İşkenceciler BDP'ye rağmen Ankara'da hesap verirken!..
"Büşra, kanuna aykırı olarak cezaevinde.."
Ardından biri: "Ben Büşra'nın demokratlığına kefilim."
Bir diğeri: "Ben Büşra'nın özgürlük yanlısı düşüncelerine kefilim."
Bir diğeri: "Ben de, ben de..."
Haydi bakalım, iktidarınızın 10. yılında, daha başörtüyü bile gönül rahatlığı ile serbest bırakamamışsınız, gidin Büşra'ya özgürlük isteyin: "Siz de, siz de!"
BDP'lileri boş verdik, bakanlar bile kefillik sırasına geçtiler..
Oysa, yeni kanun gereği, eşlerinden izin almadan kefaletleri geçerli sayılmıyor..
Ama, sayın bakana gidip soracak halimiz yok ki: "Eşiniz hanımefendi, kefaletinize onay verdi mi?"
Çekingenliğimizden yararlanıp kefaletlerini ilan ettiler.
Aslında önce, "Aman vatandaşlar duymasın. Aramızda kalsın, ben Büşra'ya kefilim" denilmiş..
Vatandaştan gizlemenin amacı ne ise?
Sonrasında, eşten izin çıktığı için mi, yoksa başka yerlerden onay geldiği için mi, "kefalet açıklanabilir" denilmiş!..
Gazeteci kimlikli evrak memurları da, "Ah vah.. Hay Allah.. Tüh tüh.. Gizli kalsın denilmişti. Ben de sıkı sıkıya bohçalamıştım. Saklamıştım tüm kefaletleri.. Kimseye göstermemiştim.. Ama ben nerden bilebilirdim ki.. Diğer arkadaşlar haber almış, gizliliğin kalktığını öğrenmişler. Ben öğrenemedim. Zamanında sayın bakanın kefaletini yazamadım. Tüh.. tüh.." diye yazıp, sansürcülüğü itiraf ederek, okuyuculardan özür diliyorlar!!
Biz de katılalım evrak memuruna: "Tüh tüh!"
Her neyse..
Kefalet için herkes sıraya girdi de ne oldu?
Ne olacak, Büşra abla tahliye oldu..
Olur olmaz da, "Hepimiz BDP'liyiz" dedi.
Ne alaka ise?
Şimdi biz de sormalı değil miyiz: "Kefiller de BDP'li mi?"
Veya şöyle soralım: "Sayın bakanların kefaletleri, BDP'li olmaya da şamil mi?"
Nasıl yani?
Şöyle yani:
Önümüzdeki günlerde Büşra abla, bir yerlerden gelen talimatla BDP'lilikten vazgeçerse, bakanlarımız BDP'li olmanın gerekliliğini hayata geçirirler mi?
AK Parti'den istifa edip, BDP'ye geçerler mi?
Kefalet gereği, geçmeleri gerekir.
"Hepimiz Ermeniyiz"den sonra.. "Hepimiz BDP'liyiz!"
Ne diyelim, hayırlı uğurlu olsun..
Herkes görüyor, BDP'yi de, Büşra'yı da.. Sayın bakanları da..
Nasıl?
Meydan savaşları ortada.
Tahliyenin yaşandığının daha ertesi günü..
Valilik "olmaz" diyedursun, onlar "İlla 14 Temmuz'da miting yapacağız" diyorlar.
Ne var ki 14 Temmuz'da?
12 Eylül darbecileri, Diyarbakır Cezaevi'nde Kürt vatandaşlarımıza işkence yaptıkları için, 1982'nin 14 Temmuz'unda açlık grevi ile tepki verilmiş.
Eeee.
2012'ye ne?
AK Parti iktidarına ne?
1982'nin işkencesini, darbeciden mi soracaksınız, 2012'nin AK Partisi'nden mi?
Onlar darbeciden hiç hesap sorarlar mı?
Darbeciler ile kanka onlar!
Darbeciler bırakır, onlar alır sazı ele.
Onlar bırakır, darbeciler alır sazı ele..
Bugünlerde, 12 Eylül darbecilerini, AK Parti sanık sandalyesine oturttu ya..
Ankara'da, mahkeme önünde gösteri yapıp, "Hay Allah razı olsun, referandumda bizim boykotumuza rağmen, 'evet' oyu verenlere.. Elleriniz dert görmesin. Siyasi iktidardan Allah razı olsun. İki cihanda yüzleri ak olsun" diyeceklerine..
"Diyarbakır'da, miting yapacağız, 12 Eylül darbecilerinin işkencelerini kınayacağız" diyorlar..
"İlla da illa.. İlla 14 Temmuz'da miting yapacağız" diyorlar..
Hani birileri de İstanbul'da miting yapacağız deseydi: "14 Temmuz 2011'de, el bombaları ile Silvan'da vahşice 13 askerimizi şehid eden PKK'yı kınayacağız. PKK'ya destek çıkan BDP'yi kınayacağız. BDP'ye sahip çıkan Büşra Ersanlı'yı kınayacağız. Büşra Ersanlı'ya kefil olan sayın bakanları kınayacağız" deselerdi, ne olurdu?
Al sana curcuna..
Maksat da, o zaten!
Maksat, Kürt vatandaşlara işkence yapanların yargılandığı günlerde karışıklıklar çıkartıp, darbecileri yargıdan kaçırmak.
Başka ne amacı olabilir, "illa miting illa miting" dayatmasının..
"İşkencelerin hesabını soracağız" derken, işkencecilerin (BDP'ye rağmen) Ankara'da yargılanmaya başlandığını unutturup, Diyarbakır'daki masum polisleri hedef yapacaklar!
Hesap bu.. Büşra kafası, işte bu!
Ali Karahasanoğlu / Yeni Akit
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.