Müzakerecilerin PKK şefkatinin sonu

Müzakerecilerin PKK şefkatinin sonu
"Canım onlar da insan, oturup konuşalım, mutlaka bir yere varırız" gibi ifadeler, 'kandan siyaset üretmek isteyenlerin' beklediği bir tavır...

Şemdinli'yi ele geçirip, devletle halkı karşı karşıya getirerek sözde bir "Kürt Baharı" başlatmak için yaklaşık 10 aydır hazırlık yaptığı ortaya çıkan, Şemdinli'nin etrafını doçkalarla ateş altına alan, karakollar basıp bir ayda yaklaşık 20 askeri şehit eden terör örgütü PKK, çok değil daha bir bir ay önce bir kısım çevreler tarafından "Örgüt barış istiyor, Karayılan'ın gözlerinde barışı gördüm" türünden mesajlarla Türkiye kamuoyuna yeniden pazarlanmaya çalışılıyordu.

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vedat Bilgin, terör örgütünün bir plan çerçevesinde hareket ettiğini, tesadüf eylemlerde bulunmadığını söyledi.

Bilgin, PKK'nın Şemdinli'de kurmaya çalıştığı pilot bölgeyi de "demokratik özerklik" şeklinde sunmaya çalışan çevrelerin de maskesi düştü tespitinde bulundu.

İşte Vedat Bilgin'dan adım adım hedefine yürüyen PKK'nın analizi;

PKK'nın pilot bölge arayışı

PKK ne yaptığını biliyor. Hiçbir şey tesadüfen, önüne gelenin anında verdiği kararlarla olmuyor.

Örgütün içerideki adamının da, Kandil'deki merkez çete üyelerinin de birbirlerinden haberli de olsa, habersiz de olsa, verdikleri emirler, aldıkları kararlar birbirini tamamlıyor.

İster "şimdi diyalog zamanıdır, Oslo süreci yeniden başlaşın, artık biz barış istiyoruz" türünden dışa yönelik, kamuoyunu yatıştırmaya ya da oluşturmaya dönük laflar etsinler, isterse "şimdi tam sırasıdır, artık adını koyalım, bizim de bir bayrağımız olsun veya halkımız kendini yönetsin" türünden, nispeten daha açık talepleri dile getirsinler.

Stratejiye sahip olmak

PKK ne yaptığını bilirken, Türk kamuoyunun kafası karışıktır. Daha doğrusu, PKK stratejisinin farklı anlamalarına dayanan, farklı algılar vardır. Takdir edersiniz ki, bu algılardan bir kısmı, daha çok terörü Türkiye'ye karşı bir araç olarak kullanan, yabancı istihbarat servislerinin desteğiyle oluşturulmuştur. Diğer bir kısmının, cehaletten, PKK söylemlerinden kalkarak meseleyi anlamaya çalışmaktan meydana geldiği söylenebilir.

Lenin döneminde oluşturulmuş, Soğuk Savaş döneminde dünyanın birçok bölgesinde uygulanmış Stalinist "iç savaş" ve "geniş cephe", "devrimci halk savaşı" stratejilerinden habersiz, uygulanan politikaları anlayacak durumda olmayanların, çeşitli 'uzmanların' farklı platformlarda terör meselesine dair söylediklerinin ise hiçbir önemi yoktur.

Terör örgütü, bütün varlığını şiddet uygulamasına ve uygulama potansiyeline borçludur. Şiddeti, bir mücadele stratejisi olarak benimsedikten sonra, kaçınılmaz olarak bu potansiyelden 'siyaset üretme' yoluna girmiştir.

Dolayısıyla, safdillik edip "canım onlar da insan, oturup konuşalım, mutlaka bir yere varırız" gibi ifadeler meseleyi hiç anlamamak demek olduğu gibi, tam da 'kandan siyaset üretmek isteyenlerin' beklediği bir tavırdır. Kimse bilmese de, 'örgütün merkez kadrosu' çok iyi bilmektedir ki, şiddet üretme gücünde bir zaaf yaşadıkları andan itibaren hiçtirler.

PKK, Hakkâri'de, Şemdinli'de, Şırnak'ta kendi stratejisinin önemli bir adımını gerçekleştirmek arzusundadır. İşledikleri son cinayetler ve ortaya koydukları kanlı eylemler, bunu göstermektedir.

Terörün geleceği yok

Bugüne kadar uyguladıkları politikalarla, bilhassa KCK yapılanmasıyla söz konusu bölgede yaşayan halkı tamamen etkisiz hale getirip, 'çaresizlik sendromu'na iterek, bölge idaresine el koymak istemektedirler.

Bunu uygulayabilmeleri için, KCK'nın yönetimi ele geçirmesi ve bunu PKK'nın şiddet unsurlarıyla koruması gerekmektedir. Bundan sonraki adım, kurtarılmış "pilot bölge" uygulamasını dünyaya ilan ederek, kontrol altına aldıkları masum sivil insanları devlete karşı ayaklandırmaktır.

Türk kamuoyunda, haklı bir şekilde yüksek olan "bu mesele bitsin, çözülsün, kan dursun" şeklindeki beklentiyi "biz de barış istiyoruz" diyerek yönetmek isteyen 'çevrelere' Kandil'den veya İmralı'dan gelen birtakım dolambaçlı mesajları "işte örgüt de barış istediğini ortaya koydu" tarzında takdim eden, artık neredeyse terör üzerinden 'medyatik rant'a dönüştürmüş birtakım isimlere bakarak meseleye yaklaşmak, sadece ve sadece PKK'ya yeni bir hamle yapma fırsatı kazandırmak demektir.

PKK silahları bırakmadan hiçbir şey çözülemez. PKK'nın bunu yapmasının tek şartı ise, onu silahlı mücadeleyi sürdüremez hale getirmektir. Dün, bölgesel konjonktür buna uygun değildi. Baas'ın Suriye'deki düşüşü buna uygun bir vasat yaratacaktır. O zaman PKK'ya destek olanların, onun kanla gerçekleştirmek için uğraştığı 'pilot bölge' uygulamasını, 'demokratik özerklik' diye savunmaya çalışan sahtekârların maskeleri de düşmüş olacaktır.

aktifhaber

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.