Ergenekon'un avukatı Baykal savunma yaptı
CHP lideri Baykal'ın konuşmasının ayrıntıları şöyle:
"Ülkemizin önemli bir hukuk sınavından geçtiği ve başta yargı almak üzere türkiyenin çok önemli bir sınavdan geçmekte olduğunu gördük. İlginç bir tablo var. Türkiye bütün dikkatini bu sürece yöneltince, ülkemizin çok temel sorunları gözden kaçırılıyormuş gibi bir tablo ortaya çıkıyor. Elbetteki İstanbul’daki gelişmeler çok önemli ama meseleler de çok önemli buna da dikkat etmeliyiz. Gelişmekte olan önemli sıkıntıların gözden kaçması için bu olaylar kullanılmamalıdır."
Yine çiftçiye ve tarıma el attı
"Ekonomik anlamda önemli konular var. Büyük zamlarla başlayan fiyat artışı tablosu ekonomiyi ciddi şekilde sarsmaktadır. Yeni bir döneme girildiği anlaşılıyor. Bu kısır döngü işlemeye başlamıştır. Vatandaşı yakından ilgilendiren tüketim malları olağanüstü hızla artmaktadır. Memurlarla ilgili düzenlemeler kayıpları telafi edemeyecek düzeyde kaldı. Ergenekon ergenekon derken vatandaşın gelir düzeyinin bir darbe yemesine kimse seyirci kalamaz. Bu gün çiftçi hiç kuşku yok halkın arasına giren, köylerde dolaşan görüyor ki, çiftçi bunundan soluyor, ağzından alev saçıyor. TMO bu defa piyasanın tamamen dışında bırakılacak. Öyle anlaşılıyor. Çİftçi tamamen tüccarın takdirine teslim edilmiştir. Fiyatlar böylelikle birden bire düşmeye başlamıştır. TMO'nun devreye girmemiş olması bunun altında yatan sebeptir. Çİftçi buğdayı tüccara verdikten sonra fiyatlar fırlayacak. Çünkü dengeli bir fiyat tanzimi yapan bir kamu kuruluşu yok. TMO ortadan kaldırıldığı için bu yaşanacak. Hükümeti bir kez daha göreve çağırıyorum. Çiftçiyi ezmeyin, perişan etmeyin, yazıktır, günahtır. HUbubat mevsimi başladı, hasat yapılıyor. Ne olacaksa şu anda olacak. Hükümet kendi derdinde çiftçi geçim derdinde. Hükümet kendi davasında, çiftçi kendi davasında. Hükümetin işi kendi çıkarlarının değil milletin çıkarlarının peşinden koşmaktır."
Baykal'ın İKÖ rahatsızlığı
"İki önemli yasal düzenleme yapıldı. Birisi İslam Kalkınma Örgütüne bağlı olarak bir gençlik kuruluşunun oluşturulması ve bu kuruluşun yöneticilerinin Türkiye'de diplomatlara tanınan imtiyazların ötesinde imtiyazlara sahip kılınması, her türlü olağanüstü yetki ile donatılması, hiç bir denetime tabi tutulmamaları, kim olduğunu bilmediğimiz insanlara verilmesi. Fevkalade sakıncalı, tehlikeli, ama yapıldı. Bunu Anayasa Mahkemesi'ne götürmenin yollarını arıyoruz. Yine aynı çerçevede yardım kuruluşlarının bazılarına yüzde 100 vergi muafiyeti getiren bir düzenleme yapmıştır. Bunlara kamuoyumuzun dikkatini çekiyorum. Gelecekte ağır sıkıntılar doğuracak düzenlemeler sessizce geçirildiğini görüyoruz."
Ergenekon önemsizmiş
"AKP iktidarının Türkiye'yi yurt dışı kuruluşlara şikayet etme konusunda her türlü ölçüyü aşmış olduğu gerçeğidir. AKPM'ye Türkiye'yi kim şikayet etmiştir. AKP şikayet etmiştir. Tarihinde ilk kez bir ülkenin iktidar partisinin milletvekilleri kendi ülkesini şikayet etti. Hiç bir tereddüt taşımadan gitmişlerdir ve ülkelerini kulis yaparak şikayet etmiştir. Bunlar Türkiye'nin mi temsilcisi, yoksa işbirlikçi mi? Bu kapsamda yine, Avrupa Konseyi'nde Gökçeada ve Bozcaada'nın konumunu Türkiye'nin egemenlik anlayışının dışına doğru kaydırılarak Türkiye'nin egemenlik kapsamının dışına çekilmesine yönelik öneriler bu iktidarın milletvekilleri tarafından desteklenmiştir. Ergenekon'u konuşuyoruz ama Türkiye'ye en ağır zararları verecek sorunları görmezden geliyoruz."
