Bu da nerden çıktı şimdi?
Yayınlanma:
Zaman Yazarı Mümtaz'er Türköne, durduk yerde İmam Hatip okullarını gündemine alarak, bu okulların artık misyonunu tamamladığını ileri sürdü ve Bu alan bataklık bir alan diye yazdı. Türkönenin bu görüşüne İmam Hatip camiasından anında tepki geldi
Başbakan Erdoğan’ın İHL’li olduğunu, yakın çevresinde çok sayıda İHL’li bulunduğunu ifade ederek, son eğitim reformunun da İmam-Hatiplerin önünü açacak, itibarını yükseltecek şekilde ilerlediğini belirten Türköne, “4+4+4'ün ikinci aşaması için bazı okullar İmam-Hatip ortaokullarına dönüştürülüyor. Peki doğru mu?” diye sordu ve şu cevabı verdi:
“İmam-Hatiplerin artık misyonunu tamamladığını ve bu okullar üzerine inşa edilecek din eğitiminin ve doğrudan genel eğitimin gelecekte büyük sorunlara yol açacağını düşünüyorum. Bu alan bataklık bir alan. Mevsime göre sular çekiliyor, mevsime göre her adımınız batağa gömülüyor. İmam-Hatip modelinin eğitim sistemi içindeki ağırlığı din eğitimi sorununu çözmüyor, tersine sürekli bir siyasî bir kavga konusu olarak gündemde tutuyor. Devlet iktidarı için verilen kavganın gerekçelerinden birini bu tartışma oluşturuyor. Halbuki İmam-Hatiplerin karşıladığı ihtiyacın artık devletin dışına çıkartılması, yani sivil topluma emanet edilmesi gerekiyor.”
Türköne, bugün bu okullara duyulan ihtiyacı karşılayacak alternatifler olduğunu ileri sürerek, “İmam-Hatipler artık tarihi misyonunu tamamladı. Bu okullar vasıtasıyla toplumun din eğitimi ihtiyacını karşılamak artık doğru değil. Genel eğitim içine sokulan seçmeli dersler, zaten bu okulların gördüğü ihtiyacı karşılayacak. Artık miadını dolduran bu okullarda ısrar etmek, sadece bu okullardan mezun olanların nostaljik özlemlerini tatmin eder. Ne din eğitimine, ne de eğitim sistemine bir katkı sağlamaz. Genel eğitim sistemi, bu modelin baskısı altında ezilir” dedi.
ANINDA TEPKİ
SOLMAZ: ÜZÜLEREK OKUDUM
Zaman Yazarı Türköne’ye anında tepki geldi. İmam Hatiplilerin derneği ÖNDER’in Onursal Başkanı İbrahim Solmaz “Sayın Mümtaz’er Türköne’nin İmam Hatip Liseleri ile ilgili talihsiz yazısını üzülerek okudum…” dedi ve şu tepkiyi gösterdi: “Sayın Türköne’nin 28 Şubatçılar’ın yaptıkları iyi idi dercesine bir tavır içinde olmasını da anlamak mümkün değildir…”
Bu bakımdan hem kamuoyunu bilgilendirmeye ve hem de Türköne’yi aydınlatmaya ihtiyaç olduğunu ifade eden Solmaz, şunları kaydetti:
“İmam Hatip Liseleri sadece dini eğitim veren bir okul değildir, hem İlahiyat Fakültelerine hem de Yükseköğrenime öğrenci yetiştiren öğretim kurumlarıdır. Bu bakımdan bu okulları ihtiyaçla sınırlandıralım demek son derece yanlıştır. İhtiyaç halkın benimsemesi ve talebiyle ilgili bir konudur.
