımızın, tüm bu soruşturmalardan başarıyla geçmiş olması ve yıllardır polis teşkilatının içinde görev yapması, onun bu tür ilişkilere girmeyeceğinin kuvvetli kanıtı sayılmaz mı?
Eğer; bizim Çağdaş azılı bir teröristse ve o soruşturmaları atlatarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün verdiği o “görev kartı”nı yakasına takmayı başardıysa...
Bunda o kartı verenlerin de sorumluluğunu aramak gerekmez mi?
***
Biz; Çağdaş’ın gözaltına alınmasının bir “kaza” olduğuna yürekten inanıyoruz.
Çünkü onun, bırakın “terör örgütüyle ilişkiye girmeyi”, özel hayatında kız arkadaşıyla flört etmeye bile zaman ayıramayacak kadar yoğun bir çalışma temposu içinde olduğunun tanığıyız!
Kısacası; arkadaşımıza güveniyoruz, inanıyoruz ve umutla bekliyoruz!”
Habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.