Ramazan yayıncılığına dikkat!

Ramazan yayıncılığına dikkat!
Türkiye, bir mübarek Ramazan'ı daha karşılamaya hazırlanırken, vatandaşlar, eski Ramazanlarda sık sık huzurlarını kaçıran merkez medyadaki "Ramazan yayıncılığı"nın bu yıl tekrarlanmamasını ümit ediyor.

Haberlerdeki, "Oruç dayağı/cinayeti, mahalle baskısı, kapalı lokanta bulma hafiyeliği"gibi gerçek dışı yaklaşımlar, Müslümanlar'ın huzur içerisinde bir Ramazan geçirmesine engel oluyor. Taceddin Ural'ın Kayıhan Yayınları'ndan çıkan Medyatik Kuşatma isimli kitabında,medyadaki bu tip yaklaşımların sonuçları kapsamlı bir şekilde ele alınıyor.

MAÇ, TİRAJI, REYTİNGİ ARTTIRMAK

Kitabın,“Eyvah; Ramazan geldi!” başlıklı bölümünde "Ramazan ayının, medya vadisinde insanın canını fazlasıyla sıkacak denli 'kaotik' bir biçimde geçtiği" belirtilerek, şöyle deniliyor: "Tutarsızlık, kör göze sokarcasına 'dinî aksesuar pazarlamacılığı', 'içi dışı bir olmamak', en maneviyatlı günlerde bile 'sinelerdeki' saldırgan canavara söz geçirememek 'Ramazan-medya' bağlamındaki unsurlardan bir kaçıdır. Ramazan’da promosyonlar ‘Yüce Kitabımız Hz. Kur’an’, ‘dini kitapçıklar’ ve Ramazan sofralarını konu alan ‘yemek kitapçıkları’ ile sürdürülüyor. Ayrıca, her gün ilave olarak ‘Ramazan Gazetesi’ verilen Ramazan ayında, ‘Vaaz kasetleri, Arabistan hurması, 99 derde deva ‘Lâ Havle’ dualı altın kaplı kolye vs. veriliyor. Vatandaşın dinle ilgili her türlü davranışını, yüksek ihtimalle aşağılayarak gündeme getiren o gazeteler, o televizyonlar, o radyolar, o internet siteleri, Ramazan’a bir hafta kala başlatıyorlar kampanyaları. Hesapları, Ramazan’la birlikte yaygın biçimde yükselişe geçeceklerine inandıkları dini hassasiyetlerden reyting, tiraj, hit ve reklam devşirmek... Ramazan ayı boyunca yaptıkları şeyleri, verdikleri promosyonları, başlattıkları yazı dizileri,yaptıkları haberleri değerlendirme dışı tutuyorlar. Yükselen dini hassasiyetlere uygun bir siyasi dil geliştirirseniz, sizi dini istismar etmekle suçluyorlar; ama aynı mantıkla yayıncılık yapınca kör, sağır ve dilsizi oynuyorlar. Yine meselâ, her hangi bir belediye kendi imkânlarıyla vatandaşı dini bakımdan bilgilendirecek bir yayın bastığında ayağa kalkıyorlar ama Ramazan ayı boyunca hemen hemen aynı içerikteki kitapları kuponlu-kuponsuz dağıtıyorlar. Evliya menkıbelerini anlatan yazı dizileri yayınlayanlar da var. Oysa aynı şeyi sakallı bir insan yaptığında etrafına ‘hurafe’ anlatmış oluyor. Düne kadar gece kulüplerinde nasıl dağıttıklarını haberleştirdikleri magazin kuşlarının ağızlarından, ‘Şu yaşımda başımı örteceğim’, ‘İlk fırsatta umreye gideceğim’ gibi çiklet beyanatlar alıyorlar. Bunun adı medyatik şizofreni...”

AYNI SAYFADA HEM İRTİCA HABERİ HEM SURE KİTABI

Kitabında,Ramazan’la birlikte "irtica haberleri"nde de gözle görülür bir artış olduğuna dikkat çeken Ural, bu haberlerin hemen yanında dini eser pazarlamacılığı yapılarak, çelişkili davranıldığını kaydediyor. Ural, kitabında şöyle diyor: "Ramazan'ın gelişi irtica haberlerinden bellidir. Bir yandan ürkünç (!) haberler yapılırken diğer yandan da gazeteler Ramazan promosyonuna başlar. 5 Eylül tarihli Milliyet’in manşeti‘Yolda Zorunlu Namaz Molası’. Sürmanşette Surelerin Tefsiri adlı bir kitap ve 9 kupona verilecek eserle ilgili tanıtıcı şu cümle: Namazda okunan surelerin tefsiri. İronik ve kronik bir vak’a ile karşı karşıyayız."

ORUÇ BAZLI YALAN HABERLER

“Oruç dayağı”, "Sahurda içki kavgası", "Kantinde oruç için dövdüler", "oruç gerginliği" ve benzeri içerikli "haberlerin", Ramazan ayında peş peşe yayınlanmaya başladığı vurgulanan Medyatik Kuşatma'da, ancak bu haberlerin arka planı araştırılınca basit sarhoş kavgalarının, medyada mütedeyyin insanların da karıştığı kavgalar gibi yayınladığı anlatılıyor. Ural'ın kitabında benzer şekilde futbol takımlarının kamplarında ve maç günlerinde kimin oruç tutup tutmadığının bulunmaya çalışması, "oruç tuttuğu ortaya çıkan" kimi futbolcuların muhtemel performans düşüklüğünün oruca bağlanması, buna karşılık Türkiye liglerinde oynayan bazı Musevi futbolcuların oruçlarıyla ilgili olarak ise eleştirel haberler yapılmaması, Ramazan'da kullanım oranı düştüğü için bakıma alınan kamu kurumlarının yemekhanelerinin önemli bir habermiş gibi büyütülerek verilmesi, ülkede çok yaygın bir biçimde gelenek haline gelen Ramazan münasebetiyle kapatılan lokantaların da benzer şekilde yeni bir şeymiş gibi haber yapılmasının da medyanın kronik tutumlarından olduğu belirtiliyor.

DİNÎ DEĞERLERE SAYGISIZCA YAKLAŞIMLAR

Ramazan ayında gazete ve televizyonlarda, ilmî yetkinliği ve konuya samimi yaklaşımı şüpheli "uzmanlar" üzerinden oruç konusunda absürt beyanda bulunacak yayınlar yapıldığına dikkat çekilen Medyatik Kuşatma'da şöyle deniliyor: "Denize girmek orucu bozar mı?’ nevinden soru(lar) yüz bilmem kaçıncı defa tevcih edilir. Son yıllarda bu iş biraz da erotik bir havaya büründürüldü. Basın mukaddes kavramların arasına bu tür mevzular sıkıştırmaktan acayip bir zevk alıyor. Bu yayınlarda erotik lafazanlıklar, had bilmezlikler, edepsizlikler tavan yapar.'Öpüşmeyle oruç bozulur mu, oruç cinsel ilişkiyle açılır mı?' yollu sorular, hem de çoğunlukla iftar saatine yakın programlarda 'medyatik hocalar'a yöneltilir. Onlar da 'had bildireceklerine' genelde adeta 'gollük paslarla' sarsıcı, şaşırtıcı cevaplar verirler. Halkın bir takım değer kaymalarına maruz kalmasına karşın, kaybetmemekte direndiği Ramazan ayı algısına, bir şekilde belki zorunlulukla ortak olan TV’lerin, Ramazan programları da ayrı bir ilginçliğe sahiptir.Oruç açmak için bekleyen ve o anda dinî duyguların zirvesinde yaşayan insanlara zengin dini motifli programlar yapmak yerine,magazin programı görünümünde iftar programları yapılmakta, bu değer bile yozlaştırılmaya çalışılmaktadır. Çeşitli ses ve film sanatçıları çağrılarak sıradan konuşmalar yapılmaktadır. Hattâ iftar açmak için ezan dahi ses sanatçılarına okutulmuştur. Bunu yaparken de en azından uzman olmadıkları bir alanda sanat icra eden bu sanatçıların, anlamını bozarak ezanın özgünlüğünü ve kutsallığını yok ettikleri okuma biçimlerini, işi bilen birine dinletme ve yanlışlarını düzeltme yoluna bile gitmemeleri, seyirciye verilen değer açısından doğru gözükmemektedir. Dolayısıyla televizyonlardaki dinî yayınlar, niyet ne olursa olsun bazen dini değerlerin önemsenmediği ve aşağılandığı izlenimi vermektedir.”


HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.