"Rachel Corrie kararı İsrail ordusunun zihniyetini yansıtıyor"

"Rachel Corrie kararı İsrail ordusunun zihniyetini yansıtıyor"
İsrail askerlerinin hiçbir uluslararası kurala bağlı kalmadan sivilleri öldürmesi bu ülkenin var olma hakkını öne sürerek ortaya koyduğu güvenlik paranoyasına bağlanıyor.

İngiltere'nin Guardian gazetesinde İsrail buldozerinin paletleri altında can veren Amerikalı aktivist Rachel Corrie'nin davası ile ilgili yayınlanan makalede, "Corrie'nin ailesi adaleti bulamadı ama mücadeleleri İsrail ordusunun 'dünyanın en ahlaklı' ordusu olduğu yalanını ortaya çıkardı." ifadelerine yer verildi.

Chris McGreal imzasıyla yayınlanan makalede İsrail ordusunun sivil halka karşı rastgele yaptığı terörün uygulandığı yerlerden biri olarak Rachel Corrie'nin 9 yıl önce öldürüldüğü Refah şehri, Gazze şeridinin güneyi, örnek veriliyor. Bunu yapan İsrail ordusuyla otobüsleri bombalayan Hamas arasında ayrım yapmanın ne kadar zor olduğuna dikkat çekiliyor.

Dün gerçekleşen Corrie davasını değerlendiren McGreal, yazısında, "İsrailli hakimin Corrie'nin ölümünü feci bir kaza olarak adlandırması ve ordunun soruşturma sonucunu onaylaması bir örtbas etme olarak değerlendirildi. Öyle ki Amerika'nın İsrail büyükelçisi bu kararı 'ne kapsamlı ne de ikna edici' şeklinde tanımladı. Corrie'nin ailesi kızları için adalet girişimlerinde başarısız olmuş olabilir; ancak yaptıkları mücadele kapsamında açtıkları davada kızlarının ölümünün nedensiz, rastgele olmadığını, aksine İsrail ordusunun güney Gazze'deki Filistinlileri sindirmek için yapageldiği saldırılarına bir emsali olduğunu gösterdiler." ifadelerine yer verdi.

Makalede davanın İsrail'in askeri zihniyetinin durumunu gözler önüne serdiği ifade ediliyor. Sadece askerlerin bildiği kurallar bahane edilerek, belirsiz sınırları ihlal ettikleri için çocukların öldürülmesi bu zihniyetin ürünü olarak gösteriliyor. Ordunun Gazze'yi savaş alanı ilan ederek kendisine geniş çaplı bir koruma sağladığı belirtilen yazıda, Gazze'nin sıradan Filistinlilerin yoğun olarak yaşadığı bir bölge olmasına rağmen, hemen herkesin hedef alınabileceği geniş çatışma kurallarıyla kuşatıldığına dikkat çekiliyor.

Rachel Corrie'nin ölümünden birkaç hafta sonra bölge komutanı Albay Pinhas Zuaretzile görüşen McGreal şunları aktarıyor: " 'Ona ortada savaş olmadığı halde nasıl oluyorda bu kadar çok çocuk İsrail askerleri tarafından vuruluyor?' diye sordum. Cevabı tüyler ürperticiydi. Üzerine ateş açılan çocukların ölümlerinin, sebepsiz yere olduğunu söyledi."

"Ölen her çocuk bana kendimi kötü hissettiriyor, çünkü bu benim askerlerimin hatası. Birliğimdeki hataları görüp öğrenmem gerekiyor" diyen İsrailli komutan daha sonra ise ölümleri İsrail'in hayatta kalması için yapılan mücadelenin talihsiz bir parçası olarak nitelendirmiş.

Guardian'daki yazıda Zuaretz'in mahkemede güney Gazze'nin tamamının savaş alanı olduğunu ve bu alanın herhangi bir kısmına giren herkesin kendisini hedef haline getirdiğini söylediği aktarılıyor.

Bu konuşma ise, Corrie'nin de içinde bulunduğu, masum insanların ölümlerinin üzerinin örtülmesinin, hayatta kalma stratejisinin önemli bir parçası haline gelmesi olarak değerlendiriliyor.

Bu anlamda askerlere istedikleri şekilde davranmakta serbest oldukları ve her halükarda ordu adına korunacakları mesajının verildiği belirtiliyor.

McGreal, İsrail askerlerinin aynı dönemde James Miller (İngiliz gazeteci), Tom Hurndall (Filistin yanlısı İngiliz fotoğrafçı) ve Iain Hook'u (Birleşmiş Milletler çalışanı) da vurarak öldürdüğüne dikkat çekiyor.

CİHAN

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum