Panzehir İslâm
PKK terörünün bölge insanını etkilemesinin önüne geçecek en önemli unsurun din olduğu vurgulandı. Emniyet Genel Müdürlüğü uzmanlarından Dr. Yılmaz Şimşek’in Polis Dergisi’nde yayınlanan araştırmasında bölgeye ve teröre dair çarpıcı değerlendirmelere yer verildi.
“Kamu Politikalarına Yön Vermesi Açısından PKK Şiddetinin Sosya-Kültürel Kaynakları” başlıklı araştırma, PKK terör örgütüne katılmış 517 örgüt mensubunun yaş, doğum yeri, yaşadığı yer, eğitim durumu, iş durumu, örgüte katılım tarihi, yakalandığı tarih, medeni durumu, teslim olma/güvenlik güçlerince yakalanma durumu, örgüte zorla veya gönüllü katılım durumu gibi bilgileri incelenerek hazırlandı.
“İŞSİZLİĞE DİKKAT!”
Araştırmada, demografik pek çok unsurun PKK terörü ile anlamlı bir ilişkisi olduğuna vurgu yapılarak, şöyle denildi: “Analiz sonuçlarına bakıldığında örgüte katılımın yüzde 82,8 oranında gönüllülükle ve yüzde 17,2 oranında ise zorlama ile olduğu gözlenmiştir. Bu durum gençleri zorla örgüte dâhil eden PKK’nın bölge halkı için gerçek bir baskı unsuru olduğunu göstermektedir. Örgüte katılanların yaklaşık yüzde 80’ini 15-24 yaş arası gençlerin oluşturduğu, sadece göç edenler (köyde doğup, şehirde yaşayanlar) seçildiğinde ise katılanların yüzde 85’ten fazlasının 15-24 yaş arası olduğu gözlenmiştir. Bu durum sosyal bağ teorisinde bahsedilen gençler üzerindeki kontrol durumunun göç ile bir miktar çözüldüğü fikrine paralel bir durumdur. Katılım yaşı ortalamasına göre işsizler (18,5) iş sahibi olanlara (19,9) göre örgüte daha erken katılmaktadırlar. Yoksulluğun göstergesi olarak kabul edilen işsizliğin giderilmesi kolektif şiddetin meşru görülmesini azaltabilir.”
ŞEHİRDEKİLER DAHA KOLAY ÖRGÜTE DÜŞEBİLİYOR
Şehirde yaşayanlarda gönüllü katılımın yüzde 95’lerde iken köylerde bu oranın yüzde 60’larda kaldığına dikkat çekilen araştırmada, şu değerlendirmelere yer verildi: “Bu durum köylerdeki sosyal kontrolün şehirlere göre daha iyi olabileceğini gösterebildiği gibi, mecburen şehre göçenlerin zayıflayan sosyal kontrol mekanizmaları dolayısıyla daha çabuk örgüte kayabilecekleri şeklinde de açıklanabilir. Yaşanan yer ile teslim olma/yakalanma durumu arasında da anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Şehirden örgüte katılımlarda daha çok yakalanma görülürken köylerden katılımlarda daha çok teslim olma gözlenmiştir. Şehirde yaşayanların ve doğanların örgüte katılım yaşları daha büyüktür. Bu durum kırsalda doğmak veya bulunmanın örgüte daha erken yaşta katılmaya sebebiyet verdiğini gösterir ki bu duruma örgüt baskısının kırsalda daha çok hissedilmesinin yanında eğitim eksikliği veya işsizlik de etki etmiş olabilir. Gönüllü katılanların yüzde 66’sı işsizken köyde doğup şehre göç edenler arasından gönüllü katılanlarda bu durum yüzde 53’tür. Yani gönüllülük genelde işsizlikle ilişkilendirilebilirken göç edenlerde bu durum işsizliğin yanında kontrolün ortadan kalması, arkadaş çevresi ve değerlere bağlılıkta gevşeme şeklinde yorumlanabilir.”
EĞİTİM ARTTIKÇA KATILIM YAŞI DÜŞÜYOR
Araştırmada, örgüte katılım sebebi ile eğitim arasındaki ilişkiye yönelik olarak ise “Örgütte lise üstü eğitimli sayısının sadece yüzde 7 ile sınırlı kaldığı gözlenmiştir. Aynı şekilde, katılım yaşı ile eğitim durumu arasında anlamlı bir istatistikî farklılık olduğu görülmüştür. Bu durum, göç edenlerde daha belirgindir. Eğitim arttıkça katılım yaşı azalmaktadır. Bu ise eğitimde geçirilen sürenin yanında eğitimli olanların (özellikle şehirlerde) kolay iş sahibi olmalarından kaynaklanabilir” ifadesine yer verildi.
DİN, ÖRGÜTE KATILIMDA KUVVETLİ BİR ENGELLEYİCİ
Dr. Yılmaz Şimşek’in araştırmasının sonuç bölümünde ise sosyal politikalarda daha da artacak özen ve etkinliğin, terör örgütünün taraftar bulmasına önemli bir engel oluşturacağı vurgulandı. Araştırmada, şöyle denildi: “Bu çalışma, PKK terör örgütüne ait eylem, söylem, kişisel ifade ve militan kayıtlarından oluşan verilere dayanarak şiddet teorilerinde bahsedilen kişileri şiddete yönelten nedenlerin PKK terör örgütü için kolektif alanda geçerliliğini tartışmıştır. PKK ile daha iyi mücadele için hazırlanacak yeni kamu politikaları kolektif şiddetin nedenleri üzerine eğildiği sürece sorunun çözümü daha da kolaylaşacaktır. Çalışmanın sonuçları göstermiştir ki kuvvetli engelleyiciler örgüte katılımı azaltabilir veya pişman olma sürecini hızlandırabilir. Bu engelleyicilerden din, bölgede, hâlâ etkisini göstermekte fakat bunun önemini anlayan örgüt tarafından da kullanılmaktadır. Dinin örgüt tarafından kullanılması engellenerek halkın doğru kanallardan dinini öğrenmesi, onun yasakladığı şiddete olan eğilimi azaltabilir. Unutulmaması gereken; şiddet uygulayan silahlı gruplara katılım veya desteğin artması, örgütün gücünü artıracaktır. Artan bu destek, normalin kaybına ve anormalin kabulüne vesile olabilir. Bu durumda örgüt kendi içinde muhalefet yaşamazsa devlete karşı bir güç unsuru haline gelebilir.”
Yeni Akit
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.