İmam Hatip Liseleri misyonunu tamamlamış değildir, bilakis bu okullara 28 Şubat’ta açık bir haksızlık yapılmıştır; Orta kısmı haksız bir şekilde kapatılmış, Üniversiteye girişleri katsayı uygulaması ile engellenmiş, açık olan okul binaları elimizden alınmış, marifetli müdürler vasıtası ile okula kaydolmak isteyen öğrenciler adeta kapıdan kovulmuş, öğretmen verilmediği için okullarda çok uzun süre ders yapılamamış, başörtüsü sebebiyle öğrenciler okula yaklaştırılmamıştır.
Şimdi hak yerini bulmuş, haksızlık ancak 15 yıl sonra giderilebilmiştir. Bu haksızlığın giderilmesinde özellikle Sayın Başbakanımız başta olmak üzere emeği geçenlere yürekten teşekkür ediyoruz. Şu anda yapılan sadece bir hakkın iadesidir. Ancak, 15 yıldır mağdur edilen yüz binlerin mağduriyeti ne olacak diye de sormamız lazım. Neredeyse yakın çevresi ile beraber her ailede en az bir mağduriyet oluşmuştur.
Evet, bu okullar dünyada benzeri olmayan Türkiye’ye özgü bir modeldir. Ve bu model gerçekten halk ve devlet yakınlaşmasını sağlamıştır. Bugün dindar insanların devletle yakınlaşmasında en büyük etken İmam Hatip Liseleri olmuştur.
4+4+4 ile bazı okulların İmam Hatip okulları yapılması doğru mu diye sorması son derece abestir. İmam Hatip Orta kısmına gitmek isteyen öğrencilere Bakanlığın fiziki imkânlar hazırlaması kadar tabii başka ne olabilir ki?
1997 yılında 609 İmam Hatip Lisesi vardı 610.000 öğrencimiz vardı ve o tarihte halk tarafından yapılmış açılmayı bekleyen 125 tane hazır bina vardı ve onlar açılamadı. Aradan tam 15 yıl geçti şu anda 300.000 öğrenci bu okullarda okumaktadır. Haksızlığın giderilmesi ile beraber halkın bu okullara teveccühünü de bu yıl göreceğiz.
Bugün bu okullara duyulan ihtiyacı karşılayacak alternatifler maalesef bulunmamaktadır. Orta öğrenime konan seçmeli dersler (Kur’an-ı Kerim ve Siyer-i Nebi) alternatif olamaz. Olsa olsa dini öğrenimden yıllardır tamamen mahrum olan Orta öğrenim öğrencilerinin hiç olmazsa bir nebze de olsa dinini öğrenmesine vesile olacaktır.
Diyanet işleri Başkanlığının hafızlık eğitimi süreci maalesef ortaokulda dışarıdan bitirme imkânı verilmediği için kısmen dahi olsa zayıflayacaktır. Yine bunun da açığını İmam Hatip Liseleri bünyesinde oluşturulacak Hafızlık proje sınıfları ile telafi edilebilmesi mümkün olabilecektir.
Bu okullarda okuyan bizler nostaljik özlem peşinde değiliz. Bilakis 28 Şubat ile yok edilmeye çalışılan İmam Hatip Liselerine yapılan haksızlığın son bulmasının takipçisiyiz. Buna karar verecek olan da Alicenap Halkımızdır.
Katsayının kalkması Orta bölümünün yeniden açılması ve kısacası haksızlığın son bulması ile beraber halkımızın bu okullara teveccühü her şeyi çok daha net olarak ortaya koyacaktır.
Sayın Türköne’nin 28 Şubatçıların yaptıkları iyi idi dercesine bir tavır içinde olmasını da anlamak mümkün değildir. Çünkü onların da söyledikleri “bu okulları sınırlandıralım” demekten başka bir şey değildi.
Ömürleri tamamlanan İmam Hatip Liseleri değildir. Ömürleri tamamlanan 28 Şubat’tır. İmam Hatip Liseleri bu ülkeye, bu millete daha çok hizmet edecek ve daha birçok güzel işlerin altına imza atacaktır.
İmam Hatip Liselerinin haklarının iadesi korku imparatorluğunun son bulması ve darbe döneminin kapanmasıdır.
Sayın Mümtaz’er Türköne’nin halimizden anlamaması normaldir. Kendi çocuğu 300 üzerinden 290 puan almış olsa bile üniversiteye giremeseydi acaba ne hissederdi diye sormak lazım.
Damdan düşenin halinden ancak damdan düşen anlar.
Bizi en iyi Sayın Başbakanımız anlamaktadır.”
“İmam-Hatiplerin artık misyonunu tamamladığını ve bu okullar üzerine inşa edilecek din eğitiminin ve doğrudan genel eğitimin gelecekte büyük sorunlara yol açacağını düşünüyorum. Bu alan bataklık bir alan. Mevsime göre sular çekiliyor, mevsime göre her adımınız batağa gömülüyor. İmam-Hatip modelinin eğitim sistemi içindeki ağırlığı din eğitimi sorununu çözmüyor, tersine sürekli bir siyasî bir kavga konusu olarak gündemde tutuyor. Devlet iktidarı için verilen kavganın gerekçelerinden birini bu tartışma oluşturuyor. Halbuki İmam-Hatiplerin karşıladığı ihtiyacın artık devletin dışına çıkartılması, yani sivil topluma emanet edilmesi gerekiyor.”
Türköne, bugün bu okullara duyulan ihtiyacı karşılayacak alternatifler olduğunu ileri sürerek, “İmam-Hatipler artık tarihi misyonunu tamamladı. Bu okullar vasıtasıyla toplumun din eğitimi ihtiyacını karşılamak artık doğru değil. Genel eğitim içine sokulan seçmeli dersler, zaten bu okulların gördüğü ihtiyacı karşılayacak. Artık miadını dolduran bu okullarda ısrar etmek, sadece bu okullardan mezun olanların nostaljik özlemlerini tatmin eder. Ne din eğitimine, ne de eğitim sistemine bir katkı sağlamaz. Genel eğitim sistemi, bu modelin baskısı altında ezilir” dedi.
ANINDA TEPKİ
SOLMAZ: ÜZÜLEREK OKUDUM
Zaman Yazarı Türköne’ye anında tepki geldi. İmam Hatiplilerin derneği ÖNDER’in Onursal Başkanı İbrahim Solmaz “Sayın Mümtaz’er Türköne’nin İmam Hatip Liseleri ile ilgili talihsiz yazısını üzülerek okudum…” dedi ve şu tepkiyi gösterdi: “Sayın Türköne’nin 28 Şubatçılar’ın yaptıkları iyi idi dercesine bir tavır içinde olmasını da anlamak mümkün değildir…”
Bu bakımdan hem kamuoyunu bilgilendirmeye ve hem de Türköne’yi aydınlatmaya ihtiyaç olduğunu ifade eden Solmaz, şunları kaydetti:
“İmam Hatip Liseleri sadece dini eğitim veren bir okul değildir, hem İlahiyat Fakültelerine hem de Yükseköğrenime öğrenci yetiştiren öğretim kurumlarıdır. Bu bakımdan bu okulları ihtiyaçla sınırlandıralım demek son derece yanlıştır. İhtiyaç halkın benimsemesi ve talebiyle ilgili bir konudur.
İmam Hatip Liseleri misyonunu tamamlamış değildir, bilakis bu okullara 28 Şubat’ta açık bir haksızlık yapılmıştır; Orta kısmı haksız bir şekilde kapatılmış, Üniversiteye girişleri katsayı uygulaması ile engellenmiş, açık olan okul binaları elimizden alınmış, marifetli müdürler vasıtası ile okula kaydolmak isteyen öğrenciler adeta kapıdan kovulmuş, öğretmen verilmediği için okullarda çok uzun süre ders yapılamamış, başörtüsü sebebiyle öğrenciler okula yaklaştırılmamıştır.
