Amaçlanan: İkinci Dersim katliamı!
Çok somut bir örnek üzerinden, yapılmak isteneni çözümleyelim.
Önceki akşam televizyonda izlemiştim.. "İşsiz kaldı vah vah" diye mağdur gösterilen, ama ne hikmetse iki günde bir, farklı bir televizyon kanalında karşımıza çıkan küçük Altan, "her şeyi ben bilirim" pozlarında ahkam kesiyordu: "Gaziantep olayı bir terördür. Ama tabura yapılan üç baskın, nasıl terör olur!"
Sonrasını da dinlemek istedim.
Anlamak istedim, kastedilenleri..
Yani?
"Yani; ne demek istiyor?"du, küçük Altan?
Dediği bir şey yoktu..
Gaziantep'i mecburen kınıyordu..
Sonra askerlere yapılan saldırıların, özellikle de çok sayıda askerlerin bulunduğu yerlere, taburlara yapılan baskınların terörist eylem olmadığını tekrar ediyordu ama..
Ayrımdan neyi amaçladığını izah etmiyordu.
Hemen o akşamın sabahında, internet sitelerine düşen ağabey Altan'ın yazısı, bana izahatı yapmış oldu.
Ağabey Altan, önce BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'tan aktarma yapıyor: "Demirtaş, o bölgede ordunun 'operasyon yapmadığını, operasyonu PKK'nın yaptığını da' söyledi. 'Ordu ancak havadan karakollara lojistik destek götürebiliyor' dedi."
Demirtaş'tan aktarma sonrasında da şöyle diyor ağabey Altan: "Bütün ordu karakollara saklanmış biçimde 'PKK'nın operasyonunu bitirmesini' mi bekliyor? Bu nasıl bir ordu? O Heronlar, uçaklar, tanklar, toplar, askerler 700 kişinin karşısında felç oluyorsa, yarın bir devletle ciddi bir savaşa girilirse ne olacak?"
İşte bu satırları okuyunca, Altan kardeşlerin ne yapmak istediğini çözdüm.
Yapılmak istenen basit..
Çok sıradan bir tahrik..
Birisi "Antep terör ama.. Karakollara yapılana terör diyemeyiz. Adamlar senin karakollarını bile vuruyorlar. Demek ki orda bir şeyler var" açıklaması ile, PKK'nın yaptıklarına mazeret üretiyor..
Diğeri de, ordunun karakollara saklandığını iddia ederek, teröristin karşısındaki askeri tahrik ediyor...
Siniri tepesindeki delikanlıya, 10 yaşındaki afacan çocuğun nanik yapıp, "Dövemezsin ki.. Dövemezsin ki?" kışkırtması yapması gibi..
Hani mahalle arasındaki o tahrikte, küçüğün yediği dayaktan başka, büyük bir zarar çıkmayabilir ama..
Burdaki tahrikte, (Allah korusun) onlarca insan yok yere ölebilir..
Küçük bir hataya bakar..
Uludere'de olan hatada, kıyameti kopartıyoruz.
"Devlet, o hatayı yapmamalı idi" diyoruz..
"Çok emin olmadıktan sonra.. Küçücük bir ihtimal bile olsa.. Sivillerin olabileceği bir topluluğa bomba atılmamalı idi" diyoruz.
Ama bunu samimiyetle söyleyenlerin, devletin benzer hatalara da düşmemesi için, söylediğine, yazdığına dikkat etmesi gerekir..
Devleti, Uludere'den çok daha vahim hatalara düşürebilecek tahriklerden kaçınması gerekir.
Gerekir de, bunlarda o samimiyet nerde?
Tam aksini yapıyorlar.
Ne kadar sinir uçlarına dokunabilecek ifadeler varsa, onlarla tahrik ediyorlar..
Çünkü bundan besleniyorlar..
"Uludere'deki Kürt çocukları düşünüyorlar"mış gibi yapıyorlar ama..
"100 tane Uludere" faciasına sebep olabilecek tahriki, gözlerini kırpmadan yapıyorlar..
"Sen ne biçim ordusun" diyerek askerleri kışkırtıyor, "aşırı güç kullanılması"nı sağlamaya çalışıyorlar..
"Karakollara hapsoldular, dışarı çıkamıyorlar" diyerek, "Kendinizi göstersenize" demeye getiriyorlar..
"Heronlar bile, elinizdeki uçaklar bile, sizin üstün çıkmanıza yetmiyor" diyerek, "Uçakla bombalama"yı adeta nokta atış yaparak, tahrik ediyorlar..
Tüm bu tahriklerden sonra.. Devlet aciz olmadığını göstermek için ciddi bir operasyona kalkıştığında..
Geçecekler karşımıza, "Ordu, sivilleri katletti" diyerek, propagandaya başlayacaklar..
Aslında istedikleri, ikinci Dersim katliamını yaptırmak..
"400 kilometre PKK'nın elinde" diyerek, o bölgeyi uçaklarla bombalatmak..
Tüm o tahrikler, bunun için.
BDP'nin yaptığı da bunun için..
Altan kardeşler ve onların benzerlerinin de yaptıkları bunun için.
Kürtleri düşündükleri, sivil halkı düşündükleri yok bunların..
Tek dertleri var, devleti tuzağa düşürmek..
Devleti tuzağa düşürüp, sonra da halkı, devlete düşman etmek..
Ali Karahasanoğlu/ Yeni Akit
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.