Okullarında okul yakan Ermeni çetecileri de öğret

Okullarında okul yakan Ermeni çetecileri de öğret
Fransa'da bu hafta başlayacak eğitim-öğretim döneminde okutulacak ortaokul tarih kitaplarında sözde Ermeni soykırımı iddialarına geniş yer ayrıldı.

Fransa'da bu hafta başlayacak eğitim-öğretim döneminde okutulacak ortaokul tarih kitaplarında sözde Ermeni soykırımı iddialarına geniş yer ayrıldı. Türkiye aleyhine başlatılan kampanyaların ciddi sonuçlar elde ettiği ülkede birçok Fransız vatandaşının bu durumu onaylamadığı, ancak soykırımı inkarı suç sayan yasa nedeniyle ses çıkaramadıkları bildiriliyor. Soykırım iddialarının müfredata girmesinden özellikle tarih öğretmenleri rahatsız.

OKUL YAKAN ERMENİ ÇETELERİ DE ÖĞRETİLECEK Mİ?

Okullarında sözde ermeni soykırımı dersi koyan Fransa’nın, 1. Dünya Savaşı’nda Ermeni çetelerinin katlettiği bir buçuk milyon Osmanlı vatandaşı ile, yakıp yıktıkları eğitim kurumlarını da, tarih derslerine koyup koymayacağı merak ediliyor. Bu okullardan birisi de, Said Nursi’nin başında bulunduğu Van’daki medrese. (bugünkü tanımıyla üniversite) Said Nursi olayı şöyle anlatıyor: “Harb-i Umumî'de, Rus'un esaretinden kurtulduktan sonra, İstanbul'da[n] (…) Van'a gittim. Her şeyden evvel, Van'da Horhor denilen medresemin ziyaretine gittim. Baktım ki; sair Van haneleri gibi onu da Rus istilâsında Ermeniler yakmışlardı. Van'ın meşhur kal'ası ki, dağ gibi yekpare taştan ibarettir. Benim medresem onun tam altında ve ona tam bitişiktir. Benim terkettiğim yedi sekiz sene evvel, o medresemdeki hakikaten  dost, kardeş, enis talebelerimin hayalleri gözümün önüne geldi. O fedakâr arkadaşlarımın bir kısmı hakikî  şehid diğer bir kısmı da o musibet yüzünden manevî şehid olarak vefat etmişlerdi. Ben ağlamaktan kendimi tutamadım (…) Van'ın bütün müslümanlarının haneleri tahrib edilmiş gördüm. Benim kalbim en derinden sızladı. O kadar rikkatime dokundu ki, binler gözüm olsaydı beraber ağlayacaktı. Ben, gurbetten vatanıma döndüm; gurbetten kurtuldum zannediyordum. "Vâ-esefâ", gurbetin en dehşetlisini vatanımda gördüm…” Lemalar S. 247-248

SOYKIRIM YALANINI RANTA ÇEVİRDİLER

Bugün yaşayan insanların hiçbirisi geçmişte vuku bulan acı olaylarda aktör değildi. Fakat asıl ırkçılık ve zulüm, tarihi gerçekleri ters yüz edip, gerçek zalimleri, işbirlikçileri, katliamcıları masum gösterip, mazlumların, ezilenlerin torunlarını, tekrardan ve tekrardan ezmeye çalışmak… Diaspora ermenilerinin soykırım yalanı bugün artık bir rant kapısı halini almış durumda.

DOÇ. DR. SOLMAZ : FRANSA’YA KARŞILIK VERİLMELİ

Tarih Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Gürsoy Solmaz, Akit’e yaptığı açıklamada, sözde ermeni soykırımını gündeme alan ülkelere mütekabiliyet esası ile yaklaşılması gerektiğini söyledi. Sözkonusu ülkelerin tarih veya insan hakları hassasiyetleri sebebiyle değil, politik sebeplerle konuyu ele aldıklarını belirten Solmaz, bu tür bir hamleye aynı cinsten bir hamle ile tepki verilebileceğini belirtiyor. Bugün Ermenilerin iddialarını dinleyen batılı devletlerin tarihlerinde gerçekleştirdikleri Endülüs, Cezayir gibi katliamları da Türkiye’nin ön plana çıkarması hatta okullarda okutması gerektiğini vurgulayan Solmaz şunları söyledi:

