Türkler Avrupa’ya akın eder mi?
AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, EUobserver’a yaptığı açıklamada, Türkiye’yle vize muafiyeti müzakerelerini başlatma kararı alan AB üyelerine Türk göçmen akınıyla karşılaşmayacakları konusunda güvence verdi. Bağış, “Geçmişte Türklere ‘Avrupa’da yaşamak istiyor musunuz’ diye sorulduğunda yüzde 80’i ‘Evet’ diyordu. Şimdi ise yüzde 85’i ‘Hayır’ cevabını veriyor. Türk vatandaşları kendi ülkelerinde daha çok umut, daha iyi istihdam imkânları görüyor” dedi. Bağış’ın açıklamaları AB uzmanlarını böldü. Bazı uzmanlar, kitlesel bir göçün yaşanmayacağını belirtirken, bazıları da özellikle genç kesimin göç edebileceğine dikkat çekti. İşte görüşler...
'EKONOMİK KOŞULLAR İYİLEŞTİ GÖÇ OLMAZ'
Koç Ünv. Göç Araştırmaları Merkezi Proje Koordinatörü Dr. Ayşem Biriz KARAÇAY
VİZE muafiyeti söz konusu olduğunda, Türkiye’den doğrudan yoğun bir göç akımının gerçekleşmeyeceğini çeşitli göç senaryolarını inceleyerek ortaya koyan farklı araştırmalar da desteklemektedir. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın 2011 yılına ait Göç Raporu da Türkiye’den Avrupa’ya yönelen göç akımlarındaki düşüşe işaret etmiştir. Türkiye’de ekonomik koşulların göreceli olarak belli oranda iyileşmesi ve bunun yanında AB’deki ekonomik krizler elbetteki göç gibi zor bir kararın verilmesini zorlaştırmaktadır. Türkiye’den Avrupa’ya yönelecek göç sadece işgücü göçü veya düzensiz göç hareketleri olarak değerlendirilmemeli, hem Türkiye hem de Avrupa için faydalı olabilecek yatırım fırsatlarını da içeren bir süreç olarak görülebilmelidir. Vize muafiyetinin yanı sıra dikkate alınıp, ayrıntılı olarak incelenmesi gereken bir başka noktada da “Geri Kabul Anlaşması”dır. Bu anlaşma Türkiye üzerinden yasadışı olarak AB ülkelerine girecek üçüncü ülke vatandaşlarının tekrar geri gönderilmesiyle ilgili bir anlaşmadır. Bu anlaşmayla ilgili süreçte AB’nin, Türkiye’deki ilgili resmi ve idari kadrolara yeteri kadar maddi destek sağlayabilmesi ve külfet paylaşımını göstermesi gerekmektedir. Bu külfet paylaşımı Türkiye’deki göçmenlerin koşullarını daha iyi hale getirebilmelidir. Bunu yaptığı takdirde AB, elini taşın altına koyduğunu göstermiş olacaktır.
‘TÜRKİYE'DEN AB'YE ARTIK KİMSE GİTMEZ’
Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Can BAYDAROL
TERSİNE akım olacağını düşünüyorum. Şimdi Ankara Anlaşması’nın bir matematiği var. Bu, 60’lı yılların matematiği. OECD’nin kurulması, Marshall yardımının ortaya çıkması, kalkınan Avrupa ekonomisi ve Türk işçilerine ihtiyaç duyulan dönemler... Ama bugün tüm dünyada eksen kayması yaşanıyor. Bugün Türk ekonomisi, 1960’lı yılların Alman ekonomisine benziyor. Şu an Türkiye’de üretim gerçekleşiyor. İş bulmak için yurtdışına gidecek Türklerin olması bir hayaldir. Hem Avrupa’daki kriz, işsizlik had safhaya vurdu, hangi Türk Avrupa’da iş bulacak. Vize kolaylığını aslında Türkiye uyguluyor. İstanbul’da yaklaşık 1 milyon kaçak işçi bulunuyor. Ben tam tersine Türkiye’ye göç olacağını düşünüyorum. Türkiye’den kimse gitmez.
'TÜRKİYE DEĞİŞTİ AB'NİN KORKUSU YERSİZ'
Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şule KUT
TÜRKİYE’den göç olacak diye AB’nin korkmaması gerektiğini düşünüyorum. Sadece AB’deki kriz nedeniyle değil Türkiye’nin kendi içindeki ekonomik refahı nedeniyle böyle bir akın olmayacaktır. Avrupalının korkusu kapılar açılırsa Türkler gelir şeklinde. Bu korkunun altında 1960’lı yıllarda Türkiye’den Almanya’ya yaşanan Türk göçü ve sonrasında yaşanan entegrasyon sorunları bulunuyor. Bu nedenle Türkiye’den kitlesel göçlerin sıkıntı yaratacağını düşünüyorlar. Ama artık böyle bir durum yok. O zamanın Türkiye’si ile bugünün Türkiye’si birbirinden çok farklı.
