Arşivi kadar konuşuyor

Arşivi kadar konuşuyor
Mustafa Yakutcan'ın ilginç bir hobisi var. O, gazete haberlerini saklıyor. İleride önemli olacağını düşündüğü haberleri konularına göre arşivliyor. Yeri ve zamanı geldiğinde de bu haberlerden analizler yapıyor.

Faili meçhul cinayetlerin çarşamba günleri olduğu, sel baskınlarının uzun yıllar sonra hep aynı günlerde yaşandığı, toplum mühendislerinin her 15-20 yılda bir aynı başlıklarla haberler yaptığı... Tesadüflere inanmayan Yakutcan diyor ki: "Sakladığım haberlerle birçok olayı analiz ediyor, gerçekleri ortaya çıkarıyorum."

Mel Gibson'un başrolünde oynadığı ve unutulmaz bir oyunculuk sergilediği 'Komplo Teorisi' filmi vardır, 1997'de vizyona giren. Zaman zaman televizyonlarda yayınlanan bu filmde Gibson'un canlandırdığı karakter, gazete kupürlerinden devlet içindeki yasa dışı yapılanmaları ve onların entrikalarını ortaya çıkarıyordu. Mustafa Yakutcan'ın müthiş gazete arşivi de bu filmi hatırlatıyor. Aslında Milli Eğitim Bakanlığı'nda meslek içi eğitimlerden sorumlu müdür olarak çalışıyor. 25 yıllık memur.

Yakutcan'ın evi koliler dolusu gazete kupürüyle dolu. Bilgisayarındaki dosyalarda bir sosyoloğu kıskandıracak bilgi ve analizler var. Her gün yayınlanan haberleri tarıyor, dikkatini çekenleri arşivliyor. Konu başlıklarına göre ayrı ayrı klasörlere koyuyor. Örneğin yakın zamanda çok tartışılan süt dağıtımıyla ilgili geniş bir arşivi var. Devletin daha önceki yıllarda okullarda dağıttığı ürünlere dair çıkmış tüm haberler onda mevcut. Yani Yakutcan'ın arşivinde 1960'larda dağıtılan peynirle de, 1990'larda dağıtılan fındıkla da ilgili haberler var. Devlet daha önce neleri hangi yıllarda ve ne için dağıtmış, toplumdaki etkileri neler olmuş? Arşivi sayesinde analiz edebiliyor.

Faili meçhuller hep çarşambaları oluyor
Darbeler, yangınlar, trafik kazaları, siyasî gelişmeler, sosyal değişimler... Aklınıza gelebilecek her konuda analiz yapabilecek birikime yani gazete arşivine sahip. Yakutcan, "Aslında böylesi bir arşivi gazetecilerin yapması lazım ama sanırım muhabirler ve yazarlar günü kurtarmayla meşgul olduğu için fırsat ayıramıyor." diyor. "Siz neden yapıyorsunuz?" diye sorunca da "Merak." cevabını veriyor.

Güne gazete okuyarak başlayan, mesai saatleri arasında sadece haberlerle ilgilenen (mesela öğle yemeğine çıkmıyormuş) Yakutcan'ın 70 koliden fazla gazete arşivi var. Üstelik bu arşivi aktif olarak kullanıyor. Sürekli haberler, dosyalar çıkartıyor. Birçok olay hakkında arşivinden çıkardığı haber kupürleriyle analizlerde bulunuyor. Mesela geçen aylarda çok sayıda bombacının bomba elinde patladı. Bu haberleri derleyen ve analiz eden Yakutcan'ın kanaati; terör örgütlerinin eskisi gibi profesyonel eleman yetiştiremediği ve acemilere veya çocuklara bu işi yaptırdığını, bu yüzden de bombaların hazırlayanın elinde patladığı sonucunu çıkarmış.

