YDH.. DPI.. Hataların tekrarı!

YDH.. DPI.. Hataların tekrarı!
"Başarısızlıkları"nı halk nezdinde de tescillemişler ama.. Her Türk insanında bulunan "mahcubiyet"ten yüzlerinde milim eser yok..

Muhteremin birisi (Cengiz Çandar), gençlik yıllarında Doğu Perinçek'in yanıbaşında idi.. Bir dönem yurtdışına kaçtı.. O dönem sosyalistlerde moda olduğu üzere, Filistin kamplarında direnişçilik eğitimi aldı. (İsrail'e karşı mücadeleye can kurban. Ama bunların esas derdi, Türkiye içinde sergilenecek eylemler için eğitim alma idi.. İşin o yönü, uzun hikâye, sonra anlatırız..)


O tarihlerde kimse bunların elinden tutmamış.. "Gittiğiniz yol, yol değil" dememiş.


Muhteremler illegal faaliyetlere karışmışlar..


Bir abilik yapan, bir kardeşlik hatırlatması yapanı görmemişler.. Yanılmışlar..


Şimdi o yıllardaki pişmanlıklarını anlatıyorlar..


Diğer muhterem (Ali Bayramoğlu), ilk muhterem ile birlikte, 1990'lı yılların ortasında, YDH hareketi diye bilinen bir siyasi partileşme sürecinin kurucuları arasında yer almış.


Büyük sansasyonlarla, "Aldık götürüyoruz" havası estirmişler..


Medyada acayip destek görmüşler..


Ne de olsa, Refah Partisi'nin seçimleri kazanacağı kokusu alınmıştır. Önüne set çekmek için, bu muhteremlerin ön plana çıkarılmaları gerekmiş.. Zaman; "demokratlık zamanı"dır. O "demokratlık zamanı" da; Çandar'lı, Bayramoğlu'lu, Mahçupyan'lı, Altan'lı YDH temsil edecektir..


Daha seçim öncesinde başlamışlar iç kavgaya.. Sonuçta büyük tantanalarla kurulan, "iktidara geliyor, geldi" diye takdim edilen partileri, seçimlerde binde küsurat denilen bir oyu ancak alabilmişler..


O seçimlerden önce de, kimse ağabeylik yapmamış bunlara..


"Medyada manşet olmakla, iktidar olunmaz.. Entel-dantel isimleri vitrine koyarak, halktan oy alınmaz.Sorunlar çözülmez" dememişler..


Sandıklar açıldığında görmüşler, boylarının ölçüsünü.


Böyle böyle gidiyor, bu muhteremlerin hayat çizgisindeki yanlışları....


Geçmişlerine bakmazsanız, bugünlerdeki medyada, 1990'lı yılların bir tekrarı noktasındaki tanıtımlarına aldanarak, "Entelektüel.. birikimli.. Olayları analiz edebilme kapasitesine sahip.." yorumlarına siz de kapılabilirsiniz..


Ama, gerçek işte ortada..


Gençlik denilebilecek dönemde içine düştükleri yanlışlardan.. Orta yaş denilebilecek dönemde kurdukları parti yanlışından.. Başarısızlıklardan.. Vahim hatalardan ders almamışlar..


Yine tehlikeli sularda, yanlış organizasyonlara imza atıyorlar..


Ne yapsın, habervaktim'deki arkadaşlar.. Çoğu bizden büyük koca koca adamlar ama.. Yanlışları da ortada.. Geçmişteki yanlışları da ortada..


"Onlar geçmişlerinden ders almamışlar ama, benzer hataları tekrarlamasınlar diye, biz bir tavsiyede bulunalım" demişler: "Yapmayın.. DPI denilen yapılanma ile bu kadar yakın olmayın.. Bunlar İngiliz oyunudur. Dikkat edin.. Türkiye'de bu kadar bilge kişiler var iken.. Sorunları onlarla tartışıp çözme imkânı varken.. Elin gâvurunun ülkesinde kurulmuş, kim olduğu, neci olduğu belirsiz, hatta PKK ile bağlantıları tartışılan gruplarla birlikte olmayın.." demişler..


Takmamış, halktan aldıkları oy oranı yüzde ile de değil, binde ile ifadelenen bizim yenilikçiler.. Aydınlar.. Entelektüeller..


"Başarısızlıkları"nı halk nezdinde de tescillemişler ama.. Her Türk insanında bulunan "mahcubiyet"ten yüzlerinde milim eser yok..


Nasihatlere "Hayatımız, hep yanlış yerlerde durduğumuzun fotoğrafları ile dolu. Nerede batık bankacı, hortumcu patron var. Gidip onun gazetesinde yazmışız. Etibank'ı batıranın yanında çalışmışız. Yetmemiş, gidip bir de İmarbank'ı batıranın yanında çalışmışız. Bir diğerimiz hâlâ, Türkiye'nin en büyük vergi cezalarının muhatabı olan işadamının işçisi.. Tek kelime edememişiz, bu patronlara.. Şu meslektaşlarımız ne diyorlar, bir dinleyelim. Belki bir bildikleri vardır" diyeceklerine..


Burunlarından kıl aldırmayan "entelektüel"lerimiz, başlamışlar diklenmeye..


"Size ne, biz istediğimiz yapılanmalarla birlikte oluruz. Size mi soracağız" demişler..


Dahasını yapmışlar. Birisi "lağımcılar", diğeri "zibidiler", diğeri … hakaretleri ile, habervaktim'deki gazeteci meslektaşlarına saldırmışlar..


Hemen hatırlatayım, bu entelektüellerimiz, KCK soruşturmalarında gözaltına alınan, PKK lehine "TSK'da panik.. Gerilla vurdu.. 3 askeri katletti..." haberlerini yapan gazetecilerin (!) haksızlığa uğradıklarını iddia edip, sabah-akşam onları kurtarmaya yönelik yazılar döktürüyorlar..


PKK'yı hak arayıcı sivil kuruluş olarak görenler "gazeteci"!!. Onlar saygın kişiler..


Ama bu muhteremlere, yanlışlarını hatırlatan gazeteciler "lağımcı.. zibidi.."..


Ve son noktada..


Bu beyler yine DPI isimli örgütün daveti ile, Galler'e gidip, orada "Kürt sorunu"nun çözümü arayışına girmişler.


Tam da 1993'lerde YDH hareketinde yaptıkları gibi "çok bilmiş pozları"nda.... Toplumu, insanlarımızı tanımadan. İnançlarımızı, değerlerimizi bilmeden.. Medya şişirmesi ile bir şeyler yapabileceklerini sanmışlar..


Yine hatırlatmış habervaktim'deki meslektaşlar: "Yolunuz yol değil."


Cevap?


Nezaketi hiç bir TV programında elden düşürmeyen bayan destekçilerinde (İsmi de Balçiçek yani) bile, en nezih cümle şöyle: "Ağızlarından salyalar akıtarak!"

Ali Karahasanoğlu / Yeni Akit

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.