Kaynak Sakık değil, kendi yazılarınız
Şemdin Sakık'ın mektubundaki ideolog tanımlamaları üzerine, Cengiz Çandar cevap vermiş: "Bana yönelik 'kişilik katli' ve 'itibarsızlaştırma' için Şemdin Sakık'tan başka 'kaynak' bulamadınız mı?"
Bana sorarsanız, Şemdin Sakık'ın ifadeleri, tek başına hüküm vermeye tabii ki yetmez. Sadece Sakık'ın değil, hiç kimsenin yorumları, bir başkası için tek başına delil olamaz.
Ama kişinin kendi yazdıkları, onun için bir kanaate sahip olmamızda tabii ki delildir.
Ta ki, yazı inkar edilsin. Veya "Kastımı aştım" özrü ile tevil edilsin.
Onun için, Cengiz Çandar'ın, inkar etmediği, "kastımı aştım" da demediği, kendi yazdıklarına bakalım.
Bakalım, "PKK'yı ve PKK şefini, en fanatik PKK'lıdan daha fazla övüyor, abartıyor" tanımlaması, yanlış mı?
Bir çok yazısında aynı tema işlenmiş ama..
Ayrı ayrı yazılar yerine, kendisinin fikrini net olarak ortaya koyduğu bir yazısını seçip, ondan alıntılar yaptım..
Bakalım; Sakık uydurmuş mu, "PKK şefini fazla övdüğü" iddiasını..
Ve soralım Çandar'a, "Sakık çok mu demiş?"
Yazının yayın tarihi 21 Haziran 2012.
Başlık, "PKK ile savaş nasıl biter?"
Başlık bile itici ama.. Orasını es geçelim..
Şöyle diyor Çandar:
"Öncelikle Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit kalkmalı ve Öcalan'ın 'çözüme ortak' kılınması çalışmasına geri dönülmelidir."
Daha ilk cümlede, suçüstü olmadı mı Bay Çandar?
Cezaevindeki bir örgüt başının, ülkeye bu kadar acıların yaşanmasına sebep olan bir teröristin övülmesi, gücünün abartılması değil de, nedir bu?
Durun, "'Bu kadar acı yaşatan' derken, adamın gücünü sen de kabul ediyorsun" demeyin.
O güç; kendi gücü değil.
Oyuncağı olduğu, dış devletlerin gücü..
Bugün Öcalan olur.
Yarın bir başkası olur..
Bunlar maşadır.
Maşayı tutanlar ise, emperyal devletlerdir. Bunlara silah desteği yapan güçlerdir..
Bunu görmezden gelip, "Masanın bir ucuna mutlaka Öcalan oturacak" derseniz, daha işin başında, dış devletlerin dayatmalarına teslim olursunuz..
Kürtlerin sıkıntılı tüm sorunlarını tespit edip, onları çözmekten aciz miyiz?
Aciz miyiz ki, bu ülkede 50 bin insanın katline imza atmış adamı, masanın bir ucuna "İlla ki illa, önce o" dayatması ile oturtuyorsunuz?
Bu arada söyleme de dikkat edin..
Tam PKK'nın söylemi..
Tecrit varmış!
Tecritin varlığını kim söylüyor?
PKK.
Devlet ne diyor?
Tecrit-mecrit yok. Her mahkumda olduğu gibi, teröristbaşı da, ancak akrabaları ile görüşebilir. Karar kesinleşince, avukatla arasındaki vekalet sona erer.. Yeni davası da yok ise, avukatla görüşme hakkı da olmaz.
Öyle ya, yürüyen bir dava yok ise, avukatlar niye Öcalan'la görüşecekler?
Bunu bile anlamaktan acizler..
Adam resmen, avukatları ulak yapmış..
Türkiye'nin hiçbir cezaevinde, cezası kesinleşen hiçbir mahkum, davası yürürken görüştüğü gibi, avukatıyla görüşemez..
Ama Öcalan'a torpil geçilmeli imiş!
İstenilen bu..
Bu kafa, PKK savunuculuğu yapmıyorsa, ne yapıyor?
Çandar devam ediyor: "Silvan saldırısından sonra Abdullah Öcalan'a ilişkin değerlendirme, şimdi Murat Karayılan için yapılacağa benziyor. Yani, onu da yok varsayıp, devre dışı bırakmak. Bu yanlıştır. Karayılan, ne olursa olsun, PKK'nın en yetkili ve üstelik siyasi çözüm açısından 'en makul' yöneticisi olmaya devam ediyor."
Ne demek şimdi bu?
"Öcalan'ı yok saymayın. Karayılan'ı yok saymayın" demek, PKK'yı önemli görmek, onu övmek, abartmak değil de nedir?
Ve suret-i haktan görünen şu yorumlar: "PKK'nın beyaz bayrak çekip teslim olacağını beklemek, herhalde, gerçekçi değil. Öyleyse, PKK'nın silahları susturmasının zemini devlet-hükümet tarafından hazırlanmalı."
Yani?
Yani ne yapmalı devlet?
"Daha iki gün önce, Foça'da bir askeri daha şehid edenler de dahil olmak üzere, hepsini affetmeli.."
Söylenilmek istenilip de dillendirilemeyen işte bu..
Ve bu gerçeği deşifre ederseniz, medyada çöreklenen tüm uşakları ile, hemen saldırıya geçerler: "Akit şöyle.. Akit böyle.."
Boşverin siz Akit'i..
Söyleyin, siz PKK'nın neresindesiniz?
Ali Karahasanoğlu / Yeni Akit
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.