Başka ilginç çalışmaları cinayetlerin hangi günler işlendiği, faili meçhullerin günleri, Ergenekon'un günleri, sanatçıların ölüm nedenleri ve günleri, siyasî olayların ilginç yanları... Mesela faili meçhullerin çarşamba günleri olduğu sonucuna ulaşmış. Bu tespiti "kara çarşamba, karanlık çarşamba" diye 2009'da haber olmuş.

"Yürürken gazete okuyabiliyorum"
"Benim işim haberden haber çıkarmak." diyen Yakutcan'ın bu tutkusu eşiyle arasında hep sorun olmuş. Eşi arşivlerinin dolu olduğu kolileri atmasını istiyormuş. Çünkü evinin bir odası, balkon ve apartmanın alt katındaki depoları doluymuş. Onunsa hayattaki en büyük zevki bu arşivi.

"Yürürken bile gazete okuyabilirim ben. Memuriyete ilk atandığım yıllarda evimden işime yürüyerek geliyordum ve gazeteleri bu yürüme sırasında okurdum. O sırada işe otobüsle gelen arkadaşlarım beni görür, bir gün yoldaki ağaçlara çarpacağımdan endişe ederlermiş."

Yakutcan, Ispartalı. Sanat öğretmenliği mezunu. Gazete okumaya ilkokuldayken amcasının berber dükkânına gelen gazetelerle başlamış. Sonra tutku halini almış. Sadece Türkiye'de değil, dünyada olup biten olaylar onun ilgisini çekiyormuş; "Filipinler'de bin ev yanmış beni ilgilendiriyor, balinalar karaya vurmuş, dönemi var mı, inceliyorum, haberleri saklıyorum. Cinayet, eğitim, yangın, sanat..."

Hayatta tesadüf yoktur
Hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığına inanan Yakutcan'ın "Tanrı Zar Atmaz" adında bir kitabı var. "Her şey ya bir şeyin sonucu ya da sebebidir." diyor. Her olayın bir amacı olduğuna inandığı için sıra dışı olaylara, gelişmelere dair haberleri mutlaka saklıyor. "Biliyorum ki bir süre sonra onunla ilgili bir gelişme olacak." diyor. Mesela geçtiğimiz yıl Ankara'da yoğun yağmur yağışından dolayı sel baskınları olmuştu. 60 yıl önce aynı gün Ankara'da sel yaşandığını arşivindeki haberlerden ortaya çıkardı. Benzer şekilde İstanbul'daki sel baskınının olduğu güne dair tespitleri de var. Sadece bunlar değil daha birçok ilginç tespitleri ve iddiaları var. Mesela Susurluk kazası ile Leydi Diana'nın ölümüne sebep olan kazanın ortak yönleri gibi. 3,5 aylık çalışmasının sonucuna göre iki kazanın 28 ortak noktasını çıkarmış. Birkaçını şöyle sıralıyor; ikisi de pazar günü oldu, ölenlerin oturdukları yer aynı, arabadakilerin sayısı aynı, dört kişi vardı üçü erkek biri kadın. İki taraf da otelden çıkıyor. Biri Susurluk Çayı'nın geçtiği yerde biri Ren Nehri'nin geçtiği yerde oluyor.

Özal ve Erdoğan'a aynı tarife
Bir başka tespiti de Tayyip Erdoğan ve Özal'la ilgili. Erdoğan hakkında geçen aylarda birçok gazetede yayımlanan ve muhalefetin ithamları olan "tek adam, despot, padişah" haberleri aklına bir gün yeri gelir diye arşivlediği gazeteleri getirmiş. Tayyip Erdoğan için kullanılan bu argümanlar merhum Turgut Özal için de kullanılmış. Kupürleri ve analizini gazetelere ve internet sitelerine gönderen Yakutcan'ın bu tespitleri Erdoğan'ın da konuşmalarında yer almış. Fakat tüm bu haberlerde adı geçmemiş. Birçok haberde olduğu gibi. "Alıştım artık" dese de basının vefasızlığına üzülüyor.


zaman

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.