BÇG'den zırvalar

BÇG'den zırvalar
28 Şubat darbe döneminde ordu içerisinde Batı Çalışma Grubu olarak adlandırılan cuntacı yapılanmanın, dini ve etnik ayrımcılıklarla fişlemeler yaptığı ortaya çıktı. Ayrımcılık, iftira ve komikliklerle dolu saçma raporlarla, Uzman Çavuş Şaban Kargın, “Türk

28 Şubat darbe döneminde ordu içerisinde Batı Çalışma Grubu (BÇG) olarak adlandırılan yasadışı cuntacı yapılanmanın kirli icraatları ortaya çıkmaya devam ediyor. Ordu içinde, cuntanın emellerine aykırı düşünen personelin fişlenmesi ve ordudan atılmasında etkin rol üstlenen BÇG’nin, tuttuğu raporlarda etnik ayrımcılık da yaptığı ortaya çıktı. Kocaeli Körfez Hava Radar Mevzii Komutanlığı’nda bir albayın, bir uzman çavuşun sözleşmesinin uzatılmaması için BÇG’ye 15 maddelik bir fişleme notu sipariş ettiği öne sürüldü.

BÇG İYİCE ZIRVALAMIŞ

BÇG’nin, faaliyetleri sırasında ayrıca askeri birliklerde meydana gelen her türlü olumsuzluğu da, cunta karşıtı personelin tasfiyesi için kullandığı öğrenildi. Öte yandan BÇG’nin tuttuğu raporlar ve istihbarat notları, askeri mahkemelerce muteber bilgi-belge olarak değerlendirilip, üzerine kararlar kurulduğu öğrenildi. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, BÇG’nin düzenlediği ayrımcılık, iftira ve komikliklerle dolu 15 maddelik bir belgeye dayanarak, orduya on yıl hizmet vermiş bir havacı uzman çavuşun ordudan atılmasına onay vermiş. Uzman çavuşa yöneltilen suçlamalar ise, “gerçek Türk olmadığı, çingene olduğu, sağ koluna saat taktığı” gibi bir takım zırvalıklar.

BİRİ AYM’DE BİRİ HASDAL’DA

BÇG fişlemelerine dayanarak Uzman Çavuş Şaban Kargın’ı haksız bulan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin üyeleri arasında tutuklu Tümgeneral Hıfzı Çubuklu ile birlikte Anayasa Mahkemesi üyesi Serdar Özgüldür’ün de bulunduğu öğrenildi. Mahkeme heyetindeki bir diğer isim ise 12 Eylül darbe döneminde Mamak Cezaevi’ndeki işkencelere bizzat katıldığı öne sürülen Kurmay Albay Ali Yurtsevdi.

BÇG “SOY SOP” ARAŞTIRMASI YAPMIŞ

BÇG belgesinin bir maddesinin “Uzman Çavuş Ş.K. soy ve sop bakımından gerçek Türk değildir. Çingene kökenlidir” ibarelerini içerdiği öğrenildi. Böylece yasadışı BÇG’nin kirli çamaşırları arasına “etnik ayrımcılık ve ırkçılık” da eklenmiş oldu. Şaban Kargın, asıl ayıp olanın çingene veya bir başka ırka mensup olmanın resmi bir belgede bir eksiklik veya ayıp gibi yer alması olduğunu, ayrıca çingene kökenli bir aileye de mensup olmadığını, bunun kendisinin birliğinden uzaklaştırılması için çok yakından tanıdığı bir istihbarat subayınca uydurulduğunu, kendisinin Aksaraylı olduğunu, Aksaray’da kadınların şalvar giydiğini, rahmetli annesinin de yerel kıyafetiyle (şalvarla-kara lastik) düğününe geldiğini, düğününe katılan istihbarat subayının bunun üzerine kendisini annesinin giyim kuşamı nedeniyle aşağıladığını, kendilerinin Anadolu insanı ve Türkmen olduğunu, bundan da hiç gocunmadığını söylüyor.

NEDEN DAVA ETMEDİLER?

160 personelin görev yaptığı birliğinde tüm personelin önünde namaz kıldığı ve mütedeyyinliği nedeniyle, birlik komutanı İskender Karaman tarafından defalarca aşağılandığını anlatan Kargın, kendisini ordudan atmak isteyen BÇG ekibince ortada hiçbir belge, bilgi, iddia, isnat olmadan hırsızlıkla da suçlandığını söyledi. Son olarak askeri kantin ve tesislerden yararlanmasının da Karaman tarafından yasaklandığını belirten Kargın, eşiyle beraber gittiği askeri kantinde, görevli askerin, eşinin yanında kendisine “komutanım size yasak” dediğini, o an yaşadığı aşağılanmanın hesabını mahşerde soracağını belirtiyor. Uzman Çavuş Şaban Kargın, “Madem hakkımda ciddi iddialar vardı, neden beni dava etmediler?” dedi. Sözleşme yenilenmemesi yoluyla mesleğinden edildiğini vurgulayan Kargın, askeri mahkemede dava açanın kendisi olduğunu, mahkemenin BÇG’nin hazırladığı iftira notlarına dayanarak kendisini haksız çıkardığını bildirdi.

SAATİN HANGİ KOLA TAKILDIĞIYLA DA UĞRAŞMIŞLAR

Şaban Kargın, hakkındaki 15 maddelik BÇG fişlemesinin istihbarat subayı ile Albay İskender Karaman’ın ortak iftira çalışması olduğunu, daha sonra bunu personel albaya yazdırdıklarını öğrendiğini belirtiyor. Fişleme belgesinde, Çingene olmak, hırsızlık yapmak gibi suçlamaların yanında saati sağ kola takmak gibi ne anlama geldiği anlaşılamayan isnatlarda da bulunulduğu öğrenildi. Kargın, Albay Karaman’ın hoparlörden anons yaparak “Üst makamlardan emir geldi, saatlerimiz sol kola takılacak” şeklinde duyuru yaptığı ve sağ kola saat takmayı yasakladığını da söyledi. Kargın anons üzerine personelin gülüştüğünü de söyledi. Karaman’ın “Muhafazakardır, sağ koluna saat takar” şeklinde bir algıya kapıldığı söylenirken, Kargın, kendisinin solak olduğunu ve yazı yazarken ağırlık olmaması için sol eline saat takamadığını, sırf kendisinin bu zorunluluğu nedeniyle bir kural getirilmesinin kendisine de gülünç geldiğini belirtiyor.

ADALI: ALLAH’TAN KORKMAK LAZIM, BEN KİMSEYİ SUÇLAMADIM VE SUÇLAYAMAM

Kargın, hırsızlık iddiasıyla ilgili olarak kendisinin suçlanmasında başçavuş ile arkadaş olduğunun öne sürüldüğünü, böyle bir durumun olmadığını, bir başçavuşun arkadaşının bir uzman olamayacağını, aralarında ast-üst ilişkisi olduğunu belirtiyor. Bu arada kredi kartının çalındığı iddia edilen Astsubay Başçavuş Recai Adalı, Yeni Akit’e yaptığı açıklamada, kredi kartının çalındığını, ancak Şaban Kargın’ı suçlamadığını, bu yönde bir ifadesinin olmadığını, ayrıca kimseyi de suçlamaya hakkının olmadığını, kartının ortadan kaybolmasının çalıntı olarak muamele gördüğünü bildirdi ve “Komutanla kendi aralarında sıkıntı vardı, ben suçlayamam kimseyi, Allah’tan korkmak lazım” şeklinde konuştu. Böylece 28 Şubat sürecinde BÇG desteği ile üretilen hayali gerekçelerle mesleki yaşamlara son verildiği tescillenmiş oldu.

“ÇOK GİZLİ” İFTİRA NOTLARI

Ordudan ilişiği kesilen kişilerin askeri mahkemelere açtığı davalara en önemli delil olarak personelin sicil dosyası sunuluyor. Bu sicil dosyalarının içine, sicil amiri olan komutanların tuttuğu resmi-yasal değerlendirme ve puanlamaların yanı sıra, BÇG’nin hazırladığı fişleme notlarının da konduğu, bu yolla hem ordudan ilişiği kesilmek istenen personelin sicil notunun düşürüldüğü, hem de mahkemenin yönlendirildiği öğrenildi. Askeri mahkemelerdeki duruşmalar sırasında BÇG notlarının da dahil olduğu “çok gizli” belgeler sadece mahkeme heyetinin değerlendirmesine açık tutuluyor, gerek davalı ve gerekse avukatı bu belgeleri göremiyor ve savunmada bulunamıyorlardı.

YAŞ’LA ATILANLAR AKLANDI, YA ASKERİ MAHKEMELERCE ATILANLAR?

Kuvvet komutanı sicil amiri oluyor ve dosya açıp mahkemeye verdiği ve ihraç ettirdiği durumlarda yargıya gidilebiliyor. Ancak YAŞ kararlarıyla ilişiği kesilenler yargıya gidemiyordu. 2010 12 Eylül referandumu ile YAŞ kararlarına da yargı yolu açılmış ve ordudan atılan personele iadeyi itibar verilmişti. Bu subay-astsubaylar bugün haklarını kavuşmuş, bir kısmı görevlerine geri dönmüş, bir kısmı da kamu kuruluşlarında istihdam edilmiş durumda. Ancak, BÇG raporlarına dayanarak askeri mahkemeler ile ordudan ilişiği kesilen subay-astsubaylar ile uzman erbaşlar henüz haklarına kavuşabilmiş değil. Şaban Kargın da bunlardan biri. 28 Şubat döneminde BÇG fişlemeleri ile ordudan ilişiği kesilen Uzman Çavuş Şaban Kargın parası olmadığı için Kocaeli-Körfez’den otostopla Ankara’ya, Milli Savunma Bakanlığı’na gittiğini ve dilekçe verdiğini, kendisine “Bu yasa sizi ilgilendirmiyor, subay-astsubayları ilgilendiriyor” cevabının verildiğini söylüyor.

ATILDIĞI GÖREVİNDEN İSTİFA ETTİĞİ SÖYLENMİŞ

Kocaeli Hava Radar Mevzii Komutanlığı’nda Havacı Radarcı Uzman Çavuş olarak görev yaptığını belirten Kargın, 10 yıl görev yaptığı ordudan atılmasının haksız gerekçelere dayandığını belirtiyor. 15 yıl hukuki mücadele verdiğini söyleyen Kargın, maddi bir beklentisinin olmadığını, sadece aklanmak istediğini ve BÇG notlarında kendisiyle ilgili iftira atanların cezalandırılmasını istediğini belirtiyor. Kargın bir kamu kurumuna atamasının gerçekleştirilmesi için de dilekçe verdiğini, MSB ve Devlet Personel Başkanlığı’nın kendisinin istifa etmiş hükmünde olduğu gerekçesiyle talebine olumlu yanıt vermediğini bildirdi.

ASKERİ YARGI KARARLARI DA YOK HÜKMÜNE ALINSIN

Uzman erbaşlar askeriyede 45 yaşına kadar görev yapabiliyorlar. 45 yaş sınırına gelen personelin sözleşmesi otomatik olarak feshedilip bir kamu kurumuna atamaları gerçekleştiriliyor. 28 Şubat sürecinde BÇG fişlemeleri ile orduyla ilişiği kesilen uzman çavuşlar bu imkandan yararlanamıyorlar. Bunun, uzaklaştırmanın mahkeme yoluyla yapılması sebebiyle böyle olduğu belirtiliyor. Mağdur Uzman Çavuş Şaban Kargın, “28 Şubat kararları hükümsüz sayılsın” görüşünün gündemde olduğu şu günlerde, askeri mahkeme kararlarının da yeniden değerlendirilmesi çağrısı yaptı. 28 Şubat sürecinde askeri mahkemelerde görülen tüm davaların yeniden ele alınmasının, TSK’nın da demokratikleşmesinde önemli bir adım olacağı belirtiliyor.

İFTİRA MEKTUPLARI-NOTLARI DEVLET SIRRI OLAMAZ

Kargın ayrıca kendisi hakkındaki hükmün üzerinden 15 yıla yakın bir zaman geçtiğini ifade ederek, mahkeme heyetinin görüp kendisi ve avukatının göremediği “çok gizli” olduğu iddia edilen belgelerin açıklanmasını istiyor. Kargın şunları söyledi: “Sanki çok önemli devlet sırrı, işte biliyoruz 15 maddelik bir iftira mektubu. Devletin iftira mektuplarını ‘çok gizli’ ve ‘resmi evrak’ olarak saklaması bana tuhaf geliyor. En azından benim hakkımdaki 15 maddelik raporu açıklasınlar. Altında kimlerin imzası vardır herkes bilsin. Yazılanlar doğru ise herkes benim nasıl bir insan olduğumu öğrensin. Sonra bakalım bu belgeyi düzenleyenler nasıl insanlar ve şu an nerede neler yapıyorlar. Toplum bunu da öğrensin

”MAHKEME BAŞKANI: DEVLET SIRRINDAN BİZ DE RAHATSIZDIK

Uzman Çavuş Şaban Kargın’ın durumu ile ilgili görüşlerine başvurduğumuz Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 1. Daire eski Başkanı Adnan Altın, Kargın’ın dosyasını hatırlayamadığını söylerken, davalarda önlerine getirilen belgelerin üstüne vurulan “çok gizli” damgası ve devlet sırrı kavramlarına dikkat çekti. 28 Şubat döneminde bir takım kişi veya birimlerin düzenledikleri belgelerin üstüne “çok gizli” damgasını vurup yollamasının, savunma hakkını zedelediği dile getirilirken, mahkemelerin de adeta bu noktada elinin kolunun bağlandığı ortaya çıktı. Özlük sicil dosyalarının içinde Batı Çalışma Grubu’nca hazırlanan notların da bulunduğunu ve bunların mahkemelerce delil olarak değerlendirildiğinin anlaşıldığı açıklamalarında Altın şunları söyledi: “Takdir edersiniz ki binlerce dosyaya bakılıyor mahkemelerde. Şaban Bey’in dosyasında da bir belgenin filanca kategorisinde hangi konu işlenmiştir, biz o gün bunu nasıl değerlendirmişizdir, doğaldır ki bunu hatırlamam mümkün değildir. Kişilerin evrensel, ulusal, anayasal hakları var, bu haklar çalışma hürriyetini de beraberinde getirir. Birisinin herhangi bir ırk ve milliyete mensup olması önemli olmamalı. Türk vatandaşı ise eşit haklara sahiptir. Böyle bir şeyi biz hukuki görmemiz mümkün olmazdı. Sözleşmenin feshine dair işlemin iptali istemiyle açılan bir davadır gördüğümüz. Sözleşmeyi fesheden idaredir. Dava da hırsızlıkla ilgili bir belge var idiyse, böyle bir eylem mahkemece mahkum olunmasa bile fiilin işlendiğinin mahkemece kabulü halinde bu subay da olsa ast subay da olsa sivil memur da olsa haklarında kim olduğuna bakmaksızın memurluktan çıkartma işlemini gerektirir. Devlet sırrı kavramı tartışma konusu. Biz bazılarını kabul etmiyorduk. Şöyle etmiyorduk, alelade bir savunma, bir disiplin olayını dahi içeren belgenin üstüne çok gizli damgasını vurup gönderiyor. Kim vuruyor bunu, neden vuruyor, kriteri nedir konusunda bir belirsizlik o zaman var idi, halen de var, ama bu demek değildir ki gizli kalması gereken, bırakın dış düşmanları, içerde bir takım muzur odakların bile haberinin olmaması işin doğasından gelen bir hususu da, savunma ekidir diye ortaya dökmek de anlamsız olurdu. Bu ikisinin arasında bir makul yaklaşım gerekli.

Osman Yiğit / Yeni Akit

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum