Sivas mağdurları serbest bırakılsın

Sivas mağdurları serbest bırakılsın
Sivas’ta; Sivas sanıkların serbest bırakılması için eylem yapıldı. Eylemde konuşan Özgür-Der Sivas Şubesi Sözcüsü Burak Alıncak, “Asıl insanlık suçu dışarıda dolaşan katillerin peşine düşmemek, karar merciindeki kişilerden hesap sormamaktır” dedi.

Özgür-Der Sivas Şubesi; Madımak Oteli’nde gerçekleşen ve 37 kişinin hayatını kaybettiği Sivas olaylarının ardından tutuklanan sanıkların serbest kalması için eylem gerçekleştirdi. Eylemde konuşan Özgür-Der Sivas Şubesi Sözcüsü Burak Alıncak, “Hiçbir delil olmamasına rağmen insanlar suçlu ilan edilip Çağdaş İstiklal Mahkemeleri olan Devlet Güvenlik Mahkemeleri tarafından kalemleri kırılmıştır. Olayların adli olarak incelenip faillerinin ve arkasındaki azmettirici güçlerin deşifre olması ve suçsuz olarak içeride yatan mağdurların serbest bırakılması gerekir” dedi.

EYLEMDE ANLAMLI DÖVİZLER AÇILDI

Özgür-Der üyelerinin yanı sıra vatandaşların da katıldığı eylemde; “Madımak’ın katilleri Hz. Peygamber düşmanları ve 28 Şubat’ın failleridir” ve “Madımak olayları aydınlatılsın, mahkumlar serbest bırakılsın” pankartları açıldı. Eylemde; “Madımak olaylarının asıl sorumlularından hesap sorulsun”, “Sivas davası yeniden görülsün, mağduriyetler giderilsin”, “Dönemin Valisi Ahmet Karabilgin konuşsun”, “Sivas olayları aydınlatılsın, Sivas mağdurları serbest bırakılsın” dövizleri açıldı.
Eylemde, Ankara DGM’nin Sivas olaylarında sanıklara verdiği ilk cezalar ile dönemin Adalet Bakanı olan Seyfi Oktay’ın mahkeme heyetine müdahalesinin ardından verilen cezalar hatırlatıldı, “28 Şubat öncesi: 22 sanık 15’er yıl, 3 sanık 10’ar yıl, 54 sanık 3’er yıl, 6 sanık 2’şer yıl hapis cezası, 37 sanık hakkında beraat kararı” ve “28 Şubat sonrası: 33 sanık idam cezası, 14 sanık 15’er yıl hapis cezası” dövizleri açıldı.

“OLAYLARIN TEK NEDENİ AZİZ NESİN”

Özgür-Der Sivas Şubesi Sözcüsü Burak Alıncak, 28 Şubat’ın kalıntıları temizlenirken Sivas olaylarının atlanmaması gerektiğini söyledi. Burak Alıncak, 19 yıl önce gerçekleşen 2 Temmuz olaylarının tek nedeninin “Şeytan Ayetleri” adlı Hz. Peygamberimize ve muhterem eşlerine hakaret içeren kitabı çeviren Aziz Nesin isimli düşük bir yazarın kentlerine tahrik amaçlı gelmesinden başka bir şey olmadığını kaydetti.
Alıncak, “Allah’a, Peygamberlerine ve kitaplarına inanmayan birinin Sünnisiyle olmadığı gibi Alevisiyle de işi olamaz. Zira Peygamberimiz bütün Müslümanların peygamberi, muhterem eşleri de hepimizin anneleridir. Gün sonunda meydana gelen ölümlü olayları hiç kimse tasvip edemez, etmemiştir de. Her ne yaşanmış olursa olsun o gün orada yaşananlar Alevi-Sünni çatışması değildir” dedi.

“SİVAS OLAYLARININ HİÇBİR TARAFI AYDINLATILMADI”

Burak Alıncak, son yüzyıldan beri Türkiye’de yaşanan etnik ve mezhebî çatışmaların tamamının devlet kaynaklı olduğunu, halkların kendi refleksleriyle meydana gelen olaylar olmadığını söyledi.
“Sivas’ta yaşanmış bir olay için, PKK’nın Erzincan’da, Başbağlar adlı dini duyarlılığı bilinen bir köyde 33 masumu camiden çıkarıp infaz etmesi ne anlama geliyor?” diye soran Alıncak, “Bugüne kadar sokakları dolduran onlarca dernekten bir tanesi bile; ‘PKK terör örgütü bizi temsil etmez, bizim adımıza ne hakla intikam alır’ dememiştir. Aynı yıl barış görüşmeleri sürerken 33 silahsız askeri katleden örgütün bu eylemleri kimlerin talimatıyla yaptığı hâlâ belli değilse, oteli yakanlardan biri bile bulunamadıysa, içeride yatanların hiçbirinin bu isnatla tutulmadığı belliyse, Sivas olaylarının hiçbir tarafının aydınlatılmadığı da ortadadır” diye konuştu.

