Tasfiye'nin adı mı değişti?
"Ne başsavcısın ne de sahada genel soruşturma yetkisine sahip bir savcı. Savcıların üstünde başsavcı gibi şekli bir üstünlüğünüz, sicil ve işbölümü yapma yetkiniz yoktur." diyen Bugün'den Gültekin Avcı, özel savcıların özel yetki dışına atanmasının teamüllere uygun olmadığına dikkat çekerek "Özel savcıların hepsi peyderpey gidiyor. "Başsavcı vekilliği" tasfiyenin yeni adı." analizinde bulundu.
İşte Avcı'nın yazısı:
Savcı Berk neden "Bilemiyorum" diyor?
Kararnamedeki özel savcıların kendi talepleri varmış.
Doğrudur.
Beni ilgilendiren, başka bir özel yetkili savcılığa veya özel yetkili başsavcı vekilliğine atanabilecekleri halde hepsinin özel yetkiden çıkarılması.
Şike operasyonunu yürüten ve Küçükçekmece Başsavcı Vekilliği'ne atanan Mehmet Berk'in özel yetkiyle ilgili sözleri arasında önemli satırlar var.
"...Oradakiler savcı, diğerleri değil diyemeyiz, görevlerimiz farklı. Kamuoyunda ses getiren bazı dosyalara bakınca bunun yansıması oluyor belki ama öyle dememek lazım... Dört yıl oldu zaten. Yorucu, yıpratıcı bir süre.
Acaba şike davası ile ilgisi var mı?
Bilemiyorum. Bu hususlarda pek bizim bilgimiz olmaz. Sadece dört yıllık süremiz doldu. Artık yorulduk da gerçekten. Hırpalandık. İtibarlı bir görev. Neyle alakası var yok, bilemem. İnsanlar yorum yapabilir."
Savcı Berk'in sözlerinin beni ilgilendiren kısmı burası.
Savcı Berk, atamayı kendi istese de özel yetki dışı atamanın "şike davası"yla ilgisi olup olmadığı sorusuna "Bilemiyorum" diyor.
Dahası "Kamuoyunda ses getiren bazı dosyalara bakınca bunun yansıması oluyor" diyerek gerçeği tesettürlü bir şekilde izhar ediyor.
HSYK'nın hışmını çekmemek için de haklı olarak dikkat ediyor.
Bu sözlerden anlaşılan, savcı Berk'in özel yetki dışı bir atamaya anlam veremediğidir.
Ve HSYK 1. Daire'nin özel savcıların bu atama talebini "Fırsatların kazası olmaz" anlayışıyla değerlendirmesidir.
Eğer özel yetki dışı bir atama istedilerse kuşkularımın muteber olmadığını kabul ederim.
Ama HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur'un "Biz talepleri doğrultusunda arkadaşlarımızı başsavcı vekili yaptık ama görev yerlerini dairece belirledik" açıklaması kuşkularımı güçlendiriyor.
Hâkim ve savcılara görev alanı belirleme yetkisi elbette ki HSYK'nındır.
Ama bu takdir yetkisi, hassas konumlarda, hassas yargı mensuplarında ve hassas zamanlarda nasıl kullanılıyor buna bakılmalıdır.
Daha özel yetkide ilk 4 senesini dolduran bir savcının, özel yetki dışına kendi talebi veya haklı bir sebep olmadan atanması teamüllere uygun değil.
Ergenekon savcısı Zekeriya Öz'ün genel yetkili başsavcı vekilliğine atanarak, terfi makyajlı tasfiyeye tabi tutulduğunu unutmadım.
Özel yetkide rüştünü ispatlamış, nitelikli terfi yapan, müfettiş ve başsavcı sicili düzgün bir savcının, yükselmesi de öncelikle yine özel yetki sahasında gerçekleşir.
Bu kuşkularım İstanbul Başsavcı Vekilliği'ne atanan Ergenekon savcısı Cihan Kansız, Balyoz savcısı Savaş Kırbaş için de geçerli.
Söylenildiği gibi Ergenekon soruşturması bitti mi, bir de savcı Cihan Kansız'a sorsaydınız ya.
Katılırsınız ya da katılmazsınız ama gördüğüm şudur:
Özel savcıların hepsi peyderpey gidiyor.
"Başsavcı vekilliği" tasfiyenin yeni adı.
"Savcı bey" desen az gelir, "başsavcım" desen fazla.
Bundan 11 sene önce 31 yaşında bir savcıyken 63 yaşlarında bir başsavcı vekili ağabeyim gülerek söylerdi "Biz ne deveyiz ne de kuş evladım" diye.
Ne başsavcısın ne de sahada genel soruşturma yetkisine sahip bir savcı.
Savcıların üstünde başsavcı gibi şekli bir üstünlüğünüz, sicil ve işbölümü yapma yetkiniz yoktur.
Savcı Berk'in anlattıklarına bakılırsa;
Belli ki yıpranmışlar.
Belli ki mesnetsizce itham ve iftiralar altında kalıp da tek kelimeyle bile kendilerini savunamamaktan yorulmuşlar.
Ama bu yorgunluğa değdi be sevgili savcılar, değiyor da...
Türk demokrasisinin narin duvarlarını delenleri ve milletin yorgun bağrına hançer saplayanları ilk kez adalet ve millet sahnesine çıkardınız.
Parlamento komisyonlarının çağrılarına kulak bile asmayanlar, bu milleti yıllardır inletenler, üniformayı siyaset ve kontrol ruhsatı sayanlar, vesayet ve seçkinciliğin dokunulmaz tanrıları ve demokratik sistemi fahişeye çevirenler nasıl sorgulanırmış gösterdiniz âleme.
Bilenler alkışladı, görenler şaşırdı, seçkinler dudak büktü ve hasım oldu.
Görev yaptığınız ufuklarda güneş batmak üzere olsa da...
Artık bizler çocuklarımıza İtalya'nın veya İspanya'nın savcılarını değil, sizleri anlatacağız.
Türkiye'nin efsane savcılarını...
Adaletin altın savaşçılarını...
Teşekkürler savcı Mehmet, savcı Savaş ve savcı Cihan!
Hafızalardan silinmeyeceksiniz hiçbir zaman.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.