Esed'i terletecek plan

Esed'i terletecek plan
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı konuşmada, Suriye'ye karşı uygulanacak eylem planını açıkladı. İşte Türkiye'nin, Suriye eylem planı...

Türk jetini uyarmadan vuran Suriye’ye karşı izlenecek yol haritasını Başbakan Erdoğan açıkladı.

“Bu olaydan sonra artık yeni bir aşamaya geçilmiştir” dedi.

Şam yönetimini köşeye sıkıştıracak eylem planının ipuçlarını verdi.

1-) Angajman kuralları değişti

"Suriye sınırındaki güvenlik riskleri hiçbir şekilde tolere edilmeyecek, karşılıksız bırakılmayacak. TSK angajman kuralları yeni aşamaya göre değiştirildi. Sınırda güvenlik riski oluşturacak her askeri unsur tehdit olarak değerlendirilip askeri hedef olarakmuamele görecek.”

2-) Muhaliflere her türlü destek

“Suriye halkı eli kanlı diktatör ve çetesinden kurtuluncaya kadar Türkiye gereken her türlü desteği verecektir. Buradan bir kez daha Suriyeli kardeşlerimize yürekten sesleniyorum; muhakkak ki Allah’ın yardımı yakındır. Haklı mücadelelerinde her zaman yanlarındayız.”

3-) “İç ve dış kamuoyu bilgilendirilecek.

BM, Arap Ligi ve NATO gibi kuruluşlarla diplomasi trafiği sürecek. Türkiye yerini, zamanını ve yöntemini kendi tayin ederek bu haksızlığa karşı uluslararası hukuktan doğan haklarını kullanacak. Gereken adımları kararlılıkla atacak.”

Diktatörün destekçilerine: Yaptıklarınızı iyi biliyoruz!

Başbakan Erdoğan eli kanlı diktatör Esed’e arka çıkan ülkelere de mesaj gönderdi. Türkiye’nin büyümesinden rahatsızlık duyduklarını söyledi.

“Türkiye’ye yönelik terörü desteklediğinizi, bölgedeki kukla yönetimleri ülkemize karşı kışkırttığınızı çok iyi biliyoruz ve görüyoruz. Bölgede kadastro mühendisliğine asla göz yummayacağız” dedi.

Suriye ikili anlaşmaları da ihlal etti

Silahsız Türk keşif uçağını düşüren Suriye’nin sadece sadece uluslararası değil iki ülke arasında imzalanan anlaşmaları da ihlal ettiği ortaya çıktı. 14 Ekim 2008’de iki ülke arasında imzalanan Arama ve Kurtarma Hizmetlerinin Koordinasyonuna dair anlaşmanın birçok maddesinin çiğnendiği tespit edildi. Arama ve kurtarmaya yardım etmeyen Suriye, Türkiye’den yardıma giden CASA uçağına da ateş açtı. BUGÜN’ün ulaştığı anlaşma metninde, “Türkiye ve Suriye tarafına Doğu Akdeniz’de meydana gelecek hava ya da deniz olaylarında, kazazedenin uyruğuna, statüsüne ve kazanın gerçekleştiği bölgenin durumuna bakılmaksızın en uygun yardımı sağlamak üzere acil önlemleri ivedilikle alacaktır” deniliyor.

SURİYE’DEN BİR HÜCUMBOT GELDİ

Arama ve Kurtarma Hizmetlerinin Koordinasyonuna Dair Anlaşmaya Türkiye adına Başbakanlık Denizcilik Müsteşarı Hasan Naiboğlu ile Suriye adına Hava Ulaştırmasından Sorumlu Ulaştırma Bakan Yardımcısı Dr. Mahmoud Zanbouaa imza attı. Her iki ülke de hava ve denizde arama kurtarma hususunda işbirliğinin önemini ve hızlı arama kurtarma hizmetlerinde bulunmayı taahhüt etti. Anlaşmayla arama kurtarmadan sorumlu kurumlar Suriye adına Sivil Havacılık İdaresi, Hava Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri, Türkiye adına İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü olarak belirlendi. Ankara ve Şam’da kurulan Kurtarma Koordinasyon Merkezleri, Türk jetinin düşürülmesiyle devreye girdi. Telefon ve telsiz haberleşmelerinde acil yardım çağrısı yapıldı. Buna rağmen Suriye yardıma tek hücumbotuyla katıldı. Yardıma giden Türk filosunda yer alan Genelkurmaya ait CASA uçağına da ateş açıldı. Dışişleri ve Genelkurmay Suriye tarafına acil kodlu uyarı telefonu ulaşınca ikinci bir facia son anda önlendi.

