Uluslarası Somuncu Baba ve Hulusi Efendi sempozyumu
Asırlar boyunca Osmanlı coğrafyasını etkileyen ve talebeler yetiştiren Somuncu Baba ile yüzyılımızın mutasavvıf ve divan şairlerinden Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi, İstanbul, Bursa ve Malatya’nın Darende ilçesinde gerçekleştirilecek sempozyumlar ile anılacak.
İngiltere, Pakistan, Bosna Hersek, Azerbaycan, Özbekistan, Mısır başta olmak üzere dünyanın değişik ülkelerinden ve ülkemizdeki çeşitli üniversitelerde görev yapan ilim adamları Somuncu Baba ve Hulusi Efendi’yle alakalı hazırladıkları akademik çalışmalarını kamuoyu ile paylaşacak. ‘Gül ve Gönül Medeniyeti’ başlığı altında gerçekleştirilecek ‘Uluslararası Somuncu Baba ve Hulusi Efendi Sempozyumu’nda tarihten günümüze önemli şahsiyetlerin hayatlarından kesitler dile getirilecek.
Genel Merkezi Somuncu Baba’nın kabrinin yer aldığı, kültür, tarih ve maneviyat merkezi olan Malatya’nın Darende ilçesindeki Hulusi Efendi Vakfı tarafından tertiplenecek sempozyumlar ile ilim adamlarının sunacağı toplantılarda farklı şehirlerde kültürel bir etkileşim sağlanması hedefleniyor.
Hulusi Efendi Vakfı yetkilileri; “Fatih Sultan Mehmed’in hocası olan Akşemseddin’i Hacı Bayramı Veli, onu da Somuncu Baba adıyla bilinen Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri yetiştirmiştir. Çağ açıp kapatan tarihi fethin manevi mimarlarından birisi de Somuncu Baba’dır. Yazdığı şiirleri ve muhteşem divanı ve tasavvufi yönü ile gönülleri fetheden isimlerden birisi de 1990 yılında vefat eden Osman Hulusi Efendi’dir. Peygamberimizin neslinden gelmesinin yanı sıra Somuncu Baba’nın torunu olan Hulusi Efendi, hayatında insanlığa hizmeti şiar edinmiş, eğitim, sağlık ve sosyal alanda toplumumuza önemli çalışmalar kazandırmış, her geçen gün yükselen bir gönül medeniyetini kurmuştur” diyerek Somuncu baba ve Hulusi Efendi’nin hem tarihe hem de gönüllere yaptıkları katkıların önemini vurguluyorlar.
Somuncu Baba ve Hulusi Efendi'nin hoşgörü çağrısının yineleneceği, sempozyumların ilki 2 Haziran 2012 günü İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Sarayı’nda, ikincisi 9 Haziran 2012 günü Bursa Merinos Kültür Merkezi’nde üçüncüsü ise 23 Haziran 2012 günü Malatya’nın Darende ilçesinde Kapalı Spor Salonunda gerçekleştirilecek.
Serdar Tuncer’in şiir dinletisi ile Ahmet Özhan konserinin yer alacağı Sempozyum Programlarına önemli isimlerin yanı sıra çok sayıda vatandaşın katılması bekleniyor.
SEMPOZYUM TARİHLERİ
İstanbul : 2 Haziran 2012, Cumartesi, Saat: 17.00, Yer: Lütfi Kırdar Kongre Sarayı
Bursa : 9 Haziran 2012, Cumartesi, Saat: 17.00, Yer: Merinos Kültür Merkezi
Darende : 23 Haziran 2012, Cumartesi, Saat: 17.00, Yer: Kapalı Spor Salonu
2 Haziran 2012, Cumartesi, 17.00
Lütfi Kırdar Kongre Sarayı, Anadolu Salonu / İSTANBUL
Açılış
Şiir Dinletisi
Serdar TUNCER
Açılış Konuşması
Protokol Konuşmaları
Sinevizyon Sunumu
Sempozyum 1. Oturum
Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil / Marmara Ünv.Oturum Başkanı
Prof. Dr. Necdet Tosun / Marmara Üniversitesi
Nakşibendilik ve Nakşibendilik-Yesevilik Mukayesesi
Prof. Dr. Elcin İsgenderzade / Azerbaycan Teknik
Ünv.Hulûsi Efendi ile Hacı Ferhat Mirza’nın
Kelamlarındaki Fikir Benzerlikleri
Prof. Dr. Nihat Öztoprak / Marmara Üniversitesi
Doğuş Hikayeleriyle Hulûsi Efendi’nin Şiirleri
Prof. Dr. Sheikh Rudwan Muhammed / İngiltere
Dîvân-ı Hulûsî-i Dârendevî’de Sufilik Kavramı
Prof. Dr. Muhammed İkbal Müceddidi / Pakistan
Pakistanlı Nakşibendi Sufiler ve
Hulûsi Efendi’yle İlgili Bazı Bilgiler
Prof. Dr. Kazım Hacımeylic / Bosna Hersek
Bosnalı Mürşidlerle Hulûsi Efendi’nin Ortak Yönü
Tasavvuf Musıkisi
Ahmet ÖZHAN Konseri
Sempozyum 2. Oturum
Prof. Dr. Hayrettin İvgin / AnkaraOturum Başkanı
Prof. Dr. Sebahat Deniz / Marmara Üniversitesi
Dîvân-ı Hulûsî-i Dârendevî’ye Göre Leyla Teması
Doç. Dr. İttifak Mirzabeyli / Azerbaycan
Hulûsi Efendi ile Hacı Ferhat Mirza’nın Edebi ve Ortak Yönleri
Dr. Masudhon İsmoilov / Özbekistan İlimler Akademisi
Hoca Muhammed Pârisa’nın Eserlerinin
Özbekistan’daki El Yazma Nüshaları
Hacı Ferhat Mirza Bey / Azerbaycan
Hulûsi Efendi Türk Bilgeliğinin Zirvelerinden Biridir
Arş. Gör. Fayzullahan Atahanov/
Özbekistan İlimler Akademisi
Özbekistan’da Nakşi Silsilesindeki Veliler ve
Buhara’daki Türbeleri
Plaket Töreni
Kapanış
ŞEYH HAMİD-İ VELÎ (SOMUNCU BABA)
(1331-1412)
Asıl adı Hamid Hamidüddin'dir. Somuncu Baba olarak da bilinen Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri, Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid Han zamanında yaşamıştır.
Miladi 1331 tarihinde Kayseri'nin Akçakaya köyünde doğmuştur. Anadolu'yu manevi fetih için gelen Horasan erenlerinden Şemseddin Musa Kayseri'nin oğludur. Soyu Peygamber Efendimiz (s.a.s)'e ulaşır, 24. kuşaktan torunudur, Seyyiddir. Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri ilk tahsilini babası Şemseddin Musa Kayseri'den almıştır. Bilge kişiliği olan Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri, ilim alanındaki çalışmalarını Şam, Tebriz ve Erdebil'de sürdürmüştür. Alaaddin Erdebili'den ve Bayezid-i Bistami'nin ruhaniyetinden manevi terbiye almıştır.
Dini ve dünyevi ilimlerle ilgili icazet alarak, irşad vazifesi için Anadolu'ya dönmüş Bursa'ya yerleşmiştir. Bursa'da çilehanesinin yanında yaptırdığı ekmek fırınında somun pişirip çarşı pazar dolaşarak "Somunlar Müminler" nidasıyla insanlara ekmek dağıtmıştır. Bu sebeple Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri, Somuncu Baba ve Ekmekçi Koca olarak da tanınmıştır. Zamanın Padişahı Yıldırım Beyazıd Han Niğbolu zaferini kazanınca Allah'a şükür nişanesi olarak Bursa Ulu Camiini yaptırmıştır.
Ulu Cami’nin açılış hutbesini Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri okumuş, hutbede Fatiha Suresini yedi farklı şekilde yorumlamıştır. Bu olağanüstü hutbeyi dinleyen cemaat …
ŞEYH HAMİD-İ VELÎ (SOMUNCU BABA) Şiirlerinden:
Biz Ol Uşşak-ı Serbazız
Biz ol uşşak-ı serbazız
Akıl rüşd bize yar olmaz
Mey-i aşk ile sermestiz
Bize hergiz humar olmaz
Diriyiz daim, ölmeyiz
Karanularda kalmayız
Çürüyüp toprak olmayız
Bize leyl ü nehar olmaz
Bizim illerde ay ü gün
Sebat üzre durur daim
Televvün erişip ona
Gehi bedr ü hilal olmaz
Bizim gülşendeki güller
Dururlar taze solmazlar
Hazan olup dökülmezler
Zemistan ü bahar olmaz
Şarab-ı aşkı çün içtik
Feragat mülküne göçtük
Yanıp aşkınla tutuştuk
Bize tahrik ü tar olmaz
Ereliden şems nuruna
Vücudum zerreden katre
Ne katre ayn-i bahar oldu
Ona k'ar ü kenar olmaz
Bırak ey Hamida varı
Görsem desen sen ol yarı
Göricek ol tecellayı
Ondan özge kemal olmaz
Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi (1914-1990)
Kaynağını Kur’an ve sünnetin ruhundan alan İslâm Tasavvufu, Muhammedî bir ifade ile: “İslâm’dan İman’a, İman’dan da ihsâna doğru” yükselen bir mü’minin gönül iklimindeki manevî terakkinin adıdır. Gaye İslâm’ı bütün safvet ve hassasiyeti ile “Allah ve Rasulü’nün ahlâkına uygun bir biçimde yaşamaktır.. Es-Seyyid Osman Hulûsi Ateş Efendi;
Garazsız hem ivazsız, hizmet et her cânlıya
Kimsesizin düşkünün ayağı ol eli ol
demek suretiyle tüm hayatını ilâhî bir aşkla Allah’a, O’nun en büyük eseri olan insana ve insanlığa adamış, halka hizmeti Hakk’a hizmet olarak görmüş, her yönüyle insanlığa örnek teşkil etmiş, ömrü boyunca alışverişini yalnızca Hakk’la yapmış, O’ndan bir an bile gâfil ve habersiz olmamanın hesabı içinde yaşamış bir gönül sultanıdır.