'AVRUPALI'NIN KENDİ İNSANI BİLE MUTSUZ'
Gazeteci-Yazar Ümit ZİLELİ
BENCE Türkiye’den AB’ye akın akın bir göç yaşanmaz. Ama bu halkın burada mutlu olmasından değil AB’deki siyasi ve ekonomik nedenlerden ötürü olur. Çünkü AB ülkeleri Euro krizinden dolayı neredeyse çözülme aşamasına gelmiş durumda. İş bulmak artık eskisi gibi kolay değil. Avrupalının kendi insanı bile mutsuz. İşin bir de siyasi yönü var. Faşizm ve ırkçılık Avrupa’da fena halde yükseliyor. Gelecek seçimlerde faşistlerin kazanacağına dair öngörüler var. Yani vize muafiyet olsa da göç olamaz.
'BİR YERE KAPAĞI ATARIM DİYE DÜŞÜNENLER OLABİLİR'
Bilkent Ünv. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa KİBAROĞLU
AVRUPA’nın, kapılar açıldığında 10 milyon Türk’ün Avrupa’yı basacağı gibi bir korkusu var. Ben vize muafiyeti olduğunda çok büyük sayıda insanın oraya gitmek isteyeceğini düşünmüyorum. AB’nin bugüne kadar bahane ettiğinin çok çok altında bir sayıda göçmen gidebilir. Ancak yüzde 10’u gibi bir oranda gidenler olabilir. Genç biridir, Buradaki şartlar daha zor, oraya gidersem bir yere kapağı atarım diye düşünenler olabilir. Ama artık AB’de iş aslanın ağzında. Vize muafiyeti olsa da çalışma hakkı yok. Eskiden Avrupalının beğenmediği işleri yapması için göz yumulan göç politikası vardı ama bugün Avrupalılar o beğenmedikleri işler için sıraya giriyor. Bu nedenle Türk insanı zor şartlarda yaşamayı göze almayacaktır.
‘GİDENLER OLUR AMA İŞ BULAMAYINCA DÖNERLER’
Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cengiz AKTAR
AB’ye daha önce üye olmuş ülkelerde de benzer süreçler yaşandı. Bunun en tipik örneği İspanya’dır. Avrupalılar, İspanyolların akın akın ülkelerine geleceğini söylüyorlardı ama böyle bir şey olmadı. Olmadığı gibi legal bir şekilde daha önce AB’de yerleşmiş olan İspanyollar geri dönmeye başladı. Dolayısıyla AB’nin bu göç korkusu beyhude bir korku. Gitmek isteyen olmayacak mı tabii ki olacaktır. Ama vize muafiyetiyle yalnızca serbest seyahat hakkı alınıyor. Yani oturum ve çalışma hakkı yok. Gitmek isteyen gider, iş arar. İş bulamayınca geri döner gelir. Yani AB’ninki beyhude bir korku.
'BU BİR GÖÇ OLAYI DEĞİL, BİR SEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜDÜR'
Türkiye-AB Derneği Onursal Başkanı Prof. Dr. Haluk GÜNUĞUR
VİZEYLE ilgili son gelişmeler, Türkiye’den AB’ye göçü gündeme getirmez. Çünkü seyahat özgürlüğü farklı, serbest dolaşım farklıdır. Kişi bir AB ülkesine gittiğinde, bir süre kalacak, ama eninde sonunda ülkesine dönecektir. Bu bir göç olayı değil, bir seyahat özgürlüğüdür. Birtakım idari formalitelerin, sınır kapılarındaki formalitelerin, vize almak için konsolosluklar önünde yaşanan sıkıntıların kaldırılmasıdır. Bunun ekonomik bir faaliyet olan “serbest dolaşım”la bir ilgisi yoktur. AB’ye üye olan Bulgar ve Romenler dahi, hâlâ oturma izni ve çalışma özgürlüğü konularında kısıtlamalarla karşılaşıyorlar. Serbest dolaşım, ekonomik faaliyetleri sürdürmek amacıyla bir Avrupa ülkesine gidip orada sürekli kalmak ve bir başka AB ülkesine geçip orada çalışmak hakkıdır. Vizenin kaldırılması, Türkiye tarafından paraf edilen Geri Kabul Anlaşması’nı da karşılıklılık koşuluyla hayata geçirmiş olacak. Bu bir süreçtir. Türkiye AB’ye, “Ben şu aşamada bunun gereğini yapamam, bana vize muafiyetini getirdiğini görmek istiyorum” diyor. Avrupa tarafı da, “Ben de Geri Kabul Anlaşması’nın uygulamasını göreceğim” diyor. İki taraf da bu konuda birbirlerine güvenmediklerinden karşılıklı yükümlülükleri eşzamanlı olarak yürürlüğe koymak gerek. Sorun buradan kaynaklanıyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.