“HESAP SORULMALI”

Özgür-Der Sivas Şubesi Sözcüsü Alıncak, şunları söyledi:
“Sivas olayları 1993 yılında yaşandı. O yıl, Ergenekon’un en güçlü olduğu, bir cumhurbaşkanını zehirlediği, meşhur ve etkili bir yazarı havaya uçurduğu, bir generalin uçağını düşürdüğü, silahsız ve savunmasız 33 erin öldürülmesini seyrettiği bir yıl olmuştur. O yıl Kürt sorunu barıştan birden uzaklaştırılıp karmaşıklaştırılırken, Alevi-Sünni meselesi tekrar kaşınmıştır. Yapı o kadar güçlüydü ki 4 yıl sonra 28 Şubat darbesi gerçekleştirilecekti. Bu darbenin ilk mağdurları Sivas Davası’ndan içeride tutulan Sivaslılar oldu. En fazla 17 yılla yargılanan insanlar ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırıldı. Siyasallaşan yargının bu kararını imzalayıp kalem kıran Orhan Karadeniz sonraki yıllarda da Danıştay saldırısının Ergenekon’la birleşmesini istemeyerek başka bir skandala imza atacaktı. Sivas Olayları’nı ‘insanlığa karşı suç’ olarak niteleyenler bilmelidir ki, asıl insanlık suçu dışarıda dolaşan katillerin peşine düşmemek, karar merciindeki kişilerden hesap sormamaktır.”
Alıncak, “70 küsur yaşında ölen Cafer Erçakmak’ın cesedini kabrinden çıkarıp otopsi yaptıranlar, nedense Madımak Oteli’nde çoğu kurşunla öldürülen, bazıları da boğularak ölenler hakkında otopsi yapılmasını istememiştir” dedi ve şunları söyledi:
“Hiçbir delil olmamasına rağmen insanlar suçlu ilan edilip çağdaş İstiklal Mahkemeleri olan Devlet Güvenlik Mahkemeleri tarafından kalemleri kırılmıştır. Sivas davası hakkında bugüne kadar hep tersi yapıldı. Gösterilerin başlama nedeni olan ağır tahrik atlanarak eylemlere katılan on binlerce kişinden 125’i ihbarlarla, asılsız suçlamalarla içeri alındı. Ölenlerin otopsisi yapılmadı. Vurularak öldürülen insanların katilleri görmezden gelindi. Hiçbir emniyet mensubu ve asker yaşananlara müdahale etmediği gibi dönemin valisi ve kolluk güçlerinin eylemsizliğinin üzerine gidilmedi.”

“SUÇSUZ OLARAK İÇERİDE YATAN MAĞDURLAR SERBEST BIRAKILMALI”

Burak Alıncak, sözlerini şöyle tamamladı:

“Yapılması gereken ilk şey, bir dinin peygamberine ve onun pak eşlerine yapılan hakaretlere tepki gösteren halkın derdini, endişesini ve duyarlığını anlamak ve amacı dışına çıkarılarak Alev-Sünni çatışması olmadığı ilan edilmelidir. İkincisi ise bu duyarlılığı kullanan ve neticesinde onlarcası içeride olmakla birlikte dışarıda da insanların ölümüyle sonuçlanan zincirleme olayları adli olarak inceleyip faillerinin ve arkasındaki azmettirici güçlerin deşifre olması ve suçsuz olarak içeride yatan mağdurların serbest bırakılması gerekir.
Unutulmamalıdır ki, Madımak’ın içinde ve dışında yaşanan acılar ve yaralar, daha fazla mahkumiyet ve intikam hisleri ile değil, statükoya eklemlenmiş İslam düşmanlığı propagandalarından sıyrılarak gerçek faillere odaklanmakla kapanır. Bu failler de o dönemin devlet adamları ve derin yapılanmalardan başkası değildir. Toplum vicdanı ancak ve ancak bu hesaplaşmayla rahatlayacaktır.”

Muhammed Emin / Yeni Akit

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.