'Hayvandan da aşağı' yaratıklar kürtaj için sahnede

'Hayvandan da aşağı' yaratıklar kürtaj için sahnede
Kur’an-ı Kerim’in Araf Suresi’nde “hayvandan da aşağı” olarak tarif edilen taife “Ahlak… Edep…Haya” kavramlarını hiçe sayarak, “kürtaj hakkı” adı altında “cinayet hü

Bazı yayın organlarının kürtaj yasağını eleştirmek için yer verdiği haberlerinde kullanılan “Apışarama dokunma…”, “Vajina benim kime ne” şeklindeki ifadeler ise kamuoyunda büyük tepki gördü.

ÇİRKİNLİKLERİ ORTAYA DÖKÜLECEK DİYE KORKUYORLAR
Bağımsız İletişim Ağı (Bianet) tarafından başlatılan ‘Kürtaj Hakkı’ kampanyasına katılan gazeteci, yazar ve sanatçıların kullandıkları sloganlar, kürtajı savunanları deşifre etti.

Kampanya katılan kadınlar, karnına “Benim Bedenim, Benim Kararım”, “Kürtaj haktır”, “Ben üremek istemiyorum, (Cenini kastederek) Buna o karar verir, senin burada işin ne?”, “Çocuk yapmak sorumluluk ister”, “Kadınım doğurmayacağım, hamileyim, kürtaj olacağım”, “Arkadaşımın bedeni, arkadaşımın kararı. Sana ne” şeklinde ifadeler yazdılar ve çektirdikleri bu fotoğrafları Bianet internet sitesine gönderdiler.

FOTOĞRAF GALERİSİ İÇİN TIKLAYIN

Erkekler ise, “Sevgilimin Bedeni, Sevgilimin Kararı” yazılı dövizi taşıyan fotoğrafla kürtaj hakkını savundu.

Akit’e konuşan Prof. Dr. Sefa Saygılı, söz konusu kampanyanın üremek istemeyenlerin metodu olmadığını belirterek, “Bu kampanyayla gayri meşru ilişkiyi legalleştirmiş ve meşrulaştırmış hale getiriyorlar” dedi.

Prof. Dr. Saygılı, söz konusu kampanyanın doğru olmadığını belirterek, “Kürtajı bir doğum kontrol metodu gibi algılama söz konusu... Kürtaj anne karnında canlanmış olan, insanın minyatürü olan küçük insanın yok edilmesi ve öldürülmesi anlamına gelir. Bir nevi cinayet. Doğum kontrol metodlarıyla karıştırmak doğru değil. Bu olayda karmaşa oluşturarak propaganda yapıyorlar. Bu doğru değil” diye konuştu.

İLK BEBEK KATİLİ FİRAVUN
Özgür-Der Yönetim Kurulu üyesi Gülsüm Alpay ise “Kürtaj doğmamış çocuğu diri diri toprağa gömmektir. Oysa İslâm açısından anne karnındaki bebeğin yaşama hakkı olup olmadığına karar verme yetkisi anneye ait değildir” diyerek, “Türkiye’de evlilik dışı, nikâhsız ilişkilerin alabildiğine teşvik edildiği, özendirildiği bir vasatta kürtajı yasaklamaktan işe başlamak maalesef konuya tersten bakmaktır” şeklinde konuştu.

Alpay, devletin yukarıdan aşağıya mecbur tuttuğu laiklik, modernleşme veya İslâmsız bir hayat projesi ile kürtaj gibi açık bir cinayeti, gayri meşru bir ilişki biçimini meşru ve makûl bir hayat biçimine dönüştürdüğünü de ifade etti.

Liberal çevreler kadar sol-sosyalist, Kemalist ve Kürtçü çevrelerin de sözde kadını özgürleştirmek için kullandığı çerçeve sloganları olan “Beden benim; istediğimi yaparım. Çocuk benim değil mi, ister doğururum ister aldırırım, kimsenin namusu değiliz” sloganlarını hatırlatan Alpay, “Bu basit, fakat son derece yıkıcı klişe söylemlerin kadınları namus, iffet, sadakat ve aile anlayışından koparmayı hedeflediği çok açık” diye konuştu.
Alpay, “Kürtajı masumlaştıranların önemli bir kesimi; örtüyü, namazı, orucu ve diğer ibadetleri çirkin ve zararlı göstermek, hatta yasaklamak için canla başla mücadele etmişlerdi. Başörtüsü yasağını hukukî kılıflar uydurarak meşrulaştıranlar, kürtaja bilimsel kılıflar uydurarak, meşrulaştırmaya çalışıyorlar” dedi.

Kürtaj ile ilgili tartışmaların yeni başlamış bir ihtilaf olmadığını belirten gazeteci yazar Sibel Eraslan, tarihte kürtajı politik bir nüfus planlaması olarak kullanan ilk kişinin Firavun olduğunu, Hz. Musa’nın da kürtajdan kurtulmuş bir çocuk olduğunu ifade etti.

Eraslan, “Kürtaj aracılığı ile; nüfus planlaması yapılarak güçsüz bıraktırılması beklenen toplumların aleyhine kullanılan, bir toplumsal mühendislik olarak karşımıza çıkar” şeklinde konuştu. Medyanın bu tartışmalardaki yerine de değinen Eraslan, “Ayrıca bu konunun medya aracılığıyla mahremiyet hislerini hoyratça inciten şekilde tartışılmasını da ben doğru bulmuyorum” dedi.

“Kürtaj, henüz doğmamış bir insanın hayattan kazınması ise; canlı bir varlığın hayatı ya da ölümü hakkında nasıl karar vereceğiz?” diye soran Eraslan, bir Müslüman olarak “Bedenim benimdir” algısını da doğru bulmadığını sözlerine ekledi.

KÜRTAJ CİNAYET
Hülya Şekerci, kürtajın cinayet olduğunu söyleyerek, hiçbir canlının hayat hakkının elinden alınmaması gerekliliğinin altını çizdi. Şekerci, “Sağlık sorunu olmaması halinde, yapılmaması taraftarıyım. Bu yollarla bireyin hayat hakkı elinden alınmamalı” dedi.
Öte yandan, Hasta Hakları Aktivistleri Derneği Bursa Temsilcisi Takyettin Karakaya kürtaj ve sezaryene aciliyet dışında izin verilmemesini istedi.

Kenan Kıran / Koray Taşdemir – Yeni Akit


HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.