Şimdi hak yerini bulmuş, haksızlık ancak 15 yıl sonra giderilebilmiştir. Bu haksızlığın giderilmesinde özellikle Sayın Başbakanımız başta olmak üzere emeği geçenlere yürekten teşekkür ediyoruz. Şu anda yapılan sadece bir hakkın iadesidir. Ancak, 15 yıldır mağdur edilen yüz binlerin mağduriyeti ne olacak diye de sormamız lazım. Neredeyse yakın çevresi ile beraber her ailede en az bir mağduriyet oluşmuştur.
Evet, bu okullar dünyada benzeri olmayan Türkiye’ye özgü bir modeldir. Ve bu model gerçekten halk ve devlet yakınlaşmasını sağlamıştır. Bugün dindar insanların devletle yakınlaşmasında en büyük etken İmam Hatip Liseleri olmuştur.
4+4+4 ile bazı okulların İmam Hatip okulları yapılması doğru mu diye sorması son derece abestir. İmam Hatip Orta kısmına gitmek isteyen öğrencilere Bakanlığın fiziki imkânlar hazırlaması kadar tabii başka ne olabilir ki?
1997 yılında 609 İmam Hatip Lisesi vardı 610.000 öğrencimiz vardı ve o tarihte halk tarafından yapılmış açılmayı bekleyen 125 tane hazır bina vardı ve onlar açılamadı. Aradan tam 15 yıl geçti şu anda 300.000 öğrenci bu okullarda okumaktadır. Haksızlığın giderilmesi ile beraber halkın bu okullara teveccühünü de bu yıl göreceğiz.
Bugün bu okullara duyulan ihtiyacı karşılayacak alternatifler maalesef bulunmamaktadır. Orta öğrenime konan seçmeli dersler (Kur’an-ı Kerim ve Siyer-i Nebi) alternatif olamaz. Olsa olsa dini öğrenimden yıllardır tamamen mahrum olan Orta öğrenim öğrencilerinin hiç olmazsa bir nebze de olsa dinini öğrenmesine vesile olacaktır.
Diyanet işleri Başkanlığının hafızlık eğitimi süreci maalesef ortaokulda dışarıdan bitirme imkânı verilmediği için kısmen dahi olsa zayıflayacaktır. Yine bunun da açığını İmam Hatip Liseleri bünyesinde oluşturulacak Hafızlık proje sınıfları ile telafi edilebilmesi mümkün olabilecektir.
Bu okullarda okuyan bizler nostaljik özlem peşinde değiliz. Bilakis 28 Şubat ile yok edilmeye çalışılan İmam Hatip Liselerine yapılan haksızlığın son bulmasının takipçisiyiz. Buna karar verecek olan da Alicenap Halkımızdır.
Katsayının kalkması Orta bölümünün yeniden açılması ve kısacası haksızlığın son bulması ile beraber halkımızın bu okullara teveccühü her şeyi çok daha net olarak ortaya koyacaktır.
Sayın Türköne’nin 28 Şubatçıların yaptıkları iyi idi dercesine bir tavır içinde olmasını da anlamak mümkün değildir. Çünkü onların da söyledikleri “bu okulları sınırlandıralım” demekten başka bir şey değildi.
Ömürleri tamamlanan İmam Hatip Liseleri değildir. Ömürleri tamamlanan 28 Şubat’tır. İmam Hatip Liseleri bu ülkeye, bu millete daha çok hizmet edecek ve daha birçok güzel işlerin altına imza atacaktır.
İmam Hatip Liselerinin haklarının iadesi korku imparatorluğunun son bulması ve darbe döneminin kapanmasıdır.
Sayın Mümtaz’er Türköne’nin halimizden anlamaması normaldir. Kendi çocuğu 300 üzerinden 290 puan almış olsa bile üniversiteye giremeseydi acaba ne hissederdi diye sormak lazım.
Damdan düşenin halinden ancak damdan düşen anlar.
Bizi en iyi Sayın Başbakanımız anlamaktadır.”
Güncel
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.