Adaleti bile darbeye alet ettiler
10 Haziran 1997’de Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’nda yapılan yargı brifinglerinin ses kayıtlarına ilişkin 16 sayfalık orijinal döküm Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu’na ulaştı. Komisyona verdiği ifadede BÇG’yi hatırlamayıp “Batı Çalışma Grubu diye bir grup yoktu” diyen dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’nın brifingde “TSK irtica ile mücadele için, Batı Çalışma Grubu adı altında yeni bir teşkilat kurmuş ve bu teşkilat siyasal İslamın resmini oluşturmak için çalışmalarını ülke genelinde başlatmıştır” şeklinde konuştuğu vurgulanıyor. Sözde irtica tehdidinden ve anayasanın kendilerine verdiği haklardan bahseden Karadayı, sözü dönemin Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma ve Güvenlik Dairesi Başkanı Tümgeneral Fevzi Türkeri’ye devrediyor. Kayıtlarda geçen ifadelerin incelenmesinden sonra, toplantıya katılan yargı mensuplarının 28 Şubat soruşturmasını yürüten savcılar tarafından ifadeye çağırılacağı belirtildi.
SES KAYITLARININ DÖKÜMÜ KOMİSYON VE SAVCILIKTA
10 Haziran 1997’de Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’nda yapılan yargı brifinglerine ilişkin dökümler, soruşturmaya bakan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Darbeleri Araştırma Komisyonu’na ulaştı. Refah Partisi’nin kapatılması, İslami davalarda yüzlerce kişinin suçsuz yere müebbet hapis cezalarına çarptırılmasıyla sonuçlanan sürecin başlangıcı olduğu ifade edilen brifingin konuşmalarının toplam 16 sayfadan oluştuğu kaydedildi.
KARADAYI BATI ÇALIŞMA GRUBUNU İZAH EDİYOR
Komisyona verdiği ifadede toplantıya ilişkin soruları geçiştirip Batı Çalışma Grubu ve Batı Harekat Konsepti’nin varlığını inkar eden Karadayı, ses kaydında tam tersi ifadeler kullanıyor. Savcılığın ve komisyonun incelemeye aldığı 10 Haziran 1997 tarihli kayıtlarda Karadayı şu ifadeleri kullanıyor:
“Değerli konuklar, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’na hoş geldiniz.
Sizin gibi böyle değerli bir topluluğu aramızda görmekten son derece bahtiyarız. Sizleri bugün buraya, anayasada esasları belirtilen cumhuriyet rejimimizi yıkarak, yerine dini esaslara dayalı siyasal İslam düzenini kurmak isteyen, irticai unsurların ulaştığı boyutlarla ilgili değerlendirmemizi sunmak için davet etmiş bulunuyoruz. TSK’leri bu değerlendirmeyi anayasamızın 1 ve 2’nci maddeleri ile bu maddelerin değiştirilemeyeceğini ifade eden 4. maddesi ile iç hizmet kanununun 35 ve iç hizmet yönetmeliğinin 85 nci maddelerine göre kendisine verilen vazifeye istinaden yapmaktadır.
“BATI ÇALIŞMA GRUBU ADI ALTINDA BİR TEŞKİLAT KURMUŞTUR”
TSK’leri yasaların kendisine verdiği vazife doğrultusunda giderek artan irticai faaliyetleri değerlendirmiş ve buna istinaden “Batı Harekat Konsepti”ni oluşturmuş ve nasıl ki daha önce iç güvenlikle ilgili bir teşkilat yapmışsa, bu konsepte istinaden de irtica ile mücadele için, Batı Çalışma Grubu adı altında yeni bir teşkilat kurmuş ve bu teşkilat siyasal İslamın resmini oluşturmak için çalışmalarını ülke genelinde başlatmıştır. Bu mücadele; cumhuriyet rejimimizin anayasada öngörülen esaslar doğrultusunda korunması ve kollanması mücadelesidir. Hepinize saygılar sunuyor ve sözü takdimci arkadaşım Fevzi Türkeri’ye bırakıyorum.”
TÜRKERİ’NİN SUNUMUNUN SATIR BAŞLARI
Karadayı’dan sonra söz alan, aralarında Refah Partisi’ne kapatma davası açan dönemin Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş’ın da bulunduğu yüksek yargı mensuplarına hitap eden Fevzi Türkeri ise hükümetin icraatlarından, 8 yıllık kesintisiz eğitime ve hatta İslami sermayenin gücünü ortaya koyan fişlemelere kadar skandal bir çok konuda yapılması gerekenleri izah ediyor. Brifingin açılış konuşmasını müteakip Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma ve Güvenlik Dairesi Başkanı Tümgeneral Fevzi Türkeri tarafından takdim edilen sunumda özetle şu ifadeler yer alıyor: “Haziran 1996 ayında, bugünkü koalisyon hükümetinin oluşturulmasını müteakip irticai kesimin siyasal İslamı gerçekleştirme yolunda başta teşkilatlanma ve kadrolaşma olmak üzere planlı ve hızlı bir ivme ile tüm alanlarda yoğun faaliyetlere giriştiği görülmüştür. Laikliğe aykırı söz ve davranışları ile tanınan bazı tarikat liderlerine devrim yasalarına aykırı kıyafetleriyle geldikleri Başbakanlık Konutu’nda yemek verilerek bu çeşit kişilerin devlet katında itibar gördükleri ve eylemlerinin hoş karşılandığı kanıtlanmaya çalışılmış, böylelikle siyasal İslam taraftarı ve sempatizanlarına kimlik kazandırmak maksadıyla; olumlu mesaj verilmiştir.
