“Kerimov yasal Cumhurbaşkanı değil” iddiası

“Kerimov yasal Cumhurbaşkanı değil” iddiası
Özbekistan ERK Partisi Genel Sekreteri Prof. Dr. Atanazar Arif, Kerimov’un anayasayı ihlal ederek bunca yıldır Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturduğunu söyledi.

Akit’ten Faruk Köse’ye konuşan Arif, “Eğer anayasayı ihlal etmeseydi, bu zamana kadar Cumhurbaşkanı olarak bulunamayacaktı. O hiç kimseye inanmıyor ve kendi yerini kimseye vermeye niyeti de yok. Etrafındaki adamlardan hiç kimseye güvenmiyor. Böyle birine Cumhurbaşkanı değil, tiran denir. Yani hakimiyeti, bütün her şeyi kendi eline alan adam” dedi. 

ATANAZAR ARİF KİM?

Fizik ve matematik profesörü Atanazar Arif, Taşkent Devlet Üniversitesi’nden emekli oldu. Özbekistan’ın Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığında büyük katkısı vardır. Bağımsızlık Bildirisi’ni hazırlayan kişidir. Şimdiki Kerimov yönetimine muhalif olan Erk Paritisi’nin Genel Sekreterliği görevini yapmaktadır. Yazarımız Faruk KÖse, fizik ve matematik profesörü Atanazar Arif ile Özbekistan hakkında aşağıda okuyacağınız son derece faydalı bilgiler içeren röportajı hazırladı.

BAĞIMSIZLIK BİLDİRİSİ

Özbekistan Bağımsızlık Bildirisi’nin hazırlanma süreci nasıl oldu?

- 30 Nisan 1990’da Erk Demokrat Partisi’nin kuruluş kurultayı yapıldı. Parti kurulduktan sonra yaptığımız toplantıda Muhammed Salih, “İlk yapacağımız iş, Özbekistan’ın Bağımsızlık Bildirisi’ni hazırlamaktır” dedi. O zamanlar Taşkent Teknik Üniversitesi Profesörler Derneği’nde başkan yardımcısıydım. Muhammed Salih bana bakarak, “Bağımsızlık Bildirisi’ni yazar mısınız?” diye sordu. Ben de “Yazarım” dedim. Muhammed Salih dedi ki: “Siz yazın, hazırlayın, onu Meclis’ten geçirip tasdik ettirmek ve uygulanabilir hale getirmek benim boynuma borçtur.” Ben yazmaya başladım. Bağımsızlık Bildirisi’ni hazırlarken iş yerinde de zamanımı bu işe verdim, o işle meşgul oldum. O zamanlar bir devlet için Bağımsızlık Bildirisi hazırlamayı kendimiz de iyi bilmiyorduk. Onun için önce, uluslararası hukuku, başka devletlerin bağımsızlık bildirilerini de okuyarak bir bağımsızlık bildirisinde nelerin yer alması gerektiğini öğrendim. Mayıs ayının başından itibaren bir-bir buçuk ay o işle meşgul oldum. Bu süre sonunda Muhammed Salih telefon açarak, “Bağımsızlık Bildirisi hazırsa onu gönderin” dedi. Ben de hazır olan bir sayfalık metni ona verdim.

Ondan sonra bir de Özbekçeden Rusçaya tercüme ederek ayrı bir metin olarak verdim. Muhammed Salih Bağımsızlık Bildirisi metnini çoğaltarak, o dönemdeki Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin Parlemanto üyelerine dağıttı. Aynı gün, gündeme alınmasına çalışacağını söyledi. Ancak o arada ben, Bağımsızlık Bildirisi metni üzerinde çalışmaya devam ettim. 18 Haziran 1990’da Muhammed Salih’in evine gittim. Orada Muhammed Salih’in kardeşi Muhammed Bekcan bilgisayar başına oturdu. O ikinci metin üzerinde çalışarak, Erk Demokrasi Partisi’nin Bağımsızlık Bildirisi’nin ikinci versiyonunu yazdık. Birinci versiyonu bir sayfa, ikinci versiyonu iki sayfaya yakın oldu.
Haziran’ın 18’inde o metin milletvekillerinin hepsine dağıtıldı. O vakit milletvekillerinin sayısı 500 civarındaydı. 19 Haziran’da, Parlamento’da oturum başladı.

