Merve'yi yok Say, Fazıl'ı var Say

Merve'yi yok Say, Fazıl'ı var Say
Siyaset yapma hakkı elinden alınarak siyasi lince tabi tutulan Merve Kavakçı'yı ve başörtüsü yasağından dolayı eğitimlerini yurt dışında tamamlamak zorunda bırakılan başörtüsü mağdurlarını görmezden gelen zihniyet, tuzu kuru Fazıl Say için göz yaşı döküyo

BAŞÖRTÜLÜYE DAYAK FAZIL’A AĞIT
Piyanist-Besteci Fazıl Say, “Çankaya Köşkü’ne davet edilmedim. Türkiye’de İslamcılar kazandı, biz azınlıkta kaldık. O yüzden ayrılmayı düşünüyorum” şeklindeki çocukça ya da haince serzenişi acaba ne kadar dikkate alınmalı? Hürriyet Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’ün söylediklerine bakılırsa, Fazıl Say’ın bu serzenişinin anlaşılması gerekir. Peki Say’dan önce bu ülkede daha başka insanların anlaşılması gerekmez miydi ya da gerekmez mi? Bu ülkenin gerçek sahipleri olan dindar insanları parya olarak gören, düşüncelerinden dolayı partilerini kapatan, farklı düşünmelerine izin vermeyen, insanlığın ilk dönemlerinde bile görülmemiş bir ilkellikte başörtüsü yasağı koyan zihniyet, bugün toplumdan uzak, yılın yarısını yurt dışında geçiren bir piyanist için manşetler atması manidar değil mi?

HANİ TÜRKİYE SOSYAL BİR HUKUK DEVLETİYDİ
Eğer Çankaya’ya çağrılmadığı için küsüp yurtdışına gitme hakkını kendinde buluyorsa Fazıl Say, bu ülkenin marangozcusunun, inşaatçısının, çaycısının, simitçisinin, öğretmeninin, ırgatının, kısacası her kesimden insanın yurt dışına gitmesi gerekir. Sıradan bir vatandaşına Fazıl Say’a verdiği değeri vermeyen zihniyet, ne eşitlikten, ne adaletten bahsedebilir. Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Fazıl Say’a davetiye gönderilmiş resepsiyon için. Buna rağmen Fazıl Say hala elime geçmedi diye açıklama yapabiliyor.

SİMİTÇİ AHMET’E NİYE DAVET GÖNDERİLMEDİ
Sokaktaki vatandaşın aslında Cumhurbaşkanlığı’nı eşitlik ilkesine aykırı davrandığı için dava etmesi gerekmez mi? Öyle ya, Fazıl Say’a davetiye gönderiliyorsa, sokaktaki simitçi Ahmet’e de gönderilmesi gerekmez mi? Hani Türkiye eşitlik ilkesine dayanan laik, demokratik bir sosyal hukuk devletiydi.

FAZIL GİDERSE NE OLUR AHMET GİDERSE NE OLUR?
Aslına bakılırsa sıradan vatandaş yurt dışına gitmek istese de gidemez. Çünkü onlar Fazıl Say’ın sahip olduğu eşitler üstü eşitliğe sahip değiller. Say, zaten yılın yarısını yurtdışında geçiriyor. Yani zaten Türkiye’de yaşamıyor. Dolayısıyla “Ben ülkeden ayrılmayı düşünüyorum” sözlerinin bir anlamı yok. Eğer Fazıl Say giderse bu ülkeden, Türkiye çok fazla şey kaybetmeyecek ama, marangozcu Ahmet, işçi Mehmet, manavcı Seyfettin giderse Türkiye çok şey kaybedecek. Bu ülkede askerlik yapan, vergi veren, üretime katkıda bulunan insanlar Türkiye’den ayrılırsa, Türkiye diye bir şey kalmayacak.

Bu insanlar kendilerine reva görülen onursuz baskılara rağmen, bu ülkeden ayrılmıyor ve de ayrılmayacaklar. Çünkü onlar bu ülkeyi nasıl kurduklarının bilincindeler. Araştırırsak, Say’ın bir tarih bilincinin olduğu bile görülmez.

ANADOLU’YU BAŞKA ÜLKE ZANNEDİYOR
Fazıl Say’ı Türkiye’nin tanıtımına katkıda bulunan biri olarak gösterenler, acaba neden Türkiye’yi dünyaya tanıtan, Türk lobisi kuran Fetullah Gülen’e bu kadar kin besliyorlar? Ya da neden Merve Kavakçı’yı nerdeyse linç edenler, tuzu kuru Fazıl Say için bu kadar göz yaşı döküyorlar? Acaba Fazıl Say,  Diyarbakırlı, Erzurumlu,Trabzonlu ya da Manisalı sıradan vatandaşı nasıl görüyor? Ya da Türkiye’yi nereden ibaret sayıyor? Çok iddialı olacak ama, Anadolu insanını görse, Türkiye’ye gelmiş mülteciler sanacak kadar bu ülkeden uzak yaşayan  Fazıl Say, aslında bu ülkeye ait değil ki, bu ülkeden ayrılıyorum diyebilsin. Bu ülkenin temelindeki kültürel mirastan haberi olmayan birinin bize küsüp gitmesi hiç bir şey ifade etmez. Fazıl Say yaşam standardı ve kendisine verilen değer itibariyle bizden çok daha iyi yaşıyor. Onun Türkiye’de ya da başka bir ülkede yaşamasının tartışılması da pek anlamlı değil.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.