"Acil servis"te de anadilde konuşma hakkı ister misiniz?
Fındık kabuğunu doldurmayan bir konuda, tam da geri kalmış ülkelere özgü bir sen-ben kavgası!
Taraflar ne istiyorlar, önce bunu ortaya koyalım..
Mahkemeler diyor ki, "Türkçe bilmeyenler, bildikleri herhangi bir dilde savunmalarını yapabilirler. Bunun için bildiğiniz dili söyleyin, o dilde tercüman görevlendirelim..."
Bunu daha net olarak ortaya koyalım..
Mahkemeler bunu söylüyorlar ama..
Bir şartları var..
Tercüman görevlendirmek için, sanığın Türkçe bilmiyor olması gerekir..
Yani Türkçe bilenlere, "Siz Türkçe biliyorsunuz. Yargılama heyeti olarak biz de Türkçe biliyoruz. Bildiğimiz dilde yargılamayı karşılıklı olarak yapalım. Araya tercüman girmesin, gereksiz yanlış anlaşılmalar olmasın. Dava da uzamasın!"
Peki "Kürtçe savunma yapmak isteyenler" ne diyorlar?
"Bizim Türkçe bilmemizin bir önemi yok. Biz Türkçe bilsek bile, Kürtçe savunma yapmak istersek, mahkeme olarak sizin bize tercüman bulup getirmeniz ve böylece bizim Kürtçe savunmamızı Türkçeye çevirerek yargılama yapmanız lazım."
Tam, işi yokuşa sürme kafası..
Bürokrasiyi artırma, işleri zorlaştırma, gereksiz masraf çıkartma kafası..
Tekrar hatırlatalım, hiç kimseye, "Türkçe bilmiyorsan, savunma da yapamazsın. Türkçeyi öğrenseydin.. Bana ne?" denildiği yok..
Türkçe bilmeyen, bildiği dilde savunmasını yapabiliyor. Bunun için tercüman getiriliyor.
Sadece, Türkçe bilenlerden, gereksiz yere araya tercüman girmemesi, hakimle sanık arasındaki ortak dilde daha adil bir yargılama olması açısından, Türkçe savunma yapması isteniyor..
Olay bu kadar basit.
Ama sözde "demokrat" bilgelerin(!) önderliğinde kızılca kıyametler kopartılıyor: "Anadilde savunma hakkı kutsal" imiş!
Olayı getirip kilitledikleri nokta burası..
O zaman, biz de alternatif sorularla, konuyu çözelim..
Soralım bu bilgelere(!): "Bir Kürt vatandaşımızın hastalandığını ve acil servise kaldırıldığını varsayalım.. Bu vatandaşımız Türkçe de biliyorsa, anadili Kürtçe diye, acil servisteki doktora, derdini Kürtçe mi anlatır?"
Öyle ya..
Gerek hasta vatandaşımız, gerekse onun yakınları, Türkçe bildikleri halde, "Bizim anadilimiz Kürtçedir. Biz derdimizi Kürtçe anlatacağız" hiç derler mi?
Demezler.
Çünkü orda can gidiyor.
Sen Kürtçe anlatmaya kalkarken, ne olduğunu, nerenin ağrıdığını anlatırken, gereksiz yokuşa sürmelerde bulunursan, canın tehlikeye girecek..
Onun için, işin pratiğine bakarsın.
Türkçe biliyorsan, hemen Türkçe olarak derdini anlatır ve çözümünü ararsın..
Yargılamada da aynısının olması lazım.
Sanıksın. Hatta tutuklusun.. Bir an önce tahliye olmayı istiyorsun..
İşi yokuşa sürmemelisin.
Anadilin Kürtçe olsa bile, yargılama yapan hakimlerle ortak dilin varsa, o dilde savunmanı yapmalısın.
Ki, araya kimse girmeden, bire bir anlasın senin anlatacaklarını, yargılama yapan kişi..
Anlasın senin savunmanı.. Ve adil bir karar versin..
"Yok, biz savunmamızı Kürtçe yapacağız, tercüman onu Türkçeye çevirecek.. Hakim de tercüme edilen metne bakarak kararını verecek!"
İşi yokuşa sürmekten başka ne anlamı var, bu talebin?
Bu çerçevede söyler misiniz, "Mahkemede anadilde savunma yapma isteği, bir hak mıdır?."
Televizyona çıkıp Türkçe konuşuyorsun..
Halka kendini tanıtırken, her yerde Türkçe konuşuyorsun..
Mahkemede yargılanmaya gelince, "Biz Türkçe biliyor isek de, savunmamızı anadilimizdeyapacağız!"
Sen, mahkemenin savunmanı anlamasını mı istiyorsun? Yoksa anlamamasını mı?
Halka gidip dertleşirken, bildiğiniz ortak dil var iken, "Yok; benim anadilim Kürtçe. Ben Türkçeyi de biliyorum ama.. Bir tercüman getirelim. Ben Kürtçe konuşayım, tercüman da konuşmayı Türkçeye çevirsin" mi diyorsun?
Neresinden bakarsanız bakın, kim savunursa savunsun..
Tam bir kirli oyun..
Dış güçlerin parmağı olan, dört dörtlük bir kavga çıkartma oyunu..
Ve bu oyunda, Barolar Birliği Başkanı'ndan tutun, Ankara-İstanbul baro başkanlarına kadar, bir çok avukatın da parmağı var..
Var ki, dünkü duruşma öncesinde, gidip adliye önünde gösteri yapmışlar..
Yeri gelince, herkesten fazla ulusalcı, ırkçı bir kimliğe bürünüyorlar....
Yeri gelince de, bir başka ırkçı ile, böyle kol kola giriyorlar..
Ne diyelim; Allah, halkımıza basiret versin!
Ali Karahasanoğlu / Yeni Akit
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.