Ruşen dört köşe

Ruşen dört köşe
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun, ayrı bir devlet yapılanması olan KCK’dan tutuklu bulunan Büşra Ersanlı için “terörist olduğuna inanmıyorum” demesi, Vatan Yazarı Ruşen Çakır’ı çok ama çok mutlu etti…

Paris’e birlikte gittiği Aslı Aydıntaşbaş, Ali Bayramoğlu gibi isimlerin Büşra Ersanlı ile ilgili soruları üzerine Bakan Davutoğlu “Ersanlı’nın terörist olduğuna inanmıyorum” demişti. 

Ruşen Çakır, bu açıklamasından ötürü teşekkür ettiği Bakan Davutoğlu’na yeni bir görev vererek, adeta Büşra Ersanlı’nın salıverilmesi için yargıya müdahale etmesini istedi.


Çakır, Vatan’daki “Zulme karşı çıkmak ile yargıya müdahale etmek arasındaki fark” başlıklı yazısında, uzun bir süredir Davutoğlu’nun Ersanlı’nın KCK kapsamında tutuklanması hakkında açıklama yapmamış olmasını eleştirdiğini hatırlatarak, şöyle yazdı:

“Güzel bir raslantı sonucu, benim “Davutoğlu’nun Büşra Hoca’yı tanıdığını biliyoruz. Tanıdığına göre ondan terörist filan olmayacağını da herhalde biliyordur. Ama bugüne kadar bir kez bile Prof. Ersanlı konusunda rahatsızlığını dile getirmiş değil” diye yazdığım Cuma günü akşamüstü saatlerinde Davutoğlu, Paris dönüşü uçakta aynı meslektaşlarımıza içini şöyle döküyormuş: “Büşra Hanım, 28 Şubat’ta da çok demokrat bir tavır almış bir akademisyendir. Terörist olduğuna inanmıyorum. Ama bu durumu bir bakan olarak kabullenmiyor olmam, bana yargıya müdahale hakkı vermiyor. Yargı ayrı bir süreç. Eleştirenler kimi yerde ‘Neden müdahale ediyorsunuz’, başka davada ise ‘Niye müdahale etmiyorsunuz’ diyor.”

Aradan 7 ay geçmiş olsa da Bakan’ın bu açıklaması son derece önemlidir. Özgürlükçü kimliğine inananları ve kendisini samimi olarak sevenleri mahçup etmediği için Ahmet Davutoğlu’nu tebrik etmek istiyorum. Ve aynı duyarlılığı, hem kendisinin, hem “özgürlükçü” olma iddiasına sahip diğer etkili ve yetkili kişilerin her türlü adaletsizlik ve zulüm karşısında göstermesini diliyorum.

Gelelim Davutoğlu’nun sözlerindeki “yargıya müdahale” bahsine: Öncelikle, MİT krizinde “alenen” olduğu gibi, AKP hükümetinin sicilinde yargıya müdahalenin örnekleri mevcut. Hatta o kriz patlak verdiğinde ilk ve en sert açıklamalardan birinin Davutoğlu’ndan gelmiş olduğunu da hatırlıyoruz. İkinci olarak, bu ülkeyi yöneten seçilmişlerden talep edilen, özel yetkili mahkemelerin evrensel hukuk kurallarını ve insaf sınırlarını hayli zorlayan bir dizi uygulaması nedeniyle yargıya müdahale etmeleri değil, bu türden adaletsizliklerle aralarına mesafe koymalarıydı. Çünkü “hukuki” gibi gözüken bu uygulamaların aslında “politik” olduğunu hükümet de fazlasıyla farkındaydı. Seçilmişlerin bu tür aleni hak ihlallerine mesafeli davranması söz konusu yargı mensuplarının yaptıklarını siyasi açıdan meşrulaştırmalarını imkansız kılacaktı.”


Habervaktim.com


HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.