Üstad diyor ki!

Üstad diyor ki!
Ayasofya'yı kapalı tutmak Yunanlıya "ben yapamıyorum; sen gel de kendi hesabına aç" demekten farksızdır.

“Ayasofya'yı kapalı tutmak, bu toprağın üstündeki 70 milyon ve altındaki 30 milyar Türk'ün, semaları tutan lanetine hedef olmaktır. Gençler, Gençler! Bu gün mü, yarın mı bilemem! Fakat Ayasofya açılacak! Türk’ün bu vatanda kalıp kalmayacağından şüphesi olanlar, Ayasofya’nın da açılıp açılmayacağından şüphe edebilirler."

Yıllardır Türk milletini yüreğinden yaralayan Ayasofya'nın durumuna ilişkin tartışmalar tüm hızıyla sürüyor.

"İstanbul’da başka cami yok mu?" diyen zihniyettekilere merhum Üstad Necip Fazıl Kısakürek, Ayasofya mitinginde şu ibretamiz cevabı veriyor:

"Yalnız manayı anlasak yalnız onu yerine getirebilsek Ayasofya’nın kapıları sabır taşı gibi çatlar kendi kendine açılır. Ayasofya…”


VİDEO İÇİN TIKLAYINIZ...

Kısakürek Ayasofya mitinginde şu ifadeleri kullanıyor: “126 yıl boyunca dışardan batı emperyalizmasının, içerden de onların sadık ajanları sıfatıyla kozmopolitlerin, yahudilerin, dönmelerin, masonların ve nihayet hepsinin birden ana sermayesi ve gönüllü fedaisi halinde adı Türk, küfür tiptir cümlelerinin idare ettiği bu cereyan, Ayasofya'yı müzeye çevirmekle Türk'ün öz ruhunu müzeye kaldırmış olur.

Bizi bu hale getiren annelerimizin cennet kokulu başörtüsünü sarhoş kusmuğuna bez diye kullanan ahlakımızı, Paris’in dünya çapındaki şabanek kerhanesinden daha aşağıya düşüren, milli kültürümüzü çöplüğe ve milli iktisadımızı tımarhaneye çeviren, zekamızı maymunlaştıran ve kalbimizi kanserleştiren tarihi cereyanın kendi öz evimizde yüzümüze kapadığı oda, ruh ve mukaddesat odamız… Ayasofya budur!..

126 yıl boyunca dışardan batı emperyalizmasının, içerden de onların sadık ajanları sıfatıyla kozmopolitlerin, yahudilerin, dönmelerin, masonların ve nihayet hepsinin birden ana sermayesi ve gönüllü fedaisi halinde adı Türk küfür tiptir cümlelerinin idare ettiği bu cereyan, Ayasofya'yı müzeye çevirmekle Türk'ün öz ruhunu müzeye kaldırmış olur. Ayasofya, ne taş çizgi ne renk ne de hacim ne de bütün bunların madde senfonisi sadece mana yalnız mana.
Ayasofya,Türkün öz evi ve anayurdu içinde, güya Türklerin eliyle mânasından koparılıyor, duvarlarından Allah ve Resulünün mukaddes isimleri indiriliyor, iç sıvaları kazılıp putlar meydana çıkarılıyor ve Hilâlden ziyade Salibin faziletlerini ilâna memur bir müze, yani içinde İslâmiyet’in gömülü olduğu bir lahit haline getiriliyor. Salibin ağzından salyasını akıtıcı bir iştah telkiniyle, Türk'ün ruhiyle beraber maddesini, maddesiyle beraber de ruhunu Hıristiyanlık âlemine paşkeş çeken, "Buyurun, ne duruyorsunuz; gelin ve bizi esir edin!" diyen bir hava yaşatıyor.

Ayasofya'nın Hilâl hâkimiyetinden uzaklaştırılmasıyla düşmana aşılanan gayret, bir ordunun harp plânlarını satmaktan beter bir tehlike ve suç belirtir. Eğer o kökünden traş edilse ve yıkılsa bir şey değil de, bu haliyle, bütün bir milleti ve tarihi her an öldürüp yine dirilten ve tekrar öldüren bir felâket...

Ayasofya’nın kapılarıyla beraber ruhumuzu kilitlediler. Ayasofya'yı kapalı tutmak, Yunanlıya "Ben yapamıyorum; sen gel de kendi hesabına aç!" demekten farksızdır. Ayasofya'yı kapalı tutmak, bu toprağın üstündeki 70 milyon ve altındaki 30 milyar Türk'ün, semaları tutan lanetine hedef olmaktır. Gençler, Gençler! Bu gün mü, yarın mı bilemem! Fakat Ayasofya açılacak! Türkün bu vatanda kalıp kalmayacağından şüphesi olanlar, Ayasofya’nın da açılıp açılmayacağından şüphe edebilirler."



HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.