KIRMIZI CAMİ’NİN HALİ ORTADA

“O medeniyet aleyhimizde her şeyi yapmaya planlıdır. Ayrıca bu soykırım masalları bugün bir rant kapısı halini almıştır. Bugün diaspora başkentlerinde soykırım çığırtkanlığı seslendirilirken, bizim ülkemizde, mesela Erzurum’da 100 aileden 99’unun halen acıları taze, hatıraları acıdır. Gerçekleri saptırmak gerekmektedir tabi. İlla yapmaları gereken bir şeydir Ermenilerin bunları gündeme getirmesi. Bu çetenin varlık sebebidir bu hikayeler. Bizim köylerimizde askerlerimiz yoktu. Yaşlılarımız, kadınlarımız, çocuklarımız katledilmiştir. Onların bu yaptıklarına karşı fakir Ermenileri koruyan ailelerimiz var.  Müslüman olduğumuz sürece bir sıfır geride başlıyoruz. Değerlendirme makamları Hıristiyanlık dünyası. Bunlar hakemlik yapıyorlar. Biraz alttan alınca çok fazla yükleniliyor. Onun için biz de Ermenilerin katliamlarını gündeme almalıyız. Mesela Van Kalesi’nin eteğindeki Kırmızı Cami’nin halini, yakılan yıkılan okulların, medreselerin durumunu duyurmalıyız. Turistler geldikleri zaman onlara Ermenilerin katlettiği yüzbinlerin yattığı mezarlıkları gezdirmeliyiz. Yakıp yıktıkları okulları, camileri göstermeliyiz öncelikli olarak. Ki, hem Ermenilerin oyunlarına gelmesinler, hem de Ermenileri kullanmayı bıraksınlar.”

Ermenilerin yaşadıkları Fransa gibi ülkelerde yaptıkları faaliyetlerin, oralarda kalma sebepleri olduğunun da görüldüğünü vurgulayan Solmaz, “Ermeniler bu işleri yapmazlarsa Fransa’da olamazlar. Bu Fransa’nın onları oldukları gibi kabul etmediğini de göstermez mi? Fransa’nın Ermenilere yönelik ayrıcalıklı davranışlarının altında, suç ortaklığı nedeniyle birtakım gerçeklerin ortaya çıkmasından korkmaları mı yatıyor acaba?” şeklinde konuştu.

FRANSA OSMANLI BANKASINI BASAN ERMENİ EŞKİYALARA DA KUCAK AÇMIŞTI

1896'da bir grup Ermeni fedaisi İstanbul'da Osmanlı Bankası'nı basarak büyük bir eşkıyalık ve vahşet örneği sergilediler. Eylemin amacı Avrupa ülkelerinin ve özellikle Rusya'nın dikkatini çekerek Osmanlı Devleti'ne karşı müdahale yolunu açmaktı. Papken Siuni'nin liderliği altında 26 Ermeni el bombası, dinamit ve tabancalarla birlikte Osmanlı Bankası'na girdiler. Güvenlik güçleriyle çatışmaya giren Ermeni işgalcilerden Papken Siuni dahil 9'u etkisiz hale getirildi. Bunun üzerine eylemin planlayıcısı Karekin Pastırmacıyan (Karo) işgalcilerin başına geçti. İşgal İstanbul'da Ermeniler ve Müslümanlar arasında çatışmalara yol açtı. Fransa’nın devreye girmesi ile ele geçirilen ermeni eşkiyalar serbest bırakılarak Fransız Messagerie Maritime vapuruyla hiç bir zarar görmeden Fransa’ya götürüldü. Karekin Pastırmacıyan 1908 yılında tekrar İstanbul'a dönerek 1908-1912 Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda Erzurum'u temsil etmiş, 1915 yılında Van İsyanına katılmış, 1918 yılında ise Ermenistan'ın ABD elçiliğini yapmış.

SULTAN HAMİD’İN CANINA KASD ETMİŞLERDİ

Ermeni çetecilerin çirkeflikleri bununla da kalmamış,  Osmanlı Bankası baskınından 9 yıl sonra 1905 yılında, Osmanlı Sultanı II. Abdülhamid Han’a süikast düzenleme cüretini gösterebilmişlerdi. Yine bir Avrupalı olan ermeni taşnak örgütü militanı Belçikalı Edward Jorris önderliğindeki bir çete tarafından Cuma selamlığından önce Yıldız Camii önünde suikast teşebbüsüne maruz kalan Sultan Hamid Han, Allah’ın izniyle bu saldırıdan kurtulmuştu.

1 ERMENİ’YE 10 OSMANLI KATLEDİLDİ

Osmanlının son döneminde isyan eden, zulmeden, katliam yapan hep ayrılıkçı Ermeniler; mazlum ve mağdur olan, yüz binlercesi katledilen, tecavüze uğrayan, yerinden yurdundan sürülenler ise masum Anadolu Müslümanları idi. Buna rağmen diaspora Ermenileri bir asırdır yaygara koparmakta, basın-yayın ve propaganda yoluyla dünyayı aldatmaya çalışmakta. Haçlı ruhuyla hareket eden bazı devletlerde onlara inanmakta ve destek olmakta. 1914 nüfus sayımına göre Osmanlı topraklarında yaşayan ermeni sayısı 1.300.000. Bunun 525.000'i işgalci Ruslarla beraber Rusya'ya göç etmiş. Amerika, Suriye, Yunanistan, İran, Lübnan vs. ülkelere göç edenlerin sayısı da 582.000. Toplam 1.107.000 Ermeninin göç ettiği anlaşılmakta. Türkiye'de kalan 50.000 civarındaki Ermeniyi hesaba katınca, Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında, Ermeni isyanları ve göçler esnasındaki toplam Ermeni kaybının 143.000 civarında olduğu anlaşılıyor. Halbuki aynı dönemde, aynı bölgelerdeki Müslüman ahalinin kayıpları 1.400.000'i bulmakta. Yani esas soykırıma uğrayan Müslümanlar olmuş.

Osman Yiğit Akit / Habervaktim.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum