Kardiyoloji değil Haberal Enstitüsü!
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Kardiyoloji Enstitüsü’nün; Ergenekon Terör Örgütü davasının tutuklu sanıklarından CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal’ı cezaevine göndermemek için adeta seferber olduğu ortaya çıktı. Mehmet Haberal’ın avukatlarının rapor taleplerine 1 günde cevap veren İÜ Kardiyoloji Enstitüsü’nün; Haberal’a ait üç adet fotoğrafın 20 gün süre ile temin etmeyerek taburcu olmasını engelledikleri belgelendi.
1- ÜÇ VESİKALIK FOTOĞRAF İÇİN 20 GÜN BEKLENMİŞ!
İÜ Kardiyoloji Enstitüsü’nde görevli 5 kişilik uzman doktor, Mehmet Haberal’ı muayene etmiş ve 16 Ekim 2009 tarihli raporunda; ‘’Enstitümüzün 3. servisinde 304 numaralı odada yatmakta olan Mehmet Haberal’ın durumu değerlendirilmiş ve tıbbi tedavisine ayakta devam edilerek bir ay sonra kontrole gelmek üzere taburcu edilmesine karar verilmiştir’’ denilmişti. İÜ Kardiyoloji Enstitüsü; söz konusu raporun ardından Haberal’ı tahliye etmesi gerekirken 20 gün boyunca beklemiş.
İÜ Kardiyoloji Enstitüsü’nün; Haberal’ın taburcu işlemleri için avukatından vesikalık fotoğraf istemiş, söz konusu fotoğraf 3 hafta sonra Kardiyoloji Enstitüsü’ne getirilmiş, ancak Haberal’ın rahatsızlandığı iddia edilerek sahte raporlarla taburcu işlemleri yapılmamış.
2- REFAKATÇİ İÇİN OLAĞANÜSTÜ ÇALIŞMA
Mehmet Haberal’ın mahkemeye gönderilmeyen sağlık raporuna ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede; Prof. Dr. Erhan Kansız, Prof. Dr. Cengiz Çeliker, Prof. Dr. Zerrin Yiğit, Prof. Dr. Hatice Sezer Karcier ve Prof. Dr. Nazmi Gültekin’in; Hipokrat Yemini’ni nasıl ihlal ettikleri tek tek sıralanıyor.
Haberal’ı tahliye etmemek için 20 gün boyunca fotoğraf bulamayan İÜ Kardiyoloji Enstitüsü, Haberal’ın refakatçi çıkarmak için olağanüstü çalışmada bulunmuş.
İddianamede; “Mehmet Haberal’ın avukatlarının 13.07.2010 tarihinde Kardiyoloji Enstitüsü’ne refakatçilik işlemleri ile ilgili dilekçe verdikleri, aynı gün dilekçeye cevap teşkil edecek şekilde refakatçi bulunmasının zorunlu olduğunu gösterir raporun şüpheli Nazmi Gültekin tarafından yazıldığı, bu yazının şüpheli Zerrin Yiğit’in imzasıyla şüpheli Erhan Kansız’a gönderildiği, şüpheli Erhan Kansız’ın da sanığın avukatlarına cevap verdiği, tüm bu işlemlerin aynı gün içerisinde gerçekleştiği, şüpheli Nazmi Gültekin tarafından yazılan yazı ile sanık avukatlarının Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdukları, Başsavcılığın olumlu görüş ile dilekçeyi Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne havale ettiği anlaşılmıştır” deniliyor.
3- AVUKATININ İSTEĞİ 1 GÜNDE YERİNE GETİRİLMİŞ
İddianamede; İÜ Kardiyoloji Enstitüsü’nün Haberal’ın avukatlarının taleplerini bir günde yerine getirdikleri şöyle anlatılıyor: “Bayraktar Hukuk Bürosu’nun (Haberal’ın avukatlığını yaptığı büro) Kardiyoloji Enstitüsü Müdürlüğü’ne hitaben yazdığı 03.03.2010 tarihli bir dilekçenin olduğu, dilekçenin Erhan Kansız imzalı 03.03.2010 tarih ve 483 sayılı yazı ile Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanlığına gönderildiği, 04.03.2010 tarihinde Nazmi Gültekin, Cengiz Çeliker, Murat Ersanlı, Zerrin Yiğit ve Barış Ökçün imzalı bir rapor tanzim edildiği, bu raporun Zerrin Yiğit imzalı 04.03.2010 tarih ve 109 sayılı yazı ile Kardiyoloji Enstitüsü Müdürlüğü’ne gönderildiği ve bu raporun 04.03.2010 tarihli yazı ile Bayraktar Hukuk Bürosuna gönderildiği, sanığın avukatlarının taleplerinin bir günlük süre içerisinde cevaplandırıldığı anlaşılmıştır.”
4- AVUKAT İSTEMİŞ, ENSTİTÜ HABERAL’IN YATARAK TEDAVİSİ İÇİN 1 GÜNDE RAPOR ÇIKARMIŞ
“Bayraktar Hukuk Bürosunun Kardiyoloji Enstitüsü Müdürlüğü’ne hitaben yazdığı 31.05.2010 tarihli bir dilekçenin olduğu, dosyada mevcut 01.06.2010 tarih ve 1135 sayılı yazı ile dilekçenin Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanlığına havale edildiği, aynı gün 01.06.2010 tarih ve 272 sayılı, Cengiz Çeliker, Sezer Karcıer, Nazmi Gültekin, Barış Ökçün ve Zerrin Yiğit imzalı, Mehmet Haberal’ın ‘Enstitüde yatarak tedavisinin gerekli olduğunu belirtir’ raporun tanzim edildiği, raporun 01.06.2010 tarih ve 255 sayılı yazı ile Kardiyoloji Enstitüsü Müdürlüğü’ne gönderildiği ve 01.06.2010 tarih ve 1139 sayılı yazı ile raporun Bayraktar Hukuk Bürosuna gönderildiği, sanığın avukatlarının taleplerinin bir günlük süre içerisinde cevaplandırıldığı anlaşılmıştır.”
5- ADLİ TIP KURUMU’NA SEVKİNİ ENGELLEMEK İÇİN ERKEN MESAİ YAPMIŞLAR!
İddianamede; İÜ Kardiyoloji Enstitüsü’nün, Haberal’ın Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmemesi için erken mesai yaparak rapor hazırladıkları şöyle anlatılıyor:
“Sanık hakkında yargılamayı sürdüren mahkemenin 15.12.2010 tarihli duruşmasında Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmesi kararı aldığı, bu kararın Bakırköy Cumhuriyet Savcılığının 17.12.2010 tarihli yazısı ile hastaneye bildirildiği, henüz bu karar bildirilmeden önceki akşam 16.12.2010 günü sanığın sağlık durumunda ciddi değişmelerin olduğu, bu durumun 17.12.2010 tarihli tutanakta belirtildiği, sanık avukatlarının da aynı gün 17.12.2010 tarihli dilekçe ile sanığın durumunu gösterir rapor istedikleri anlaşılmıştır. Sanık hakkında Adli Tıp Kurumuna sevk için alınan kararın raporun altında imzası bulunan şüpheli Nazmi Gültekin tarafından daha önceden haber alındığı, sanık avukatlarının da sanık hakkında düzenlenen 17.12.2010 tarihli rapordan haberdar olarak başvuruda bulundukları, zira sanık avukatlarının mahkemede alınan kararlar üzerine derhal sanığın sağlık durumunu gösterir raporların hazırlanması yönünde girişimlerde bulunduklarının dosyadaki dilekçelerden açık bir şekilde anlaşıldığı, bu şekilde sanık avukatlarının girişimi ile de sanığın 20.12.2010 günü Adli Tıp Kurumundaki muayeneye gönderilmesinin önüne geçildiği net olarak görülmektedir.”
Prof. Dr. Nazmi Gültekin’in, Mehmet Haberal’ın 16.10.2010 günü saat: 08.00 sıralarında sağlık durumunda değişiklik olduğuna dair rapor düzenlediği ve sonrasında hastaneye ulaşan mahkeme talimatının sağlık durumu gerekçe gösterilerek yerine getirilmesine engel olduğu belirtiliyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.