PKK; Türkiye’de CHP Suriye’de Baas
PKK’nın eski iki numarası Şemdin Sakık, PKK’nın kolu PYD’nin Kuzey Suriye’de bir çok kentin yönetimini ele geçirmesiyle ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Akit’in sorularını cevaplayan Sakık, PKK’nın hiçbir zorlukla karşılaşmadan 4 şehri ele geçirdiğine dikkat çekti. PKK’nın bölgede Esed’i temsil edeceğini belirten Sakık, PKK devletindeki Kürtlerin Baas yönetimini arar hale geleceğini ifade etti. Kuzey Suriye’nin Kandil gibi çok sarp ve dağlık bir bölge olmadığına işaret eden Sakık, PKK’nın çıplak ve düz arazide bir operasyona bile dayanma gücünün olmadığını, Türkiye’nin 5 bin kişiyle bile PKK’nın buradaki tüm yöneticilerini toplayıp getirebileceğini dile getirdi.
- PKK’nın kolu PYD hiçbir zorlukla karşılaşmadan Kuzey Suriye’de bir çok kentin yönetimini ele geçirdi. Bu sizce normal mi?
- Evet, PKK’nın Suriye’deki kolu olan oluşum tek bir kurşun sıkmadan dört şehri ele geçirdi. Bu devir teslim işleminin ne kadarının Esed yönetimi tarafından planlandığı şimdilik çok önemli değildir; zira bu yönetim giderayak her şeyi yapabilecek kadar çılgındır. Önemli olan PKK’nın Esed yönetimine dayanarak, 30 yıla aşkındır mevzi olarak kullandığı bu şehirleri yönetmeye muvaffak olması halinde ortaya çıkabilecek sonuçlardır.
“STALİNİST YÖNTEMLER HORTLATILACAK”
- Diyelim ki PKK Suriye’de devlet kurdu. Suriye’deki Kürtler Esed’den çok çekti. Masum insanları katleden, onlara zulmeden PKK’nın yönetim anlayışı Baas zihniyetinden farklı mı olacak?
- PKK her zaman olduğu gibi şimdi de Suriye yönetiminin elleri ve ayakları olarak rol oynuyor. Bu bölgede onları temsil ediyor olacak. Esed iktidardan düşse bile temsili burada kalacaktır. PKK, Ankara’da ve de Kemalist Türk solunun kucağında doğan, daha oluşum aşamasındayken gittiği Şam’da Esed’in Sosyalist Baas Partisi’nin kanatları altında ete kemiğe bürünen solcu bir örgüttür. Hem de en sertinden, hem de Stalinist, hem de Stalin’in köylü versiyonu bir örgüttür. Dolayısıyla bu örgüt, bölgeyi olsa olsa 1923-1950 Türkiye’si, Saddam’ın Irak’ı, Kaddafi Libya’sı, Mübarek Mısır’ı, Esed Suriye’si gibi yönetecek. Yani despotça... Özgürlük, demokrasi ve insan hakları adına her şeyin mezara gömüldüğü Stalinist yöntemlerin hortlatıldığı bir bölgeyle karşı karşıya kalacağız. PKK şiddet üreterek varlığını sürdüren bir örgüttür. Bu bölgeyi yöneten PKK, bölge imkanlarını halkın refahı için değil, şiddetin silahları için kullanacaktır. Dolayısıyla bir yandan silah tacirleri bu alanda cirit atarken, diğer yandan da bölge halkı yoksullukla boğuşmak zorunda kalacaktır. Bu yönüyle de ikinci Afganistan’la karşı karşıya geleceğiz.
- PKK’nın Kuzey Suriye’ye hakim olmasının sonuçları ne olur?
- PKK oluşumundan günümüze kadar uluslararası istihbarat örgütlerinin içinde yuvalandığı ve istedikleri istikamette kullandıkları bir örgüttür. Örgütün bu alanı yönetir duruma gelmesi, sayısız istihbarat örgütünün bu alan üzerinde cirit atması anlamına gelecektir. İstihbarat örgütlerinin at koşturdukları alanlar hep kanlı ve kaotik olurlar. Dolayısıyla bu bölge bir yönüyle de eski Lübnan’a benzeyecektir. PKK savaş finansmanını her türlü kaçakçılıktan sağlayan bir örgüttür. Buraya hakim olmaya başlayan PKK; bu alanı eroin, esrar, sigara, silah ve insan kaçakçılığı cennetine dönüştürecektir. Artık tonlarca eroini Suriye ve Lübnan üzerinden değil, direkt Akdeniz üzerinden Avrupa’ya aktarmış olacaktır. Bu bölge uyuşturucu ticareti yönüyle de Kandahar’a benzeyecektir.
- Sizce PKK kontrolünü ele geçirdiğini duyurduğu bu bölgeyi elde tutmayı ve yönetmeyi başarabilecek mi?
- AK Parti iktidarı karşısında sahip oldukları bütün kaleleri kaybeden, son kaleleri olan PKK’yı da kaybetmemek için ellerinden geleni yapan Kemalist solcuların yaptıkları değerlendirmelere bakılırsa, PKK çoktan küçük devleti kurdu bile... Bu gelişmeyi öylesine ballandırarak, abartarak ve de çarpıtarak anlatıyorlar ki, neredeyse aklıselim insanları bile bu yalana ikna edecekler. Herkesin Öcalan’ı göklere çıkardığı, “güçlü adam” ilan ettiği günlerde, ben de ortaya çıkıp “Öcalan bitiş yoluna girmiştir” demiştim. Herkesin Suriye’deki gelişmelere bakarak “Kandil’in hareket sahası genişledi, PKK bir oyuncu haline geldi, PKK devlet kuruyor” dediği şu günlerde, ben de “Hayır efendim, doğru söylemiyorsunuz. PKK 30 yılı aşkın bir süredir kullandığı bir mevziiyi daha kaybetmenin günlerini sayıyor” tezini ortaya atıyorum.
“PKK TÜRKİYE’DE CHP”
Esas olarak iki nedene dayanarak bu tespitte bulunuyorum: PKK, soğuk savaş günlerinden kalma ideolojik bir yapılanma ve dünya tarafından “terörist” damgası yemiş bir örgüt olması nedeniyle başarılı olamaz. CHP, yıllardır iktidar olmak için kendini değiştirmeye ve geliştirmeye çalışıyor. Ama bir türlü başarılı olamıyor. Çünkü soğuk savaş yıllarından kalan bazı sol örgütler gibi değişim fırsatını değerlendirmediği için kaçırmış oldu. PKK da Türkiye Kürtlerinin CHP’si ve Suriye Kürtlerinin Baas Partisi’dir. O da değişim fırsatını ıskaladı, dolayısıyla kendisini değiştirmesi imkansızdır. Değişemeyen PKK yönetemez. Çünkü şimdiye kadarki pratiği göz önündedir; PKK silahlı mücadeleye başladığı günden beri kah “kurtarılmış bölge”, kah “Botan Cumhuriyeti”, kah “Zap Cumhuriyeti” ilan etti. Son yıllarda da “Hakkari’yi kurtarma” hamlesi yaptı. Ama hiçbirinde muvaffak olamadı. PKK, savaşta olduğu gibi siyasette de başarılı olamadı. Çünkü bu örgüt de CHP gibi çaptan düşmüştür.
- Türkiye, sınırında kurulacak bir PKK devletine asla izin vermeyeceğini tüm dünyaya duyurdu. Türkiye bu konuda nasıl bir yol izler?
Öncelikle Esed rejiminden bu kadar canı yanan Suriye muhalefeti, Esed’in uzantısı olan bu örgütün varlığına bile tahammül etmez. Zaten Türkiye, yanı başında terör ve şiddet üreten bir yapının kurumlaşmasına asla izin vermez. Türkiye’nin yapabileceği şeyler daha fazladır; Suriye muhalefetiyle ortaklaşa ekonomik ambargo geliştirecektir. Dahası askeri gücünü kullanacaktır. Fazla değil, 5 bin kişinin katılacağı gece baskınıyla bile bir gecede PKK’nın buradaki tüm yöneticilerini toplayıp Türkiye’ye getirebilecek güce sahiptir. Zira PKK’nın yönetmeye çalıştığı bu yerleşim birimleri ipteki boncuklar gibi sınıra paralel vaziyetteler. Hem de sınırın sıfır noktasındalar, hem de düz araziler, hem de gece gündüz izlenebilecek konumdalar. Dolayısıyla “PKK yeni mevzi kazandı” denilen şey, aslında PKK için yeni bir çıkmaz ve yeni bir tuzaktır. Bu mevzide kalmaya ısrar eden PKK, kesinlikle burada boğulmaya mahkumdur. Dağlarda zar zor barınan PKK’nın, bu çıplak ve düz arazide bir operasyona bile dayanma gücü yoktur.
Erol Metin / Yeni Akit
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.