İLK MÜDAHALE ŞAM'IN SORUMLULUĞU

Anlaşmanın 4. maddesinde yer alan “Yardıma ihtiyaç duyan tehlikedeki bir hava aracını veya geminin pozisyonunun bilindiği bir durumda eylem, uçağın veya geminin bulunduğu arama kurtarma sahasının Kurtarma Koordinasyon Merkezi tarafından başlatılacaktır” hükmü Suriye’nin izlediği karartmayı gözler önüne serdi. Bumaddeye göre düşürülen Fantom-4 Suriye’nin Lazkiye kıyısına yakın olduğu için arama kurtarmayı Şam yönetiminin ivedilikle başlatması gerekiyordu.

ESED YÖNETİMİNE MEYDAN OKUMA

Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay: Suriye'ye verilecek tepkinin yeri, zamanı ve yöntemini Türkiye'nin belirleyeceğinin açıklanması tüm haklılığın dünyaya duyurulması konusunda önemli bir adım oldu. Başbakan Erdoğan'ın muhaliflere her türlü desteğin verileceğini açıklaması artık sadece lojistik anlamda değil silah ve daha birçok konuda yardımcı olunacağı anlamına geliyor. Bunu açıkça dile getirmiş oldu. Bu bir bakıma Esed yönetimine meydan okumadır. Önemli bir ayrıntı da bundan sonraki her adımda cevabın hemen verileceğinin belirtilmesidir. Tüm dünyaya hitap eden bir mesajdı. Özellikle Arap dünyasında 15'e yakın medya kuruluşu canlı izledi ve yayınladı. Orada da Türkiye'nin atacağı adım merak konusuydu. Bu konudaki en iyi açıklamayı Başbakan yapabilirdi öyle de oldu.

TAMPON BÖLGENİN HABERCİSİ

Ankara Strateji Enstitüsü Ortadoğu Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Akif Okur: Başbakan'ın açıklamalarındaki en önemli bölüm TSK'nın angajmanı ile ilgili kurallarda değişikliğe gideceğini açıkladığı yerdi. Bu bir tampon bölgenin habercisidir. Başbakan Türkiye sınırlarına yaklaşan Suriyeli askeri unsuru tehdit olarak görüp cevap vereceğini belirtti. Yani sınırlar artık daha ileriye doğru ulaşmış oluyor. Burada önemli olan artık saldırı değil, sınıra yaklaşıldığında bile tehdit olarak ele alınacağıdır. Yanlış anlaşılmasın insani koridorla alakası yoktur. Türkiye bu durumda iki şey yapmış oldu. Birincisi kendisine karşı yapılan saldırının haksızlığını uluslararası topluma tescil ettirdi. NATO ve Birleşmiş Milletlere duyurdu. İkincisi ise Türkiye'nin hukuk devleti olduğunu göstermiş ve anlatmış oldu. Ayrıca Başbakanın farklı dillere çevrilen açıklamaları dünyanın izlediği krizde Türkiye'nin haklılığını çok iyi bir şekilde anlatmış ve teyit etmiş oldu. Başbakan bunu yaparak Esed rejiminin de canını yakmış oluyor.

SURİYE'YE VE DÜNYAYA ÖNEMLİ MESAJLAR VERDİ

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı ve Ortadoğu Uzmanı Prof. Dr. Kamer Kasım: Başbakan beklenen açıklamayı yaptı. Ama en önemlisi angajman kurallarının değiştiğini açıklaması. Türkiye'ye karşı yapılan sınır ihlalleri artık tehdit olarak algılanacak. Bunun önemi şurada: Suriye'deki mülteciler sürekli Türkiye'ye giriş yapıyordu ve Suriyeli askerler taciz ateşinde bulunuyorlardı. Hatta bir keresinde Kilis'teki konteynırı vurmuşlardı. Türkiye bunlara cevap vermemişti. Ama artık bu tarz yaklaşımlar olduğunda anında cevap verilecek. Ayrıca Türkiye bu durumu NATO gündemine taşıdı ve dünyaya haklılığını vurguladı. Dostluğun ve düşmanlığın önemine dikkat çekmesi de önemliydi. Ayrıca Arap ve İngiliz basınından canlı izlenmesi Suriye'ye verilecek cevabın verilmesi açısından önemliydi. İngilizceye çevrilmiş olması zaten açıklamanın tüm dünyaya duyurulması anlamına geliyor.

HEP İYİ NİYETLİYDİK

Emekli Pilot Binbaşı İlhan Güler: Daha önce Suriye'den bu tarafa ateş edildi. Polisimiz yaralandı. Türkiye komşuluk ilişkileri kapsamında bunu sinesine çekti. Ama bu olaydan sonra artık Türkiye'nin bir tarafa itecek bir durumu kalmadı. Bu tür olaylarda geçmişteki iyi niyet kapsamında değil de yapılanlara karşı artık aktif tavır alınacağı kastediliyor. Suriye bizim için hiçbir zaman tehdit olmadı ve olmamalıdır. Bu ülkeleri oluşturan halklar tamamen ortak kültürlere sahipler. Hiçbir zaman birbirine düşman olmadılar. Ama bunları düşman etmek isteyenler öteden beri var. Zalimler bugün var, yarın yok. Ömürleri belli. Ama bu milletler ilelebet var.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.