Arakan'da zulüm devam ediyor

Arakan'da zulüm devam ediyor
Dünya'nın gözleri önünde Arakan'da müthiş bir dram yaşanıyor. Budist yönetim tarafından yıllardır baskı, katliam, tecavüz ve her türlü zulme karşı çaresiz bitap düşmüş bir halk. Bu şiddetin ve soykırımın sonucu olarak Arakan Müslümanları; evleri de yakıld

Myanmar geçmişte Burma Sultanlığı olarak biliniyordu. Fakat Burma Sultanlığını deviren Askeri Yönetim, ülkenin adını Myanmar olarak değiştirdi. Myanmar'ın nüfusu şu an 51 milyon civarında ve Miyanmar halkının yüzde 80'i Budizme inanıyor. Arakan Halkı, İslam Devleti'nin yıkılmasının ardından Budistler tarafından sürekli olarak din değiştirmeye zorlandı. Fakat Arakanlı Müslümanlar her ne pahasına olursa olsun dinlerini terketmediler. Bunun üzerine Burmalı Budistler, askerlerden aldıkları destekle Arakanlı Müslümanlara yönelik büyük bir katliama giriştiler. 28 Mart 1942 yılında ilk olarak Minbya şehrine bağlı Çanbilli Köyü'nde başlayan, daha sonra da bütün Arakan'a yayılan bu katliamda en az 150 bin Arakanlı Müslümanın öldüğü tahmin ediliyor. Bu tarihi katliam esnasında yüzbinlerce Arakanlı vatanını terk ederek komşu ülkelere sığındı.

Geride kalanlar ise yine aynı sistematik baskı ve zulme maruz kalmaya devam ediyor. Muhammed Vail'in 'Katliam nasıl başladı!" yazısında Sokaklar, içlerindeki kadınlarla, çocuklarla ve yaşlılarla evler ateşe veriliyor. Yangın kendisine isabet etmeyenler sonunda Budistlerin keskin ölüm aletleriyle karşı karşıya kalacak. Böylece sokaklar yine Müslüman azınlığa karşı fırkacı nefret tanrılarına adak olarak ceset ve kanla dolacak." diyerek yaşanan dramı tasvir etmeye çalışmıştı.

Budistler tarafından kendilerine ‘ülke halkı olmayan şahıslar’ gözüyle baktığı Arakan Müslümanları kendilerine karşı kısa süre önce Budist bir kızın tecavüze uğradığı söylentisinden yola çıkılarak patlak veren şiddet dalgasıyla ilan edilmiş soykırım savaşı ve ırkçılık ruhu arasında yaşıyor. Tabi ki bu tecavüz olayı da yalan. Zira bölgedeki Müslümanlar bu iddiayı yalanlayarak ardında kendilerine karşı bu mezhepçi şiddet alevinin tutuşturulmasının ardında etnik ve siyasi sebepler olduğuna işaret etti.
Komplonun başlangıcı

Burma hükümetinin Arakan Bölgesi’nde yaşayan Rohingya Müslüman azınlığa vatandaşlık vereceğini ilan etmesini Budist çoğunluğu oluşturan El Mag’lar yüzlerine atılan bir tokat gibi hissetti… Zira bu kararın, yeni doğmuş cumhuriyet hükümetinin gölgesinde seçim sonuçlarına ne derecede etki edeceğini çok iyi idrak ettikleri gibi, İslam’ın yayılmasına da büyük etki edeceğini biliyorlardı.

Burma’daki Budist rejim ülkedeki İslami kimliği bastırmak için oldukça sert tedbirlere başvurdu. Bu kapsamda camiler, tarihi okullar ve İslami eserler yıkıldı. Budist hükümet, zaman faktörünün etkisiyle yıkılan cami ve tarihi okulların onarımına da izin vermedi. Ekonomik baskılar da Budist hükümetin Burma Müslümanlarına karşı benimsediği zalim uygulamaların bir parçasıdır. Öyleki hükümet Müslümanların çoğunluğu oluşturduğu mahallelerde zorunlu gıda maddelerinin fiyatlarını iyice yükseltmiş, bu da kıtlık gibi bir durumun ortaya çıkmasına, binlerce Burmalı Müslümanın yaşamlarını sürdürebilmek için Tayland ve Bangladeş’teki sınır kamplarına kaçmalarına yol açmıştır.

Arakalı Müslümanların köylerine sistematik olarak baskınlar düzenleniyor ve evleri yakılıyor. Yapılan bu baskılar sonucu sahip oldukları tek varlıkları olan evlerini kaybetmeleri sonucu sokaklarda yokluk ve sefalet içerisinde yaşamlarını sürdürüyolar. Öte yandan evsizlerin çoğu ise küle dönmüş evlerini geride bırakarak çevrede ki camilere sıgınıyorlar. TİMETÜRK

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.