Aklına bombalar geldi
"Bombalar 12 Temmuz'da ele geçirildi, 13 Temmuz'da imha edildi. Şimdi bu bombaları göster, olmaz, biz gördük, hukukumuz saklanır diyor. Hayır kaldırdık, bombaları kaldırdık. Bomba ne, Ergenekonun çıkış noktasında bulunan bombalar. Yasaya aykırı, ortada yığınla sanık var, yığınla kitap var, ortada silah yok, cephane yok, mermi yok. Ortada subay var emekli, ama asker yok. Tank yok, tüfek yok. CD'ler var. CD'lerde anlatılmış. Sinan Aygün'ün ofisinde silah çıkıyor. Gözaltına alınma ondan kısa bir süre sonra oluyor. Ofis aranıyor, silah bulunamıyor. Sinan Aygün'ün ofisi ziyaretfah haline gelmiş ama savcılıktan bir araştırma yok. Bunlar ciddi soru işaretleri yaratmıştır. Dava ciddi şekilde yıpranmıştır."
Baykal tam siper savunma hattında
"Ortada her gün yeni yeni ifşaatlar var. Bir darbe söylemidir gidiyor, ama hala bu örgüt darbeyi geçmişte yapmak üzere kurulmuştu da bu şimdi ortaya çıktı onun hesabını mı soruyoruz, yoksa şimdi yapacaklardı da onu mu engellyip hesabını soruyoruz. Geçmişle ilgili bir soruşturma ise ona göre ifadesi alınması gereken insanlar var. Eski Deniz kuvvetleri Komutanı, bana atfedilen günlükler benim değildir. Öyle olup olmadığını da tahkik etmiyorlar. Eski Genelkurmay başkanı da görevim sırasında böyle bir şey olmadı dedi. Bilgisayarlardaki bilgilerle ilgili bir soruşturma yapıyorsa bunun kimleri ilgilendirdiği başka, yok bu değil de bugünlerde bir büyük ayaklanma ortaya koymak üzere oluşmuş bir organizasyonsa ona göre bakalım. Kimler iş birliği yapacak. Emekli askerler, emekli assubaylar elele vermişler. Oradaki koca TSK'ya rağmen ihtilal yapacaklar. Bu mantıklar çökmüştür. İddianame de bu konuları çözemediği için her hafta ertelenmektedir. Sen bırak 2 bin 500 sayfayı, 5 sayfa söyle 5. Bu manzara karşısında ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Nedir mesele diye herkes derin bir kaygı içinde. Güç bir dönem. Ama bunun altından güçlenerek çıkacağız. Bu olaylar, işlemeyecektir. Türkiye'nin anayasal sistemi bu olayları etkisiz kılmanın gücüyle çıkacaktır. Yine önümüze böyle konular gelir, Türkiye bunun içinden çıkar. Hepimiz Türk adaletindeki gerçek savcı, hakim ve yargıçların, saygıdeğer hukuk sisteminin ayağa kalkmasını bekliyoruz. Hepimiz Türkiye'nin hukukunun gücüne, kadrolarına, geleneğine yürekten güveniyoruz. Böyle sıkıntılar yaşanabilir. İktidara gelen partilerin çeşitli sıkıntılar içinde olduğu bir Türkiye'de böyle olaylar olur ama Türkiye bundan güçlenerek çıkar. Demokrasimizi, laikliğimizi güçlendireceğiz. Bunun için de hukukumuzun güçlenerek çıkması gerekir. Hukukumuz bu sınavı verebilirse tabi. Hukuk üzerine düşeni yapacaktır ve Türkiye'nin önünü açacaktır."
İktidarı yine rejim düşmanı ilan etti
"Bu olayları yaşaya yaşaya istikrarımızı yakalayacağız. Halkın içinde bir ayrışma yoktur. Toplumumuz bir istikrarsızlık unsuru değildir. Halkımız tümüyle anayasal düzenimize, hukukumuza, inançla sahiptir, öyle olmaya devam edecektir. Bu ikisini bozan halk değildir. Sorun Türkiye'yi yönetmek üzere yetki alan kadroların devletin anayasal düzenini içlerine sindirememiş olmasındadır. Millet bunlara bunun için oy vermiyor. Onlar işsizliği çöz diye oy veriyor. Bunun iyi olmadığını yaşayarak göstermeliyiz. İnşallah bundan sonra olmaz. Halkın içinde anayasa sorunu var mı?"
Başbakan Erdoğan'a yüklendi
"Biz kendi anayasamızı bağımsız bir Türkiye kurmak için yaptık. Halkın bir şikayeti yok ama ülkeyi yönetenler, onlara dışarıdan yön verenler, kurcalayanlar karşımıza bunu getiriyorlar. Şimdi bir akil adamlar kadrosu kuralım noktasına geldiler. Böyle bir arayış içine girmişseniz bunun bir anlamı vardır. Ülkeyi yönetenler akil değil mi? Akil adam başka yerde aranmaz. Cumhurbaşkanı akil adamdır. Başbakan akil adamdır. Sayın Başbakan bugünkü konuşmasında İtalya'da bir temizeller operasyonundan söz etti. Temizeller operasyonunu yapmak için düğmeye basanın önce kendi eli temiz olacaktır. Temizellermiş. İtalya'daki temizellerle senin buradaki operasyonun ne paraleli var. Sen Mustafa Balbay'ı temiz Türkiye'yi engellediği için mi gözaltına aldın. Askerleri bunun için mi gözaltına aldın, sen susacaksın. Bu işi bırak gel dedim, sadece senin ve benim dokunulmazlığımızı kaldıralım dedim. Bu konu çözülmeden Türkiye'deki siyasi tartışmaları bir siyasi zemine oturtma şansı yoktur."
habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.