“‘TSK DİN KARŞITI’ ÇABASINA GİRİŞİLMİŞTİR”
Milli Güvenlik Kurulu’nun aldığı kararlardan 8 yıllık kesintisiz temel eğitime ilişkin karar, kamuoyunda ve irticai kesim içinde en çok tartışılan konu olmuştur.
Dini eğitim veren eğilim kurumları ile taban oluşturma, geliştirme ve siyasal islami gerçekleştirme avantajını kaybedeceğini değerlendiren irticai kesim, bu kararı tabanına ‘TSK, İmam Hatip okullarını kapatmak istiyor’ şeklinde yansıtarak, yurdun çeşitli yerlerinde protesto mitingi ve toplantılar düzenleyerek, mektup ve imza kampanyaları açarak, TSK’ni din karşıtı bir kurum olarak gösterme çabası içine girmiştir. İrticai kesim, 8 yıllık kesintisiz eğitimin İmam Hatip liselerinin orta kısmının kapatılmasını ve velilerin, çocuklarının üzerindeki velayet hakkının alınmasını hedeflediğini ileri sürerek, eylemlerinde yandaşlarından destek bulmuş ve bu suretle bazı siyasi partiler üzerinde baskı oluşturarak konuyu Meclis gündemine sokmaya çalışmıştır. Oysa çağdaş dünyada eğitim ve öğretim bütünlüğü dikkate alındığında 8 yıllık kesintisiz eğitim vazgeçilmez önkoşul olarak ortaya çıkmaktadır.”
YARGI MENSUPLARINI İSLAMİ ÖRGÜTLER HUSUSUNDA DA UYARIYOR
Toplantıya katılan yargı mensuplarına İslami örgütler hakkında da bilgi veren Türkeri, Türkiye’de faaliyet gösteren sözde 30 kadar örgüt olduğunu iddia ediyor.
“İrticai kesim içinde halen 30 kadar radikal örgüt bulunmakladır. Bu örgütler MGK kararları sonrasında irticai kesimce gösterilen tepkileri yeterli bulmamakta, eyleme geçilmesi gerektiğini ileri sürmektedirler. Radikal örgütlerin gelişmeler karşısında daha geniş bir taban içinde yeniden örgütlenerek, terör eylemlerine yönelmesi kuvvetle muhtemel görülmektedir” diyen Türkeri, TSK’nın durumdan vazife çıkarıp, iç hizmet kanununa göre, verilen ana görevleri doğrultusunda tehdidi yeniden değerlendirmesinin gündeme geldiğini belirtti.
KOMİSYON VE BAŞSAVCILIĞA İFADE VERECEKLER
Darbeleri Araştırma Komisyonu’na ulaşan 16 sayfalık döküm incelendikten sonra toplantıya iştirak eden yargı mensuplarının ifade vermek üzere çağırılacağı kaydedildi. Bir çoğu şu an emekli olan yüksek yargı mensuplarının 28 Şubat soruşturmasına bakan savcı tarafından da sorgulanacağı, bu kapsamda karargah defterlerinin talep edildiği vurgulandı.
YARGI BRİFİNGLERİ HAKKINDA SUÇ DUYURUSU
28 Şubat döneminde cuntacıların düzenlediği brifinglere katılıp hükümet karşıtı planı dakikalarca ayakta alkışlayan ve o dönemde verdikleri kararlarla binlerce insanı perişan eden yargı mensupları hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu.
28 Şubat soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Savcı Mustafa Bilgili’ye dilekçe veren STK’lar, darbecilerle işbirliği yapan yargı mensuplarının yargılanmasını istemişti. Dilekçede Yekta Güngör Özden, Sabih Kanadoğlu, Vural Savaş, Nuh Mete Yüksel, Metin Çetinbaş, Sedat Karagülle, Hasan Gerçeker, Orhan Karadaniz, Şerafettin İste ve Genelkurmay’ın irtica konulu brifinglerine katılan yargı mensuplarının tamamının belirlenmesi, darbenin sivil kanadını oluşturan bu isimlerin yargılanması talep ediliyor.
“BRİFİNG SONRASI ALMIŞ OLDUKLARI KARARLARLA POSTALLI YARGI SİSTEMİ OLUŞTURULDU”
Suç duyurusu dilekçesinde şu ifadeler yer alıyor: “28 Şubat sürecinde Genelkurmay Başkanlığı’nda düzenlenen brifinglerde Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay başkanı ve üyeleri ve bir çok kürsü hakimine ‘irtica’ tehditli brifingler verildi. Otobüslere doldurulan yüksek yargı başkan ve üyeleri Genelkurmay Başkanlığı’ndaki brifinglere katıldı.
Yargı mensupları onurlu bir duruş sergileyip darbe planlarına iştirak etmemek yerine brifingci paşaları 8 dakika ayakta alkışladı. Brifingler sonrası almış oldukları kararlarla postallı demokrasiyle yarışan postallı bir yargı sistemi oluşturdular. Refah Partisi’nin kapatılması, binlerce mazlumun yok yere cezalandırılması ve fişlenmesi ile sonuçlanan ikiyüzlü yargı kararlarının tohumları bu brifinglerde atılmıştır.”
Murat Alan / Yeni Akit
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.