Yetenekli çocuklar dil sebebiyle keşfedilemiyor
Konu hakkında görüş bildiren uzman pedagog Roya Klingner, bu çocukların dil engeli sebebiyle bulundukları yeni kültür ortamında çoğunlukla daha ürkek olduklarını ve bu sebeple üstün yeteneklerini zor ve geç gösterebildikleri anlattı.
Münih yakınlarında Freising kasabasında üstün yetenekli çocuklar için Yetenek Merkezi işleten Roya Klingner, üstün yetenekli göçmen çocuklarının dil engeli sebebiyle bulundukları yeni kültür ortamında çoğunlukla daha ürkek olduklarını ve üstün yeteneklerini zor ve geç gösterebildiklerini söyledi. Okul sistemi ve eğitimcilerin üstün yetenekli çocuğu dil engeli sebebiyle tespit edememeleri ve bazen de konuya ciddiyetsiz yaklaşımlar gibi sebeplerle yıllarca hiç keşfedilmeden kenarda kalan göçmen çocukların olabildiğini söyleyen Klingner, eğitimcilere, yabancı kökenli çocuklara yaklaşabilmeleri ve ürkekliklerini aşabilmeleri için çocukların ana dillerinde en azından birkaç cümleyi kuracak kadar dil öğrenmelerini tavsiye etti.
Üstün zekalı ve yetenekli bazı çocukların eğitim sistemine ve gündelik hayata ayak uyduramadıkları için yeteneklerini ortaya çıkaramadıkları sorununa parmak basan pedagog şunları söyledi: "Bu çocuklar çoğunlukla ilkokula büyük bir hevesle gelir, ama hemen büyük bir can sıkıntısıyla mücadele etmek zorunda kalırlar. Mesela 4 yaşından beri okuyup-yazan bir çocuğa alfabeyi sil baştan öğretmek sıkıcı olur. Beş ders saati boyunca okulda buna maruz kalmak, üstelik tekrarlamalardan oluşan ev ödevlerini yapma zorunluluğu bu çocuklar için tam bir işkencedir. Bu çocuklar, her şeyi yaşıtlarından daha hızlı kavrarlar ve sıkıntıdan, sınıfta palyaçoluk yapmak şeklinde tepkiler verirler. Kız çocukları ise özellikle daha çok içine kapanıp depresif durumlara girebilirler."
Çözülmeyen problemlerin ve onlarla sürekli dalga geçilmesinin depresyona, isteksizliğe ve hatta çocuk/genç yaşta intihar düşüncesine kadar varabildiğinin altını çizen Klingner, bu çocukların çabuk sosyalleşip hemen arkadaş bulamadıklarının, yalnızlıkla mücadele ettiklerinin ve sırf bu sebeple pek çok ailenin merkezlerine "Çocuğuna sadece arkadaş bulmak" isteğiyle başvurduğunu söyledi. Velilere çocuklarını ciddiye almalarını tavsiye eden Klingner, "Bu çocuklar küçük bir bedende yaşayan yetişkin insanlar gibidirler, çok hassastırlar. Örneğin çabuk duygulanıp ağlayabilirler, çabuk heyecanlanabilirler, tepkisel olabilirler, tepkilerini bastırıp sessiz kalırlarsa depresiflik, saldırganlık gibi değişik halleri olabilir. Aileler bu hassasiyetleri göz önüne alsınlar. Bu çocuklar daha fazla sevgi, kabul görme ve ebeveynleri tarafından takdir edilme isterler." dedi.
Çocukların yetenek ve ilgi alanlarında destek olunmasını isteyen yönetici, çocuklardaki özel yeteneği ve üstün zekayı annelerin oyun, hesap, konuşma anlarına hemen fark edebileceklerini ifade etti. Ailelere çok ciddi vazifeler düştüğünün altını çizen Klingner, çocukların okul durumu ve gelişimlerini yakından takip edebilmek için dil bilmenin önemine de değindi. Ailelerin mutlaka bilgilenmesi gereken diğer bir konunun da hiperaktiflik olduğununsöyleyen merkez yöneticisi, üstün yetenekli ve hiperaktif çocukların birbirinden ayırt edilmesinin çok zor olmadığını dile getirdi. "Üstün yetenekli çocuklar ilgi duydukları bir konuda konsantrasyonlarını saatlerce kaybetmezler ama hiperaktif çocuklar hemen sıkılıp hiç konsantre olamazlar." diyen Klingner, velilere ve öğretmenlere bu çocukların farkına varılmasını sağlamak için kurslar verdiklerini söyledi.
CİHAN
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.