Şer cephesinde Struma fitnesi
Gazete, son haftalarda ısrarla Struma gemisi ile ilgili yayınlar yapıyor ve bu yayınlarda Türkiye’yi suçlayan ifadelere yer veriyor. Yeni Akit’in Struma gemisi ile ilgili olarak Türkiye’nin hesap vermesi gerektiğini söyledi.
ŞALOM KAŞIMAYA BAŞLADI
Geçtiğimiz hafta akademisyen-gazeteci-yazar Halit Kakınç’ın kaleme aldığı belgesel roman “Struma”nın geniş bir tanıtımını yapan gazete, bu hafta da baş yazısını bu konuya ayırdı. II. Dünya Savaşı sırasında Nazilerden kaçan Yahudileri Filistin’e götürmek üzere Romanya’dan yola çıkan Struma gemisinin İstanbul açıklarında bir Sovyet denizaltısı tarafından batırılması sonucu 769 kişinin ölmesi olayını anlatan kitapta, Türkiye’nin geminin batırılmasında Sovyetler Birliği’ne destek olduğu görüşü savunuluyor. 1960’larda Sovyet arşivlerinden çıkan belgeler ışığında Struma’nın Sovyet denizaltısı Shch-213 tarafından torpido ile vurularak battığı anlaşıldı. Aynı denizaltı 23 Şubat akşamı Türk kargo gemisi Çankaya’yı da batırmıştı. Sovyet denizaltısı Nazi Almanyası’na stratejik malzeme akışını önlemek amacıyla Karadeniz’e giren tüm tarafsız ya da düşman gemilerini batırması yönündeki gizli talimatı yerine getiriyordu.
ALATON: TÜRKİYE HESAP VERMELİ
Şalom gazetesinin başyazarı Yakop Barokas da bu haftaki yazısında, kitabı tekrar gündeme getirerek, soykırım suçları kapsamında Türkiye’nin de olayda katkısının olduğunu alıntılarla ima etti. Barokas, “Struma’yı romanlaştırmak sıradan bir belgesel yazmaktan daha zor bir iş ve Halit Kakınç bunu başardı. Yazar önsözünde; bu çalışmanın amacının o dönemin Türkiye’sini aklamak veya karalamak olmadığını, o günleri günahları ve sevapları ile objektif bir şekilde yansıtmaya çalıştığını belirtiyor” diye yazdı. Yeni Akit’in Yahya Efendi Dergahı’nı talan ettiğini belgelerle ortaya koyduğu işadamı İshak Alaton da, Barokas’ın yazısında Türkiye’yi suçlayan ifadelerle yer aldı: “769 Yahudi’ye mezar olmuş Struma faciasında 14-15 yaşında bir genç olan ve babası ile birlikte gemidekilere ekmek taşıyarak yardımcı olmaya çalışan İshak Alaton, kitabın girişinde yer alan, “Arınma ve Günah Çıkarma Zamanı” başlıklı yazısında şöyle demekte; “Devlet saydamlaşırsa, hesap verme gereği duyarsa bir daha böyle cinayetler olmaz diyorum.
Yani, bu şekilde, toplumda ve devlette büyük bir yüzleşme, arınma ve huzura erme yolunda bir zihinsel devrim yaşamamızın önemini dile getiriyorum. Umudumu yitirmedim. Bu yolda hızla ilerliyoruz” O gemide aşklar, anılar var. İşte Halit Kakınç’ın ‘Struma’ kitabını o duyguları bir nebze hissedebilme, kayıpların anılarıyla bütünleşme adına alıp okumak gerekir. Bu arada, Rıfat N. Bali de “Devletin Yahudileri ve Öteki Yahudi” adlı kitabında Struma Faciası’nın niye tarihin unutulmuş bir sayfası olarak kaldığını, yıllar sonra gündeme nasıl geldiğini ve kamuoyunun tepkisini irdelemekte.”
Yeni Akit
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.