Ergenekon'da 'Çiller'e suikast' iddiası
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen “Ergenekon” davasının bugünkü duruşmasında tanık olarak dinlenen gazeteci-yazar Ümit Fırat, PKK ile Ergenekon arasında ilişki olduğu iddiasıyla ilgili konuştu.
'Karşılıklı el sıkışıp, birlikte hareket ettiklerini sanmadığımı, ancak öyle eylemler ortaya çıkar ki biri diğerini teşvik eder ve sonuca ulaşılabilir' dedim. 1993 yılında Bingöl'de 33 askerin öldürülmesini örnek gösterdim. 'Eğer PKK durup dururken otobüsleri durdurup 33 askeri öldürüyorsa bunun bir manası olmalı' demiştim. O gün Milli Güvenlik Kurulu'nda genel af da dahil birtakım düzenlemelere gidilmesi için tavsiye kararı alınmıştı. Bu çok önemli bir dönüm noktasıdır'' diye konuştu.
Sosyalist ve devrimci bir kişi olduğunu ifade eden Ümit Fırat, 1973 yılında Ankara'da açtığı kitabevine terörist Abdullah Öcalan'ın da geldiğini dile getirdi.
'APOCULAR' GRUBU
Öcalan ile özel bir bağı ve ilişkisinin olmadığını aktaran Fırat, Öcalan'ın öğrencilerin organize olduğu bir derneğe üye olduğunu, daha sonra Öcalan'ın kendisine ''Apocular'' adıyla bir grup oluşturduğunu kaydetti.
Sosyalist ve Kürtçü grubu olan Kemal Burkay'ın ekibinden bir gencin ''Apocular'' tarafından öldürüldüğünü iddia eden Fırat, sosyalist gruplarda, rakiplerin temizlenmesi gibi eski bir gelenek olduğunu belirtti.
Tutuklu sanıklardan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'i de uzun yıllar önce tanıdığını kaydeden Fırat, aralarında bir ahbaplıkları olmadığını söyledi.
Fırat, Doğu Perinçek ve arkadaşları tarafından 2000'e Doğru Dergisi'nin çıkarıldığı 1987-1988 yıllarında Abdullah Öcalan ile aralarında bir yakınlaşma olduğunu anlattı.
‘SAVAŞ İSTEMEYENLER TASFİYE EDİLDİ’
Abdullah Öcalan'ın İmralı'da kalırken 13 Eylül 2000 tarihinde avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada, silahsızlaşma kararı aldığını, militanlarını da yurtdışına çıkarmaya çalıştığını belirten Fırat, şunları kaydetti:
''Öcalan, avukatları aracılığıyla yaptığı bir açıklamada ise 'Orgeneral geldi benimle konuştu' demişti. Generalin militanların hepsinin Türkiye'den çıkmasını istemediğini açıkladı. Bunlar endişe verici, açıklanması gereken şeyler. PKK'nın bazı militanları o dönemde Türkiye'den çıkmayıp, adeta yedek düşman olarak bekletilmiştir. Daha sonra Türkiye'de bekletilen insanlara yönelik operasyonlar başladı.
2004 yılı başlarında Öcalan bu işin yeniden savaşa dönüşeceğini söylüyordu. Aynı süreçte PKK içinde savaşın başlamasını istemeyenler tasfiye edildi. Savaş isteyen kanat, iş başına getirildi. Bu süreçte bin 700, bin 800 insan örgütten tasfiye edildi. Türkiye'den bazı destekleri olmasaydı, o ilişkiler yaratılamazdı. İmralı'dan Kandil üzerine ilişki kuruldu. Öcalan, devletten uzak olarak bu ilişkiyi gerçekleştiremezdi. 1 Haziran 2004'te savaş yeniden başladı.''
‘DEMEK Kİ ÖCALAN’IN SÖYLECEĞİ ŞEYLER VAR’
Fırat, Abdullah Öcalan'ın ''Ergenekon'' soruşturmasını yürüten savcıya ısrarla ifade vermek istediğini belirterek, ''Demek ki kendisinin de söyleyeceği şeyleri vardı'' dedi.
‘ÇİLLER’E SUİKASTİ ÜSTLENMEK İSTEMEDİLER’
Öcalan'ın, avukatları aracılığıyla gönderdiği başka bir mesajı da aktaran Fırat, ''Bir yetkili, Tansu Çiller'in 1995 yılında öldürüleceğini söylemiş. Bunu da PKK'nın üstlenmesini istemiş. Abdullah Öcalan ise bunu kabul etmemiş. Bunların, Türkiye'nin aydınlanmasını ve ileri gitmesini istemeyen odakların işi olduğunu düşünüyorum'' diye konuştu.
'ÖCALAN'I ÇOK ETKİLEDİ'
Yalçın Küçük'ün Abdullah Öcalan'a sorular yönelttiği videonun izlendiği sırada Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, Fırat'a, ''Öcalan, Küçük'e 'çözümlemeleriniz bize yol göstermiştir' diyor. Yalçın Küçük'ün Abdullah Öcalan üzerinde etkisi var mıydı?'' diye sordu.
Fırat, Öcalan'ın Marksist terminoloji açısından yol gösterdiğini ifade ettiğini düşündüğünü belirterek, ''Yalçın Küçük, ideolojik ve siyasi olarak Abdullah Öcalan'ı çok etkilemiş insanlardan biridir. Küçük, hiyerarşik açıdan örgütte üst konumda yer alıyordu. Abdullah Öcalan oldukça otoriterdir. Kadrosunda yer alan kişiler 'senli benli' konuşamazlar, yan yana oturup, bacak bacak üstüne atıp soru sormak herkesin harcı değildir. Yalçın Küçük, Abdullah Öcalan ile bu şekilde konuşabilen az sayıda kişiden biriydi'' diye konuştu.
Küçük'ün konuşma yaptığı başka bir videoya ilişkin savcı Pekgüzel'in, ''Yalçın Küçük'ün buradaki 'En güzel baş Kürt başıdır. Çünkü başkaldırandır' şeklindeki beyanlarının Marksist ideolojiden çok bölücülük içerdiğini'' kaydetmesi üzerine Fırat, Küçük'ün ajitatif konuştuğunu, mizacının böyle olduğunu söyledi.
'SUİKASTİ ENGELLEDİ'
Savcı Pekgüzel'in Yalçın Küçük'ün arkasında başka bir güç bulunup bulunmadığına ilişkin soru sorduğu Fırat, şunları belirtti:
''Yalçın Küçük'ün arkasında bir desteği yoktu. PKK'ya yanaşarak orada bir kitlenin desteğini aldı. Kendi başına davranan, ancak bazı kontakları olan bir kişi. 1996 yılında Abdullah Öcalan'a düzenlenecek suikastı da bu kontakları sayesinde haber alarak, Öcalan'a söylüyor. Suikast bu şekilde engelleniyor. Muhtemelen Mesut Yılmaz'dan öğrenmiştir. Belki de dolaylı yollardan öğrenmiştir.''
Bir soru üzerine Fırat, kendisinin ve kendisi gibi düşünen kişilerin, Yalçın Küçük'ün Abdullah Öcalan'ı Kemalizm'e yaklaştırdığı görüşünü taşıdıkları anlattı.
Savcı Pekgüzel'in, Doğu Perinçek'in Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeye ilişkin soruları üzerine Fırat, ''Doğu Perinçek burada törenle karşılanmış olabilir. O dönem Abdullah Öcalan'ın legal mevzilerde tanıtıma ihtiyacı vardı. O gün için Perinçek'in '2000'e Doğru' dergisi tek şansıydı. Abdullah Öcalan ilk defa 2000'e Doğru dergisindeki 4-5 hafta süren röportajlarıyla yer aldı. Ondan önce 1998 Ağustos'unda Mehmet Ali Birand bir röportaj yapmış ama gazetesinin politikasından, belki de başka baskılardan yayımlatamamıştı'' diye konuştu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.