Oturum için gündem belirlenirken, bağımsızlık konusu gündeme alınmadı. Muhalefetteki 15 milletvekilinin teklifi dikkate alınmadı. Ondan sonra, bu konunun gündeme alınması için 60’ın üzerinde milletvekilinin imzası alınarak Cumhurbaşkanı’na başvuruldu. Muhammed Salih tarafından, “Eğer talep kabul edilmezse, biz şimdi 30 bin adamı sokağa çıkaracağız” denildi. O esnada Cumhurbaşkanı Fergana Vadisi’ne gitti. Kendisi, meseleden uzaklaşmak istiyordu. O zamanki Başbakan Şükrullah Mirsayidof, bağımsızlık projesinin Meclis’te gündeme alınmasına karşıydı. Bu yüzden, Cumhurbaşkanı’na telefon açılıp projeden söz etmiş, o da gündeme alınmasını söylemiş. Böylece, 20 Haziran 1990’da ikinci metin gündeme alındı. Oylamaya sunulduğunda, bütün milletvekilleri istisnasız kabul oyu kullandı.

Hatta, Parlamento’daki Rus milletvekilleri ve askerler bile bağımsızlıktan yana oy kullandı. Oylamadan sonra parlamento binasının içinde müthiş bir sevinç ve coşku yaşandı.

Lakin, ertesi günü gazetelerde bu yazılmadı, radyolarda haber verilmedi, televizyonlarda gösterilmedi. Bunun üzerine Erk Partisi’nin üyeleri toplanarak TV binasının önüne pankartlarla çıkıp gösteri yaptılar. Ancak ondan sonra gazete, televizyon ve radyolarda bağımsızlık kararı yer aldı. O dönemde Cumhurbaşkanı koltuğunda, Komünist Partisi’nin Özbekistan’daki birinci sekreteri Kerimov oturuyordu.

Onun yardımcısı olan Rusya’dan gelen ikinci sekreter Yefimof, koridora çıkarak Gorbaçov’a talefon açmış. O Gorbaçov’la görüşürken, Kerimov Parlamento’ya gelmiş. Bunların hepsi, içeride milletvekilleri bağımsızlık kabulü üzerine coşku içindeyken yaşanıyor. Yefimof, telefonda Gorbaçov’a, “Siz burada neler olup bittiğini hayal bile edemiyorsunuz” diyor. Bu olup bitenlere şahit olanların anlattığına göre, Yefimof Kerimov’un yanına geliyor ve ona, Gorbaçov’un kendisini telefona çağırdığını söylüyor. Kerimov, bunu kabul etmiyor.
Böylece, Bağımsızlık Bildirisi kabul edilmiş oldu. Bağımsızlık Bildirisi 12 maddeden ibaretti. Metin kabul edildikten sonra da Yefimof metin üzerinde bazı değişiklikler yapmış. Bağımsızlık bildirisindeki ana husus, devletin bağımsızlığı idi. Demokrasi kuralları da bağımsızlığın içine yerleştirilmişti. Bağımsızlık Bildirisi kabul edildikten sonra, 19 Ağustos 1991’de Rusya’da yaşanan 3 günlük askeri darbeye kadar Kerimov bunu uygulamadı. Ancak askeri darbe başarısız olduktan ve Moskova’nın otoritesi zayıfladıktan sonra bağımsızlık için harekete geçildi.

KERİMOV SONRASI ÖZBEKİSTAN

- Bağımsızlık Bildirisi’ni hazırlarken kafanızda nasıl bir düşünce vardı? Nasıl bir Özbekistan hayal ederek o bildiriyi hazırladınız? Kerimov bugün kendi yerine kimi hazırlıyor? Kerimov sonrası için Özbekistan’ı neler bekliyor?

- Kerimov şimdi yasal Cumhurbaşkanı değil. Anayasayı ihlal ederek bunca yıldır Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturuyor. Eğer anayasayı ihlal etmeseydi, bu zamana kadar Cumhurbaşkanı olarak bulunamayacaktı. O hiç kimseye inanmıyor ve kendi yerini kimseye vermeye niyeti de yok. Etrafındaki adamlardan hiç kimseye güvenmiyor.

