Alaton’a kötü haber

Alaton’a kötü haber
Yahya Efendi Dergahı’na ait alanın talan edilmesini “Mezarları güzelleştirdik” diye savunan Musevi iş adamı İshak Alaton’la, başkanı uyuşturucu ticaretinden tutuklanan Şeyh Yahya Efendi Kültür ve Araştırma Vakfı’na kötü haber. Akit, dergahtaki yağmayı son

Kanuni Sultan Süleyman’ın süt kardeşi Yahya Efendi’nin vakfettiği, günümüzde sahipsiz sanılan dergahın halen yaşayan varisleri olduğu ortaya çıktı.

Tekke ve Zaviyeler Kanunu’yla dağıtılan dergahın orijinal vakıf senetlerinde ismi bulunan büyük alimlerden Hasan Hayri Efendi’nin torunlarının hayatta olduğu, Yahya Efendi Dergahı ile ilgili yayınlanan haberlerden sonra mahkemeye başvurdukları öğrenildi.

AKİT, SAHİPSİZ SANILAN DERGAHIN GERÇEK SAHİPLERİNE ULAŞTI
Beşiktaş’ta Boğaz’ın en güzel yerinde bulunan Yahya Efendi Dergahı, Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile kademeli olarak dağıtıldı. Yok edilme işlemi dergah şeyhlerine imam veya kapı bekçisi statüsü verilerek gerçekleştirilirken, daha sonra bu kişilerin emekliye sevk edilmesiyle dergah tamamen sahipsiz kaldı. 1940’ta dergahın kapatılmasıyla İshak Alaton’un villaları ve yüzme havuzunun bulunduğu alanda talan süreci başlamış oldu. Akit’in ortaya çıkarttığı işgal ve yağmayla ilgili süreci tersine döndürecek çok önemli bir gelişme yaşandı.

Sahipsiz olduğu gerekçesiyle 1995’te Şeyh Yahya Efendi Kültür ve Araştırma Vakfı’na devredilen Yahya Efendi Dergahı’nın varislerinin izine ulaşıldı. Resmi kayıtlara göre Yahya Efendi Dergahı’nı da bünyesinde bulunan Hasan Hayri Efendi Vakfı’nın Başkanı Mustafa Neşet Efendi’nin torunlarının halen hayatta olduğu belirlendi. Vakıf senedinde ismi bulunan Mustafa Neşet Efendi’nin torunlarından birinin isminin Mustafa Uğur Güneş olduğu ve 8 kardeşi daha bulunduğu ifade edildi.

3 KARDEŞ BEYOĞLU ASLİYE HUKUK’TA VAKIF EVLADİYETİ DAVASI AÇTI
Yayınlanan haberlerden sonra dergahtaki talana dur demek isteyen ailenin Beyoğlu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne vakıf evladiyetinin tespiti için dava açtığı vurgulandı. Yahya Efendi Dergahı’nı kapatıldığı tarihe kadar bünyesinde bulunduran Hasan Hayri Efendi Vakfı’nın varisleri olduklarını kanıtlamak isteyen torunlardan Mustafa Uğur Güneş ve 2 kardeşinin açtığı davadan ise ilginç bir karar çıktı.

MAHKEME KABUL ETTİ FAKAT, VAKFI DEVRETMEDİ
Mahkemeye gönderilen vakıf senedi ve nüfus kayıtlarında Yahyâ Efendi’nin vakfiyesinin İbrahim Efendi (Yahyâ Efendi’nin oğlu)... El-Hâc Muhammed Said-i Kayserî, Ebu’l-fakîr Yusuf Efendi, Hafız Ali Efendi (Yusuf Efendi’nin damadı ...-1836) Mehmed Nuri Şemseddin Efendi (1836-1866 arası) ile Mehmed Nuri Efendi’ye (Mehmed Nuri Şemseddin Efendi’nin oğlu 1866-1873 ), Hasan Hayri Efendi (Mehmed Nuri Şemseddin Efendi’nin torunu 1873-1890’lar), Mustafa Neşet Efendi ve son olarak Burhanettin Güneş’e (Cumhuriyet dönemi) intikal ettiği belirtildi. Nüfus kayıtlarında, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne karşı Beyoğlu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açan Yahya Efendi Dergahı’nın varisleri Mustafa Uğur Güneş ve kardeşlerinin, vakfın son temsilcisi Burhannetin Güneş’in çocukları olduğu ifade edildi. Mahkeme ise bu durumu kabul ederek davacılar Mustafa Uğur Güneş ve kardeşlerinin vakfın evladiyetini onaylarken, vakıf mallarından ise faydalanamayacaklarını hükmetti.

YENİNDEN DAVA AÇACAKLAR
Gerçek sahiplerine teslim edilmeyen dergah, uyuşturucu operasyonundan tutuklanan Yahya Efendi Kültür ve Araştırma Vakfı Başkanı Kemal Ata idaresine teslim edilmişti.

İstanbul’un en kıymetli yerinde bulunan dergaha ait taşınmazların ve İshak Alaton tarafından işgal edilip yüzme havuzu yapılan alanın sahibi Mustafa Uğur Güneş ve kardeşlerinin ise yeninden dava açmaya hazırlandıkları belirtildi.

“BENİM ASKERE İHTİYACIM VAR”
Şeyh Yahya Efendi Vakfı’nın uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla cezaevinde bulunan başkanı Kemal Ata’nın adı 1. Ergenekon İddianamesi’nde de geçiyor

Şeyh Yahya Efendi Dergâhı’nda faaliyet yürüten ve önceki yıl Hollanda’dan getirilen bir uyuşturucu sevkiyatına adı karıştığı için yakalanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilen Kemal Ata’nın bahsinin geçtiği görüşmede ilginç diyaloglar yer alıyor. Ergenekon soruşturmasının dördüncü dalga operasyonunda gözaltına alınan TİT’in kurucusu Gülaltay, telefon konuşmasında şöyle diyor:

BABAMI KURBAN EDER, KAFA KESERİM’
“Her gün toplantıya geç kalan Kemal Ata erken geliyor; Arif Akdeniz (Türk Ocakları Bakırköy Şube Başkanı) erken geliyor. Bir sonraki toplantıda ben Paşa’yı çağırıyorum. Bu sefer mealen diyorsunuz ki; ‘Yahu, öyle bir organizasyon kuruyorsunuz da Paşa’nın senden haberi var mı?’ Tabii bu sefer ertesi gün Paşa geliyor. Diyorum ‘Kalk gel buraya Paşa’; diyorum ‘Arkadaşlarla görüşelim’; sen dönüyorsun, diyorsun ki ‘Arif Bey bir söyleyeceğiniz var mı?’ Arif Bey kalkıyor, din, tasavvuf, dergâh, tarikat... Yahu biz ne kuruyoruz ya?.. Ben bu yolda yürüyeceğim. Bu yolda da, babam Sırrı Gülaltay’ı kurban ederim, tanımam; Emre’yi yatırır başını keserim... Şimdi, dün akşamki toplantıda, ben, Kemal Bey’le ‘Bu şu anda imzalanmasın, vakıflar imza atamaz’ gibi çıkışınızdan bir şey anlamadım...” YENİ AKİT

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum