Çandar ve Cemalin gözüyle PKK!
PKK’nın ikinci adamı olduğu dönemde tutuklanan Şemdin Sakık’ın, Milliyet gazetesi yazarı Hasan Cemal ve Radikal gazetesi yazarı Cengiz Çandar hakkında Akit’e yaptığı açıklamalar kamuoyunda geniş yankı buldu.
Şemdin Sakık’ın kendileri hakkındaki açıklamalarından rahatsız olan Hasan Cemal ve Cengiz Çandar ve söz konusu ikiliyi savunanlar, gazetemiz muhabiri Erol Metin’in Şemdin Sakık’la mektupla yaptığı görüşmeyi gazetecilik saymazken; Hasan Cemal’in 1993’te Bekaa’da Abdullah Öcalan’la, 2009 ve 2011 yıllarında da Kandil’de Murat Karayılan’la yüz yüze görüşmesinin haber olduğunu savunuyor!
“PKK’NIN KENDİSİNİ ‘TERÖR ÖRGÜTÜ’ VE MENSUPLARINI ‘TERÖRİST’ OLARAK TANIMLAMAK YERİNE, DURUMU BİR ‘KÜRT İSYANI’ OLARAK TANIMLAMAK GEREKMEKTEDİR”
Akit’in Şemdin Sakık üzerinden kendisini hedef gösterdiğini savunan Cengiz Çandar ise, PKK’yı Kürt isyanı olarak değerlendiriyor ve kendilerine terörist denilemeyeceğini savunuyor!
Cengiz Çandar, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) için hazırladığı “Yeni Paradigma: Son Kürt İsyanı Olarak PKK” başlıklı raporunda ilginç değerlendirmede bulunmuş.
Çandar söz konusu raporunda; “PKK olgusunu ‘terörizm’, PKK’nın kendisini ‘terör örgütü’ ve mensuplarını ‘terörist’ olarak tanımlamak yerine, durumu bir ‘Kürt isyanı’ olarak tanımlamak gerekmektedir” ifadelerini kullanmış.
“PKK STANDART BİR İSYANCI ÖRGÜT KATEGORİSİNE GİRMEKTE”
Raporda, Cengiz Çandar’ın şu değerlendirmeleri yer alıyor:
“Türkiye örneğinde, PKK’nın terörizme başvurmuş olduğu tartışma götürmez olsa da ve örgütün uyuşturucu trafiğiyle ilişkisine dair ciddi ve ağır ithamlar bulunsa da, bütün bunlar, PKK’nin esas olarak ‘Kürt isyanı’nı ifade ettiği olgusunu ortadan kaldırmamaktadır. Bilakis, PKK standart bir isyancı örgüt kategorisine girmektedir.”
“GAZETECİ OLDUĞUM İÇİN...”
Hasan Cemal de, Abdullah Öcalan ve Hasan Cemal’le yaptığı görüşmeleri yazarı olduğu Milliyet gazetesinin 16 Aralık 2011 tarihli sayısında öyle anlatıyor:
“1993’te Bekaa’da Öcalan’la da, 2009 ve 2011 yıllarında Kandil’de Murat Karayılan’la da görüştüm.
Neden?
Gazeteci olduğum için...
Ve bu ülkede barış ve demokrasiye açılan bir çıkış yolunu aradığım için...”
“KARAYILAN, SON DERECE MÜTEVAZI VE GÜLER YÜZLÜ BİRİ...”
Hasan Cemal, 3 Ekim 2011 tarihinde yayımlanan röportajında, Murat Karayılan’ın liderlik kumaşının çok iyi olduğunu, son derece mütevazı ve güler yüzlü biri olduğunu söylüyor:
İşte o röportaj:
NEŞE DÜZEL: Siz Kürt meselesini çok yakından izleyen ve derinliğine bilen bir yazarsınız. Bu konuda “Barışa Emanet Olun” isimli yeni bir kitap daha yazdınız. Kitabınızda Kandil’e yaptığınız son ziyaret ve Murat Karayılan’la görüşmeniz de var. Önce Karayılan’dan başlayalım. Nasıl biri sizce?
HASAN CEMAL: Karayılan’la, biri Mayıs 1999’da, diğeri Haziran 2011’de Kandil’de iki kez görüştüm. İkisinde de toplam beş altı saat geçirdik. Bir defa Türkçeyi aksansız konuşuyor. Gündemine hâkim bir adam. Liderlik kumaşı çok iyi. Nitekim süresi bittiği halde, başkanlıktan ayrılmasını istemediler. Bunun da kararı Öcalan’dan geliyor tabii.
NEŞE DÜZEL: Öcalan “Hayır” dese, Karayılan KCK Başkanı olamaz mı?