“O BİR TİRAN”

- Peki, etrafında hiçbir güvenilir insanı olmayan biri bu kadar yıldır nasıl kalıyor ki iktidarda? Bu mümkün değil ki? Mutlaka onu destekleyen, güvendiği bir kadro olması lazım ki orada kalabilsin.

- O yüzden o yasal olarak orada oturmuyor, kanunsuz olarak, anayasayı ihlal ederek orada oturuyor. Böyle birine Cumhurbaşkanı değil, tiran denir. Yani hakimiyeti, bütün her şeyi kendi eline alan adam. Biz bu Bağımsızlık Bildirisi’ne bağlı olarak, Bağımsızlık Bildirisi’nin ruhuna muvafık bir şekilde anayasayı da hazırlamıştık. Ben kendim bu projeyi hazırlamıştım. Muhammed Salih, 1992 Haziran ayında, milletvekilliğinden istifa etmeden önce o anayasa projesini Parlamento Başkanı’na verdi. O zaman Muhammed Salih, Erk Partisi adına bir mektup yazarak, bağımsız Özbekistan’ın ilk anayasasının bir alternatif olarak halkoyuna sunularak kabul edilmesini istemişti. Böylece biz kendi anayasa projemizi sunmuştuk. Başka projelerin de buna eklenerek halkın oyuna sunulmasını istemiştik. Biz, o anayasa projesini 200 nüsha çoğaltarak, bütün ilgili kurum ve kuruluşlara, bakanlıklar, üniversiteler gibi kurumlara dağıtmıştık. Erk Partisi’nin gazetesi vardı. Bu anayasa metnini gazetede vermek için hazırlıklarımızı yapmıştık. Bu gazetede anayasa projemizi yayımlamamız sansür edildi, engellendi. Çünkü gazeteler çıkarılmadan önce baskıya girecek hali Sansür Kurulu’na veriliyor, onay alındıktan sonra yayımlanıyordu. Bizim gazetemizde anayasa metnini yayımlamamıza izin verilmedi. Gerekçe olarak da Erk Partisi’nin anayasa projesi yazmaya hakkının olmadığı söylendi. Anayasanın, devlet tarafından tayin edilen anayasa komisyonunca yazılabileceğini, başkasının buna hakkının ve yetkisinin olmadığı söylendi. Bütün gazetelerde, anayasaya alternatif hazırlamak, onun halk oyuna sunulmasını istemek, böyle şeyleri yazmak men edildi. Ancak Erk Partisi Gazetesi bu sansüre tavır koydu, yasağı tanımadı ve anayasa metnini yayımladı. Ama bunu iktidar benimsemediğinden halkın özgürlüğü gerçekleşmedi. Böyle bir süreç içinde bizim hayal ettiğimiz bağımsız ve özgür Özbekistan da yok olup gitti.

MAKSADIMIZ GÖREVDEN İNDİRMEK DEĞİL, DEĞİŞTİRMEK

- Peki, bugünkü Özbekistan Yönetimi’nin hatalı, yanlış tarafları nelerdir? Bu yanlış taraflar nasıl düzeltilir?

- Baş hata, siyasi yönetim yanlış. Yani siyasi yönetim, demokratik yönetim değil, antidemokratik yönetim. Bu yönetim demokratik yönetime dönüştürülmedikçe, başka herhangi bir şeyde bir değişiklik mümkün değil. Bizim ilk maksadımız, Kerimov’u görevden indirmek değil, siyasi yönelişi ve bunun mahiyetini değiştirmek. Şu anda siyasi yönetim bir tek kişinin elinde.

- Yani, “Siyasi sistem değişmedikçe başka hiçbir şey değişmez” diyorsunuz. Peki, verdiğiniz bilgiler için teşekkür ediyorum.

- Ben teşekkür ederim.2 hayalimizden biri gerçekleşti, diğeri gerçekleşmedi...

- Bağımsızlık Bildirisi’ni hazırlarken hayal ettiğiniz Özbekistan’ı bugün hayal ettiğiniz gibi bulamıyorsunuz, öyle anlaşılıyor. Yani iki tane şart koştunuz, bağımsızlığın birinci şartı, devletin başka bir devletten bağımsızlığını elde etmesi, ikincisi ise halkın özgürlüğünü elde etmesi. Ama, bu iki hayalinizden biri gerçekleşti, diğeri gerçekleşmedi. Peki, hayal ettiğiniz Özbekistan’ı kurmak için ikinci adımı atamamanızın sebepleri nelerdir?

- Bunun baş sebebi, o zaman muhalefetin tam olarak şekillenememesi ve yeterli güce kavuşamamasıydı. Erk Partisi o devirde daha kurulmaya, örgütlenmeye devam eden bir partiydi. 1991’in 25 Ağustos’unda Erk Partisi’nin 3. kurultayını yapmıştık. O kurultayı Kerimov, kendi makamında televizyondan izlemişti. Biz kurultayda, “Bağımsızlık Bildirisi kabul edildi, şimdi sıra bağımsızlık yasalarını yapmaya geldi” diye ilan etmiştik. Bunların hepsini bilen Kerimov, iktidarını tehlikede gördüğü için bütün yetkileri eline aldı. Erk Partisi, 1991 yılının 3 Eylül’ünde resmi olarak kaydedildi. Bir parti kurulduğunda, partiyi kuranların ve üyelerinin isim, adres ve bütün bilgilerinin Adalet Bakanlığı’na bildirilmesi ve kaydedilmesi gerekiyordu. O zamanlar kanuna göre, bir partinin kurulabilmesi için kayıtlı 3 bin üyesinin bulunması lazımdı. Biz ise 4 bin isim bildirmiştik.

Günümüzde ise Özbekistan’da bir partinin kurulabilmesi için kayıtlı üye sayısının 20 bin olması şart koşuluyor. Bağımsızlık ilanından sonra, Kerimov’un elinde bütün isim ve adres bilgileri olduğundan, Erk Partisi’nin bütün üyeleri kontrol altına alındı. Baskılar ve tutuklamalar başladı. 1992 yılının Haziran ayında Muhammed Salih milletvekilliğinden istifa ederek Parlamento’dan çekip gitti. Çünkü baskı o kadar ileri gitmişti ki, buna karşı gösterilebilecek başka bir tepki kalmamıştı.

Biz Özbekistan’ın bağımsız bir devlet olmasını, özgürlüğü, insan haklarını, insanların fikir özgürlüğünü, insanların birbirinden korkmadan yaşayabilmelerini düşünüyorduk. Muhtaç insanların olmadığı bir Özbekistan hayaliyle o bildiriyi hazırlamıştık. Biz Özbekistan’ın güçlü ve bağımsız, insan hak ve hukukunu gözeten, söz ve fikir özgürlüğü olan, muhtaçlıktan halli, kimsenin kimseden korkmadığı bir ülke olmasını hayal etmiştik. Lakin biz o vakit düşünmüştük ki, Özbekistan’ı Rusya’dan bağımsız hale getirmek birinci adımdır. İkinci adım ise, Özbekistan’in içinde yaşayan her bir insanın özgür olmasıdır. İstedik ki millet özgür olsun, halk özgür olsun. Bağımsızlık Bildirisi ile birinci amacımıza eriştik, birinci adımı attık. Ama ikinci adımı atamadık, daha doğrusu ikinci adım bizim hayalimizde olduğu gibi doğru yönde değil, yanlış yönde atıldı.

Yani, devlet bağımsız oldu, ancak devlet demokratların eline geçmedi, eski Komünist Partisi kadroları yeniden devleti eline aldı. Devlet kadrolarının tamamı eski Komünist Partisi’nin adamlarıydı ve Komünist Partisi terbiyesiyle yetişmişlerdi. O vakit biz Moskova’dan bağımsız olsak bile, kendi içimizdeki yöneticilerden bağımsız olamayacağımızı, onlara bağımlı kalacağımızı biliyorduk; ama yine de bunlar bizim yerli insanlarımızdı, onlarla başa çıkabileceğimizi düşünmüştük. Bu yüzden ikinci adımı sonraya bırakarak birinci adımı atarak bağımsızlığı elde etmeye çalıştık. Zaten ikinci adımı atmak için birinci adımı atmak da şarttı. Bağımsızlık için birinci adımı atmak şart idi, lakin kafi değildi, yetersizdi.Japonya’daki Afganistan’a yardım toplantısında sadece taahhüd var.

Faruk Köse / Akit


HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.