Paşa'ya Akit'ten sitem
Gazetenin Hukukçu Yazarı Ali Karahasanoğlu, “Biz Şirin Paşa'yı, emekli general sanıyorduk. Demek ki o, halen emir almaya devam ediyormuş…” diye yazdı.
Karahasanoğlu’nun yazısı şöyle:
Bu gece; tüm zorda kalanların beraati olsun!
Biz sanmıştık ki, "AK Parti'den aday olduğu"na göre..
"AK Parti'den, seçilecek bir noktadan aday gösterildiği"ne göre..
Dahası, seçilip, bu "parti çatısı altında bir yıldır milletvekilliği yaptığı"na göre..
Darbecilerle arasına birazcık mesafe koymuştur..
Darbecilerin; kendisine de bir dönem tehditle imzalattığı bir vekaletnameyi, artık ifşa etme cesaretini göstermesinin zamanı gelmiştir.
Böyle sanmıştık..
Oysa..
312 General Davası'nın en zor günlerinde, hiçbir generalin kapısını çalmadık.
"Şu generalimiz dindardır. Bu generalimiz aslında milliyetçidir. Dava konusu yazının aslını götürüp izah ederseniz, davayı mutlaka geri alır" diyenlere, "Biz mahallenin delisiyiz. Elimizi en ağır taşın altına koyarız ama.. Kimseden aynı şeyi yapmasını istemeyiz. Kendiliklerinden bir şey yaparlarsa ne âlâ! Ama bizim talep etmemiz şık olmaz" dedik.
Taa ki, 312 General kararını, Yargıtay bozana kadar..
Birinci bozmadan sonra, o dönem MHP milletvekili seçilen Kürşat Atılgan'a gidip sormuştuk: "Siz milliyetçi bir kişisiniz. Nasıl olur da, 'Rus askerinin Kars'ı işgal etmesini zafer olarak gösteren Mussorgsky'ye hayranlık duyanları eleştirdik diye, bize dava açarsınız?"
Kem etti, küm etti.
Yazının konusunu bile bilmediğini ifşa etti.
Baktık, üzerindeki baskının etkisinden henüz kurtulamamış.
"Sağlık olsun" dedik, kenara çekildik.
Yıllar geçti.. Yargıtay'ın ikinci defa bozma kararından sonra..
Şirin Ünal generale, muhabirlerimiz sordu..
"Siz de 312 general arasındasınız. AK Parti'yi devirmek isteyen bazı generallerin tutuklandığı bir dönemde AK Parti'ye girip milletvekili olarak, darbeci generallerle aranıza mesafe koyduğunuzu gösterdiniz. Yargıtay, 312 General Davası'nı bozdu. Ne dersiniz dava hakkında?"
Şirin general de, samimi kanaatlerini açıklamış, muhabirimize..
Eksikleri var, fakat fazlası zinhar yok..
O şartla yayınlamışız gazetemizde..
Dün Şirin Paşa bir basın açıklaması yapıyor: "İki kişi arasında, yayınlanmamak üzere yapılan bir görüşmenin manşet yapılmasını ve yayınlanmasını etik bulmadım."
Hani Şirin Paşa ile, gazetenin bir yöneticisi bir görüşme yapar.. "Canım sen muhabir misin? Dertleşirken söylenenler tutulup da haber yapılır mı?" dersiniz.,
Ama sizinle konuşan arkadaş, zaten bir muhabir. Haber yapmak için sizi arıyor.
Siz de düşüncelerinizi açıklıyorsunuz.
"İstifa etmemek için imza attım. Benim yerimde kim olsa aynı şeyi yapardı" diyorsunuz. Devam ediyorsunuz, "Bu davanın artık benim için hiç bir ehemmiyeti kalmamıştır" diyorsunuz.
Bunlar gazetede yayınlanıyor..
Sonra dün, basın toplantısı düzenleyip, "312 General Davası konulu dilekçemin arkasındayım" diyorsunuz..
Dilekçede imzanızın olmadığının bile farkında değilsiniz.
İmzanız, vekaletnamede. Dilekçede değil..
Herhalde, TSK'da görev yaparken olduğu üzere, hâlâ emir komuta ile hareket ediyor Şirin Paşa..
Dün basın toplantısında diyordu ya, "TSK'nın her faaliyeti, yazılı veya sözlü emirlerle icra edilir."
Şirin Paşa'ya yine bir emir gelmiş olmalı..
Akit'teki haberden sonra, "Dava dilekçesinin arkasına geç" denilmiş olmalı..
O da "dilekçenin arkasına geçtiği"ni açıklamış!
Yaaa.. İşte böyle..
Biz Şirin Paşa'yı, emekli general sanıyorduk.
Demek ki o, halen emir almaya devam ediyormuş..
Devam ediyormuş ki, 312 General Davası'nı organize edenlerin halen cezaevinde olduğunu bile bile, o dilekçenin arkasında olduğunu ilan ediyor..
Biz Şirin Paşa'yı, AK Parti milletvekili sanmaya devam edelim..
O, "Şener Eruygur'la beraberim" diyor.
"Hurşit Tolon ile beraberim... İlker Başbuğ ile beraberim" diyor..
"Çetin Doğan ile beraberim" diyor..
Ne diyebiliriz ki?
Biz yine de iyi niyetimizi sürdürelim..
Kimbilir, belki Şirin Paşa zordadır.
Hani dünkü gazetede diyordu ya: "Benim yerimde kim olsa, benim yaptığım gibi yapardı" diye..
Kimbilir, belki de gazetede o sözleri yayınlandıktan sonra, kendisine bazı derin telefonlar açılınca, dünkü basın toplantısını yapmak zorunda kalmıştır.
Şirin Paşa'nın yerinde kim olsa, o telefonlar geldikten sonra aynı basın toplantısını, belki yapmak zorunda kalabilirdi..
Olabilir..
Mübarek Beraat Gecesi'ndeyiz..
Bir temenni ile sonlandıralım, yazımızı.
İdrak edeceğimiz Beraat Gecesi'nde; Allah, tüm zorda olanların beraatini versin!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.