Afyon ders olsun

Afyon ders olsun
Afyonkarahisar’da yaşanan ve 25 askerin şehit olması ile sonuçlanan patlama, askeri kışlaların durumunu tartışmaya açtı. Askeri uzmanlar, büyük tehlike arzeden kışlaların acilen yerleşim alanlarının dışına taşınması gerektiği görüşünde birleşiyorlar

Afyonkarahisar’da bulunan Şehit Uzman Çavuş Mete Saraç Kışlası cephaneliğinde gerçekleşen patlama, askeri mühimmat depolamada dikkat edilmesi gereken hususları yeninden gündeme getirdi. 25 Mehmetçiğin şehit olduğu yüzlerce bomba ve patlayıcı malzemenin yakındaki yerleşim birimlerine saçıldığı patlamada, ihmal ve hatalar araştırılırken, konuyla ilgili olarak Akit’e değerlendirmelerde bulunan emekli askerler eski kışla ile silah depolarının şehir dışına taşınması ve depolama kurallarına riayet edilmesi gerektiğinin altını çizdiler. Emekli Albay Durmuş Türemen, “Osmanlı Devleti zamanından kalan çok mühimmat depomuz var. Burası da onlardan biri. 1940’larda tayin ve tespit edilmiştir” dedi.

Emekli Albay Mustafa Hacımustafaoğlu ve Ordu Donatım Emekli Binbaşı Yakup Evirgen ise mühimmatın taşınması ve istiflenmesinde uzman kişilerin görev alması gerektiğini ifade ettiler.

ALBAY TÜREMEN: “MÜHİMMAT DEPOLARI OSMANLI’DAN KALMA”

Patlayıcı mühimmatın ağır ikmal maddeleri olduğunu vurgulayan emekli Albay Durmuş Türemen, askeri malzemelerin transferi için bir yol güzergahına yakın olmaları gerektiğini söyledi. Türemen, “Çünkü oraya sürekli malzeme taşınır veya oradan malzeme gider. Hatta bu tip mühimmat depolarının bulunduğu askeri kışlalar demiryolu güzergahına da yakın seçilir. Bu mühimmat depolarının bir çoğu, bir çoğundan kastım hemen hemen tamamının yeri, Osmanlı zamanında belirlenmiştir. Osmanlı Devleti zamanından kalan çok mühimmat depomuz vardır ve burası da onlardan biridir. En son olarak mühimmat depolarının yerleri 1940’larda tayin ve tespit edilmiştir. Buraların yenilenmesinde de yanında veya yakında yerler tercih edilmiştir. Türkiye’de yerleşim yerleri bu mühimmat depolarına paralel olarak gelişmiştir. Özellikle Ankara’da askeri birlikler geçmişte uzak diye nitelendirilirken şu anda şehrin göbeğinde kalmışlardır. Benim okuduğum dönemde Ankara’da harp okulu bile şehir dışında iken şu anda merkezi konuma yerleşmiştir. Modernizasyon ve çağın gelişmişliği ile beraber bu yerler mutlaka şehrin dışına taşınmalıdır. Askeriyeler maliyetli kurumlardır. Bunların taşınabilmesi içinde devletin belli bir bütçe ayırması gerekiyor. Aslında dediğimiz gibi mühimmat depoları şehirlerin içine yapılmamış, uzağına yapılmasına rağmen onun bulunduğu noktaya doğru gelişerek şehir içinde kalmıştır. Şehirlerin yerleşim planları alınarak oturulamayacak noktalara nakil edilmeleri gerekmektedir” şeklinde ifade etti.

ALBAY HACIMUSTAFAOĞLU: “PATATES SOYAR GİBİ ASKERLERE BOMBA VERMİŞLER”

Emekli Albay Mustafa Hacımustafaoğlu ise, “Askeri birlikler ve böyle önemli mühimmat depolarının özel güvenlik önlemleri dahilinde meskun mahaller dışında olması gerekir. Alınması gereken önlemler, belki de bir kaç günde halledilebilecek önlemler alınmıyor. Devletin bu konuda hantal kaldığı gerçektir. Bu gibi işlemler bürokrasiye takılarak bir türlü halledilemiyor. O mühimmat deposunda 3 bin adet bomba olduğu söyleniyor. Maalesef bunlar patlamaya hazır vaziyette. Bu olayda orada şehit olan askerlerin bomba eğitimi aldığını sanmıyorum. Patates soyar gibi o çocukları oraya tıkıp ölümle burun buruna getiriyorlar. En tehlikeli olabilecek şey patlamamış veya patlamaya hazır bombadır. Allah bu tür belalardan ve kazalardan bir daha yaşatmasın” açıklamasında bulundu.

EVİRGEN: “KIŞLALAR İHTİYAÇLAR YENİDEN PLANLARAK TEKRAR YAPILMALIDIR”

Askeri birliklerin şehir içinde olmasının doğru olmadığına dikkat çeken Ordu Donatım emekli Binbaşı Yakup Evirgen, mevcut kışlaların, depoların, birliklerin şehir dışında yeniden yerleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Evirgen, “Afyon’da yaşanan kaza ile askeri birliklerin şehrin içinde olması veya yakın olmasının başka mahsurlar doğurduğu ortaya çıkmıştır. Bunların önlenmesi için asgari önlemler bir an önce alınmalıdır. Askeri birliklerin yeniden dizayn edilerek şehir dışına taşınması ciddi bir masraftır. Ancak şu an Türkiye için bu durum bir külfet olmaktan çıkmıştır. Çünkü askeri birliklerin yerleri şu an yerleşim yerlerinin içerisinde bulunduğu için çok kıymetlidir. Buradan elde edilecek gelirle elde olan askeri birliklerden çok daha modern tesisler inşa edilebilir. Ancak bu bir planlama ve konuya farklı açıdan bakmaktan geçer. Ama bizim askerimizin içinde bulunan terfi tayin sistemi bu tür yenilikler ve çalışmaların yapılmasına izin vermemektedir. Daha basit ifade ile kısa sürede nasıl terfi edebilirim düşüncesi ile hareket eden subay ve generaller radikal değişimleri yerine getirmiyor” değerlendirmesinde bulundu.

SORUŞTURMANIN HIZLI TAMAMLANMASI ORDUNUN İTİBARINI DÜŞÜRMEZ

Acemi olduğu düşünülen ve şehit olan kısa dönem askerlerin bu gibi işlemlerde kullanılmasının çok normal olduğunu söyleyen Evirgen, “Çünkü kısa dönem askerler üniversite mezunu ve kolay eğitilebilir askerlerdir. Bu askerlerin bomba eğitimi almasına gerek yoktur. Mühimmatların elden geçirilirken dikkat edilmesi gereken hususların neler olduğu söylenmesi yeterlidir. Maalesef general rütbesine sahip birisi Afyon’daki patlama ile ilgili olarak ‘Mühimmat çalışması gece saatinde yapılmaz’ dedi. Bu spekülatif değerlendirmeleri yaparken şu ana kadar hariçten gazel okuyan kim varsa doğru olmadığını söylemek istiyorum. Eğer bunu bir asker söylüyorsa rütbesi ne olursa olsun bu konuya dair bir bilgi sahibi olmadığını düşünüyorum. Bu patlamanın ardından bilgi kirliliğinden dolayı Afyon’da gece yürütülen bu çalışmanın yanlış olduğu gibi bir izlenim ortaya çıktı. Özellikle insanların yüreğinin yandığı bir ortamda bunların söylenmesi yanlış. Mühimmat ile ilgili olarak ordunun mevzuatı oldukça detaylıdır. Bunun yanı sıra genel mevzuatın dışında, gelen emirler doğrultusunda her depo için çıkarılan ayrı talimatnameler vardır. Yapılan idari tahkikatın bir an önce hızlı bir şekilde sonuçlandırılması lazım. Orada yapılan kaza, kast veya ne sonuç çıkarsa çıksın onların bilinmesi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin itibarını azaltmayacağı gibi aksine yükseltecektir. Eskiden olduğu gibi kol kırılır yen içinde kalır uygulamalarının itibarı artırmadığı gibi zarar verdiği de ortadadır” dedi.Kışlada çalışmalar sürüyor

TÜRK SANAYİSİ DE BU ÜRÜNLERİ YAPABİLİR

Emekli Binbaşı Şahin Akdoğan, Türkiye’nin artık bunlar gibi eski mühimmatı imha etmesi gerektiğini belirterek “Teknoloji artık çok gelişti, Türk sanayisi de bu ürünleri yapabilecek kapasiteye ulaştı. Hem paramızı yabancı ülkelere vermemeliyiz hem de askeri mühimmatımızı yenilemeliyiz. TSK alacağı ürünlerin kriterlerini belirlesin bizim sivil sanayimiz bu ürünleri yapabilir” dedi.

“BU BOMBALAR YERE DÜŞÜNCE PATLIYOR”

Emekli Astsubay Servet Kahramaner ise, TSK’da 16 yıl görev yaptığını ifade ederek “Patlamaya neden olan 1930 yapımı Alman menşeli savunma tipi el bombası, diğer savunma tipi el bombalarına göre farklılık arz ediyor. Bu bombalar yere düşünce patlıyor. El bombası da çok eski olunca patlama kaçınılmaz oldu. Diğer el bombaları ise, piminin çekilmesi ve mandalın serbest bırakılması ile patlıyor. Ayrıca böyle tehlikeli mühimmatın gece tasnif edilmesi manidardır. Bunların çok dikkatli şekilde taşınması gerekiyordu” diye konuştu.

“MODERN VE MİLLİ MÜHİMMAT KULLANMALIYIZ”

Türkiye’nin elinde eski mühimmatın çok olduğunu belirten Kahramaner, “Bu mühimmat miadı dolmadan kullanılmalıdır. Eğer kullanılmamışsa imha edilmelidir. Türkiye artık eskisi gibi değildir. Birçok askeri ürünü kendi yapabiliyor. Bu eski ve yabancı menşeli mühimmat yerine, modern ve milli mühimmat kullanmalıyız. Modern ve milli ürünler, hem askerimizin güvenliği açısından hem de düşmana üstünlük sağlamada hayati önem taşıyor” dedi.Afyon’da hasarlı binalar onarılıyor

Şuayip Alabay / Yeni Akit

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum