Her günümüz Ramazan olsun
Bütün bir Ramazan ayı boyunca Allah için oruç tutarak nefislerini terbiye eden Müslümanlar, bugün bayram heyecanını yaşıyor. İlahiyatçılar, Ramazan’ı Allah’a ibadet, Allah’ın sevgili elçisi Muhammed Mustafa’ya (S.A.V) salat ve selam ederek geçiren, zekatını, sadakasını ve fitresini verip hem malını hem de ruhlarını temizleyen mü’minlerin, ibadetlerine Ramazan’dan sonra da devam etmesi gerektiğine ve bu mü’min bilincinin yılın her döneminde taşınması gerektiğine vurgu yaptılar.
YARAN: “RAMAZAN’DA KAZANILAN ALIŞKANLIKLARI DEVAM ETTİRMELİYİZ”
İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran, mübarek Ramazan ayının insanın hayatını gözden geçirmesi, yeni kararlar alması ve planlar projeler üretmesi için bir fırsat ayı olduğunu söyleyerek “İnsan, eğer Ramazan ayını iyi değerlendirirse büyük ölçüde ruhu temizlenir” dedi.
“Önemli olan bu bakımın devam etmesidir” diyen Yaran, “Yoksa Ramazan’dan sonra tekrar eski günlere dönersek, Ramazan’ın ruhunu anlamamış oluruz. Ramazan, kalıcı alışkanlıkların kazanılması için fırsattır. Ramazanda eğer bu alışkanlıkları kazanmışsanız, hayat boyu bunları devam ettirmeniz gerekir” diye konuştu.
Yaran, Cenab-ı Hakk’ın Ramazan’da belli vakit içerisinde aslında mübah olan yemek içmek gibi bazı şeyleri yasakladığını ama Allah’ın kalıcı yasaklarının, devamlı 24 saat süren yasaklarının olduğunu hatırlatarak, “Bunlara da riayet etmek gerekir. Yine Allah’ın 24 saat süren bizden zaman zaman istediği talepleri vardır, emirleri vardır. Bunları yerine getirmeliyiz. Ramazan’dan sonra da kazandığımız iyi alışkanlıkları devam ettirmeliyiz” diye konuştu.
URHAN: “İBADETLER YALNIZ RAMAZAN’A MAHSUS DEĞİL”
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nedim Urhan da İslam’ın bir bütün olduğunu belirterek bir bütün olarak yaşanması gerektiğini söyledi.
Urhan, Ramazan’ın hassasiyetinin gönüllerde ayrı bir etki yaptığını ifade ederek “Ama bir Müslümanın Ramazan’dan sonra da her gününü hemen hemen Ramazan gibi hassasiyetle geçirmesi gerekiyor. Çünkü İslam bölünmez, Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: ‘Siz Kur’an’ın bazısına inanıyor bazısına inanmıyor musunuz?’ Yani her ibadet Ramazan’a mahsus değil” dedi.
Ramazan’da yapılan ibadetlerin karşılığının Allah katında kat be kat verildiğini, bunun Ramazan’a mahsus bir husus olduğunun altını çizen Urhan, “O yönüyle Müslüman kardeşlerimiz hassasiyet gösteriyorlar, itina ediyorlar ama bu itina İslam’ın asıl ruhunu zedelemeyecek şekilde bütün günlerine yayılması ve bütün günlerini kapsaması lazım. Ramazan’ın özelliğini insan her zaman taşıyamayabilir, senede bir defadır ama İslam’ın özelliğini, hassasiyetini her zaman taşıması lazım” şeklinde konuştu.
“Ölüm gelinceye kadar her an Allah’a kul olun” ayetini de hatırlatan Urhan, “Becerebildiğimiz ölçüler içinde tabii ki. Onun için bütün ibadetlerin, namazların, duaların, zikirlerin, zekâtların, sadakaların Ramazan’a tahsis edilmesinin nedeni gönüllerin daha fazla sevap almasını istemektir. Bu da doğrudur ama bunun Ramazan dışında başka zamanlarda da yapılması gerekiyor. Arakan’a yardım sadece Ramazan’da değil, başka zamanlarda da yapılmalı, onların ihtiyaçları sadece Ramazan’a mahsus değil ki. Bir Müslüman her an günlük ibadetlerini kulluk ölçüleri içinde yapabilmenin şuurunda olmalı” ifadelerini kullandı.
KALAY: “HER ZAMAN RAMAZAN GİBİ YAŞANMALIDIR”
Avrupa İslam Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Şerafettin Kalay ise her mevsimin bir baharının olduğunu söyleyerek “Ramazan da İslam’ın baharıdır, bu mevsimde çiçekler, meyveler elde ederiz. Ancak her Müslüman her zaman İslam’ın baharı gibi yaşamalıdır. Ramazan’ın dışında da ibadetlere, hassasiyetlere dikkat etmeliyiz. Cenab-ı Hak, bizleri inşallah gelecek Ramazanlara kavuşturur” dedi.
ATEŞ: “İBADETİ BIRAKMAK, TEMİZ ELBİSEYİ ÇAMURA BELEMEYE BENZER”
Diyanet İşleri Eski Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ateş de Ramazan’la birlikte kalpleri yumuşayan, ibadetleri ve taatleri artan mü’minlerin Ramazan’dan sonra ibadetlerine devam etmeleri gerektiğine vurgu yaparak, “Ramazan’da ibadet etmek çok güzel bir şey. Bu ibadetler insanlara güzel alışkanlıklar da kazandırıyor ama Ramazan’da eda edilen ibadetleri Ramazan’dan sonraya bırakmak, yıkanılan elbiseyi tekrar çamura belemeye benziyor” diye konuştu.
Ramazan’da kazanılan güzel alışkanlıkları, güzel huyları devam ettirmek gerektiğini belirten Ateş, “Her Müslüman’ın Ramazan’ın dışında yapmakla görevli olduğu vazifeler vardır. Namazlarını kılmalı, oruçlarını tutmalıdırlar. Ramazan’dan sonra özellikle namaza son derece dikkat etmek lazım. Kur’an-ı Kerim cennete gidecek mü’minleri her şeyin başında namaz kılan insanlar olarak tanımlamaktadır. Müslümanların buna dikkat etmeleri gerekir. Kişi namaz kılarsa Ramazan’daki gibi müşfik olur, adaletli, olur, insanların kalplerini kırmaz, merhametli olur. Ramazan’dan sonra yapılacak şey budur” şeklinde konuştu. YENİ AKİT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.