HASAN CEMAL: Olamaz. Ama Öcalan’ın da neye “Hayır”, neye “Evet” diyeceğini iyi bilmesi lazım. Çünkü etkisizleşebilir. Bu yüzden Öcalan o dengelere dikkat ediyor. Öcalan’la Karayılan’ı mukayese edersem... Ki onunla da 1993’te Bekaa’da aynı evde iki gece kaldım ve toplam sekiz dokuz saat konuştum. Öcalan, egosu çok şişkin biri. Mesela oturduk, bana ilk söylediği söz, “İstanbul’a gidince Yaşar Kemal’e söyle gelsin, benim romanı yazsın” oldu. İkinci sözü de “Halep Metropolitiği bana, ‘Sen İsa gibisin’ dedi” oldu. Üçüncüsü de, “Ben dikte ederim, teybe alınır ve o kitap olur. Ben bir daha okumam. O, kitap olarak çıkar” dedi. Öcalan kendisiyle çok meşgul biri. Karayılan ise son derece mütevazı ve güler yüzlü biri.
“PKK SADECE SİLAH KULLANAN BİR ÖRGÜT DEĞİL, AYNI ZAMANDA SİVİL TOPLUMUN DA İÇİNDE!”
Hasan Cemal, Akşam gazetesinde 5 Ekim 2011 tarihinde yayımlanan röportajında, PKK’nın sivil toplum örgütü olduğunu, operasyonların durması gerektiğini savunuyor.
AKŞAM GAZETESİ: Erdoğan “Ne PKK ne de BDP Kürtleri temsil etmekte” diyor. Haklı mı? Kürtleri kim temsil ediyor sizce?
HASAN CEMAL: Erdoğan’ın açıklaması eksik! BDP üç milyona yakın oy almış, yüzde 10 barajına rağmen 36 milletvekili çıkarmış, Kürt oylarının neredeyse yarısını almış bir parti. Kürtlerin bir bölümünü BDP temsil ederken diğer bir bölümünü de PKK temsil ediyor. PKK Kürtlerin desteğine sahip olmasa bunca yıl dağda dolaşamazdı! Ayrıca PKK sadece silah kullanan bir örgüt değil, aynı zamanda sivil toplumun da içinde!
“YAŞLANDIK MI ACABA” DERDİM
AKŞAM GAZETESİ: Öcalan ile iki gün geçirdiniz. İmralı’ya gitseniz bugün neler konuşurdunuz?
HASAN CEMAL: Yine barışı sorardım ona! Bir de aradan yıllar geçti, “Yaşlandık mı acaba” derdim. Anlaşabileceğimiz noktaların çok daha fazla olacağına inanıyorum.
AKŞAM GAZETESİ: Bugün barış için neler gerekli?
HASAN CEMAL: İlk başta PKK ön koşulsuz ateşkes ilan etmeli! Hükümet tarafı İmralı’daki görüşme yasağını kaldırmalı ve tekrar masaya oturmalı. Devlet açıkça bir şey söylemese de operasyonlar da durmalı.
“PKK SİLAH BIRAKSIN SÖYLEMİ HAVAYA, YANİ BOŞA SIKILMIŞ BİR KURŞUNDUR”
Hasan Cemal, 6 Mayıs 2009 tarihli yazısında, Murat Karayılan’ın PKK propagandası yapmasını sağlamış:
(...)
“KANDİL DAĞI, Kuzey Irak
PKK’nın bir numarası Murat Karayılan’la geçen Cumartesi günü Kandil Dağı’nın eteklerindeki iki odalı, basık tavanlı, kerpiçten bir köy evinde yaptığım dört saatlik görüşmede, bir konuyu sürekli olarak sohbet gündeminde tutmaya çalıştım:
PKK’nın silah bırakması...
PKK’nın dağdan inmesi...
Bir ara şöyle dedi Karayılan:
‘Bakın, biz aklımızı yitirdiğimiz için çıkmadık dağa. Kimilerinin dediği gibi piknik yapmak için de dağda değiliz.’
PKK’nın dağdan inmesi söz konusu edilince, Karayılan’ın yüzüne müstehzi bir gülümseme yayılıyor. Bunun öyle söylendiği gibi kolay olmadığını, bu aşamaya gelinceye kadar yapılması gereken başka işler olduğunu anlatan bir yüz ifadesi bu aynı zamanda...
Sıkıştırınca da şu tepkiyi verdi:
‘PKK silah bıraksın söylemi havaya, yani boşa sıkılmış bir kurşundur. Bıraksın da nereye bıraksın? Nasıl bıraksın? Kime bıraksın? Zemini nedir silah bırakmanın? Silah bıraksın demenin bir anlamı yok. Önce oturalım, konuşalım.’”
“ÇOK KRİTİK BİR KAVŞAKTAYIZ”
Hasan Cemal, 27 Haziran 2011 tarihli yazısında da; Murat Karayılan’ın tehdidini köşesine taşımış. Karayılan, Hasan Cemal’e, “Çok kritik bir kavşaktayız. TBMM şu sıralar tatile girmeden önce milletvekili krizi ve yeni anayasa konusunda olumlu bir tavır belirlerse, barış sürecini derinleştirir, kalıcı kılar” demiş.
YENİ AKİT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.