Nerde, dindarlara destek veren solaklar?

Nerde, dindarlara destek veren solaklar?
Hukukçular Derneği, önceki gün İstanbul Barosu'nun başörtü yasağını protesto eden bir gösteri düzenledi.."Hrant" diyen. "Vicdan" diyen. "Ahlak" diyen.. "Sivas" diyen.. "Ana dilde eğitim" diyen gerek o malum medyadakiler, gerek televizyondakilerden, kaç ta

Zaman zaman dindar kesimi de etkisi altına alan bir kampanya vardır:

"Sizde hiç vicdan yok mu? Ermeni diye, Hrant'ı vurdular.. Niye ayaklanmıyorsunuz?"

Bir bakarsınız, sağınızdaki solunuzdaki alnı secdeli insanlar, birden manyetik alana kapılmışlar:

"He ya.. Biz bu cinayete sessiz kalmamalıyız!"

Sanki cinayete sessiz kalan var.

Sanki cinayetin faillerini araştırmayan, cezalandırmayan bir devlet var.

Hiç düşünmez, entellerle yatıp kalkan ve onların manyetik alanına kapılan dindarımız:

"Bizim Hızır Ali Muradoğlu Hocamız vardı. Bizim Bayram Ali Öztürk Hocamız vardı. Onlar da, üstelik cami içinde cinayete maruz kaldılar. Onların cinayetleri net olarak aydınlatılamadı.."

Entel-dantel kesimi, fırsatını buldu mu, bastırmaya devam eder:

"Dindarlar, Sivas'ta Alevi aydınların yakıldığını kabul etmeli. Bu cinayete ortak olmamalılar."

Entellerin ağzına bakan bizim kesimin aklı bir karış havada olanları da, hemen havaya girerler:

"He yaa. İnsanları cayır cayır yaktılar. Bunu dindarlar yaptılar. Böyle dindarlık olmaz olsun."

Küçük bir itiraz gelse, "Olayda kurşunlanarak ölenler var. Derin bir operasyon söz konusu.. Tüm ayrıntıları araştırılıp, ortaya çıkarılmalı" denilse, hemen müdahil olurlar:

"Neyi araştıracaksınız? Yobazlar yaktılar işte. Araştırılacak bir şey yok. Karar verildi. Dindarlar katildir."

Küçücük beyinlerinin işletme hakkını, solaklara kiraya veren malum halayıklar yine onlara destek çıkar:

"He yaa. 19 yıl sonra, niye karıştırıyorsunuz ki bu işleri? Kapanmış o dosya.."

Olaylara bakış tarzı, artık otomatiğe bağlanmıştır..

"Dindara şedit, kafire müşfik" bir hareket tarzı, geliştirilmiştir artık..

Çok somut, çok güncel son örnek..

"Sizde hiç vicdan yok mu, Kürtler ana dili ile eğitim istiyor. Bunu engelleyenlere niye isyan etmiyorsunuz" diye baskı oluşturanlara, bizim dindarlarımız da, "He yaa. Adamlar niye Kürtçe eğitim görmüyorlar? Haksızlık bu" diye koşuyorlar ya hemen peşlerinden:

"Bende tuz var. Bende tuz var."

Peki, Hukukçular Derneği, önceki gün İstanbul Barosu'nun başörtü yasağını protesto eden bir gösteri düzenledi..

"Hrant" diyen. "Vicdan" diyen. "Ahlak" diyen.. "Sivas" diyen.. "Ana dilde eğitim" diyen gerek o malum medyadakiler, gerek televizyondakilerden, kaç tanesi gördü, bu başörtü zulmünü?

Kaç tanesi haber olarak taşıdı sayfalarına?..

Hrant'çılardan tutun. Madımak'çılara kadar.

Kaç tanesi, "Başörtü yasağı ile ilgili baro kararı vahşicedir. Ahlaksızcadır" diye yazdı?

"Başörtü sebebi ile avukatlık yapma hakkının kısıtlanması, bir insan hakkı ihlalidir" diye, bir tane DPI'cı demokrat, yazı kaleme aldı mı?

"28 Şubat'ta dindarlara destek vermişlerdi" dediğiniz demokratlardan hangisi yazdı, "Avukata 'Başını aç' dayatması, ahlaksız bir tekliftir. Kürtçe ana dilde eğitimden çok önce, Türkiye bu ayıbı temizlemeli" diye..

Başörtülülerin başına gelenler, Kürtlerin başına gelse, bu ülkede kimbilir neler olur?

Söyleyin, bugün hangi Kürde, "Senin baroya avukat olarak kaydını yapamayız" deniliyor?

Böyle bir şey denilebilir mi?

"Denilsin" anlamında bir teklifim asla yok.

Denildiğinde de, o mağduriyete ilk önce ben karşı çıkarım.

Kürtlerin böyle bir mağduriyetleri olmadığı halde, "Ezildik. Mahvolduk.Bittik" diyorlar..

Bir mesleği icra etmelerine engel çıkarılmadığı halde, çok daha teferruata yönelik konulardaki mağduriyetler için, kıyametleri kopartıyorlar..

Sözüm ona dindarlardan da, bu konuda destek alıyorlar..

Ama dindarlarımız, kendi insanlarının başlarının zorla açtırılmasına, küçücük bir tepki vermiyorlar.. Destekledikleri "insan hakkı savunucuları"ndan da küçücük bir destek göremiyoruz!

Akit bağıracak.Çağıracak. Belki bir hafta sonrasında uyanacak, bu aklı havada olanlar..

Ondan sonra da, "Akit, bu işleri kızıştırıyor" diye söylemeye de utanmayacaklar..

Birkaç sene sonra da, şöyle derler: "2012'de İstanbul Barosu'nda bşörtü yasağı hortladığında, solcu aydınlar tepki vermişti.Bu sayede yasak kalkmıştı. Solculara vefa borcumuzu ödemeliyiz."

Ne demişler; "Kork kokmayandan..

Utan, utanmayandan!"

Ali Karahasanoğlu / Yeni Akit

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.