Riyâ, fesad ve nifak gibi ikiliklerden, her türlü dünyevî düşüncelerden sıyrılarak, kalemi, kelamı, dergâhı, Divân’ı, Mektûbât’ı ve Hutbeleri ile bağlılarının ve sevenlerinin kulağına hakikat sesini fısıldayıp; fikrini, zikrini, zihnini, sohbetini ve inancını, yağmalanan bal kovanı gibi toplumun istifadesine sunmuş olan bahtiyarlardan biri de; Darendeli, Şeyhzâdeoğullarından, İmam-Hatip, Mutasavvıf, Şair, Nakşibendî ve Hâlidî Mürşidi es-Seyyid Osman Hulûsi Ateş Efendi’dir.
Asrımızın önemli sûfilerinden olan Osman Hulûsi Efendi, büyük bir gönül insanı olarak göze çarpar. Yaptığı hizmetlerle de değerli bir yere sahiptir.
Osman Hulûsi Efendi, babası Şeyhzâdeoğlu sülalesinden Hasan Feyzî Efendi vasıtasıyla Hz. Hüseyin (r.a)’e ve Hz. Peygamber (s.a.s)’e, yine annesi Fatıma Hanım kanalıyla da meşayihden Tâceddin-i Veli (k.s)’ye, oradan da Hz. Hüseyin (r.a) vasıtasıyla Hz. Peygamber (s.a.s)’e ulaşan asil bir “Seyyid”dir. 36. kuşaktan Hz. Peygamber (s.a.s)’in nesl-i pâkinden bir torun olan es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi 12. kuşaktan da “Somuncu Baba” namıyla ma’rûf Şeyh Hamîdüddin-i Veli (k.s)’nin torunudur.
Muhammed Mustafâ’dır cedd-i pâki
Hulûsî bunların hep pây-ı hâkî
şeklindeki mısraları O’nun asaletine ve içinde yetiştiği mes’ud yuvaya işaret etmektedir.
Osman Hulûsi Efendi’de küçük yaşlarda olgunluk belirtilerine örnek olarak şöyle bir olay nakledilir: “Bir gün yolculuk esnasında (daha çocukluk yıllarında iken) babasının ‘Oğlum, bir dal kes de bana ver’ ricası üzerine, Osman Hulûsi Efendi defalarca bir ağaca yaklaşmış, o ağacın Allah’ı zikrettiğini görünce…
Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi’nin Nasihati
Âlemi sen kendinin kölesi kulu sanma
Sen Hakk için âlemin kölesi ol kulu ol
Nefsin hevâsı ile mağrûr olup aldanma
Yüzüne bassın kadem her ayağın yolu ol
Garazsız hem ivazsız hizmet et her cânlıya
Kimsesizin düşkünün ayağı ol eli ol
Allâh için herkese hürmet et de sev sevil
Her göze diken olma sünbülü ol gülü ol
İncitme sen kimseyi kimseye incinme hem
Güler yüzlü tatlı dil her ağızın balı ol
Nefsine yan çıkıp da Ka'be'yi yıksan dahi
İncitme gönül yıkma ger uslu ger deli ol
Güneş gibi şefkatli yer gibi tevâzu'lu
Su gibi sehâvetli merhametle dolu ol
Gökçek gerek dervişin sanı yoksula baya
Suçluların suçundan geçip hoş görülü ol
Varlığından boşal kim yokluğa erişesin
Sözünü söyle gerçek Hulûsî’nin dili ol
Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi’nin Şiirlerinden
N'ideydim âlemi âlemde hayrânın olaydım yâr
N'ideydim âdemi âdemde kurbânın olaydım yâr
N'ideydim hûr u gılmânı n'ideydim bâğ-ı Rıdvânı
N'ideydim başka seyrânı sana seyrân olaydım yâr
N'ideydim devlet-i câhı n'ideydim izzet-i şâhı
N'ideydim mihr ile mâhı sana mihmân olaydım yâr
N'ideydim yâr u ağyârı n'ideydim bülbül-i zârı
N'ideydim gül ü gül-zârı sana giryân olaydım yâr
N'ideydim yârın olsaydım n'ideydim varın olsaydım
N'ideydim zârın olsaydım sana nâlân olaydım yâr
N'ideydim zülf-i leylâyı n'ideydim çeşm-i şehlâyı
N'ideydim başka sevdâyı sana sûzân olaydım yâr
N'ideydim şânına lâyık Hulûsî'n olmasa âşık
N'ideydim olmayı ayık sana mestân olaydım yâr
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.