Dilipak bugün 28 Şubat Komisyonu'nda!

Dilipak bugün 28 Şubat Komisyonu'nda!
Darbeleri Araştırma Komisyonu'na, yazarımız Abdurrahman Dilipak, bugün bilgi verecek.

28 Şubat süreci ve sonrasında yaşananlar..

Kendisinin yargılandığı davalar.

Gözaltılar.. Mağduriyetler..

Şimdi Balyozcular yeri göğü inletiyorlar ya..

İstanbul Barosu, Balyozcuların arkasına geçmiş, sözümona adil yargılanma için kampanyalar organize ediyorlar ya..

28 Şubat sürecinde yaşananlardan, çok sıradan bir tanesini örnekleyeyim.

Bugün "Yandık bittik, mahvolduk. Özgürlükler kısıtlanıyor" diyenlerin..

"Basın özgürlüğü tehdit altında" diyenlerin..

O günlerde nerde olduklarını.

Hangi günlerden geçtiğimizi hatırlatmak için, yüzlerce davadan sadece bir tane­sinin bilgilerini aktarayım.

Bugün 20'li yaşların altında olanlar hatırlamaz.

Üniversitelerde başörtülü öğrencilerin kapı dışarı edildiği günlerdi.

Sivil derseniz, bundan daha sivili..

Yaygın derseniz, bundan daha yaygını..

Barışçı derseniz, daha barışçısı düşünülemeyecek olan.

Dört dörtlük bir eylem organize edilmişti.

Adı "Düşünceye özgürlük için el ele" eylemi idi.

Edirne'den Kars'a, Sinop'tan Antalya'ya, Türkiye'nin tüm illerinde, hatta ilçelerin­de, insanlar birbirlerinin ellerini tutarak, "Düşünceye özgürlük için el ele" dedi­ler.

Slogan yok.

Bağırma çağırma yok..

Polisle itişme kakışma yok..

Sadece bir alana doluşup, ordaki güvenliği tehdit altına alma yok..

Kontrolsüz gösteri yapma ihtimali yok.

Sadece yolların kaldırımlarında..

Her vatandaş, kendi mahallesinde, birbirlerinin ellerini tutarak, Türkiye'nin bir ucundan, diğer ucuna kadar özgürlük talebinde bulundular.

Ertesi günü ne oldu biliyor musunuz?

Bir fakülte dekanının, o eylem saatlerinde, sokakta görüldüğü için YÖK tarafın­dan alelacele görevden alınmasını es geçelim..

Oldu bitti yapıldı, unutturuldu o iş.

Ama kalıcı olan bir dava açıldı.

Akit'e dava açmadığı günü, mesaiden saymayan başbelamız İstanbul DGM'nin savcısı Enver Çoban, bir iddianame hazırladı.

Abdurrahman Dilipak sanık.

Ahmet Taşgetiren sanık.

Akit'in sorumlu müdürü Murat Balıbey sanık.

Yeni Şafak'ın sorumlu müdürü Ali Teker sanık.

Milli Gazete'nin sorumlu müdürü Ekrem Kızıltaş sanık.

Ve daha 25 kişi var, sanık listesinde.

Sivil toplum kuruluşu üyeleri... Ve en önemlisi, üniversitelerden, başörtü sebebi ile atılan kız öğrenciler var.

Suç ne?

Deliller ne?

İddianameden okuyalım.

(Balyoz'dan şikayetçi olanlar, iki defa okusunlar.)

"Dosya arasındaki eylem günü çekilen fotoğraflar incelendiğinde, eyleme katı­lanların, 'Eğitim hakkımızı istiyoruz', 'İnanca saygı, düşünceye özgürlük', 'Öz­gür bir Türkiye için' yazılı pankartlar ve balonlar taşıdıkları, 'Başörtüsü için el ele' baskılı şapkalar kullanıldığı..."

Evet, yanlış okumuyorsunuz.. Bunlar, iddianamede, suç olarak mahkemeye sunulan deliller.

Eğitim hakkı istemek suç.

İnanca saygı istemek suç..

Özgür Türkiye istemek suç!

İddianamede başka neler var?

"Bir fotoğrafın tetkikinde..."

Durun hemen heyecanlanmayın.

"Hah işte.. Bak şimdi, o fotoğrafın altından, hangi terör eylemi çıkacak" diye suizanda bulunmayın..

Veriyorum, iddianamenin o bölümlerini:

"Bir fotoğrafın tetkikinde, İstanbul Büyükşehir Belediye eski Başkanı Recep Tay­yip Erdoğan'ın aynı suçtan hüküm giymesine sebep olan konuşmasındaki 'Mi­nareler süngü/Kubbeler miğfer/Camiler kışlamız/Müminler asker' dizelerinin ba­sıldığı tişörtlerin giyildiği..."

Demek ki ne imiş?

"Bir fotoğrafın tetkikinde" diye başlanılan bölümde, sadece ve sadece, bir şiirin yazılı olduğu tişörtün anlatımı varmış!..

Ve bu suç olarak gösteriliyormuş!

Devam ediyor iddianame. "Yan yana seyreden iki otomobilde bulunanların or­taklaşa taşıdıkları pankartla, olayı bir gövde gösterisine dönüştürdükleri, solla­maya imkan vermedikleri yolda, konvoy oluşmasına yol açtıkları, tüm bu gö­rüntülerin 11 Ekim eyleminin kendiliğinden oluşmadığını, belli bir organize gerek­tirdiğini ortaya koyduğu..."

"Organize" deyince de işin nereye varacağını anlamış olmalısınız.

"Dilipak, Taşgetiren, Kızıltaş, Balıbey ve Teker 4.5 yıl hapis yatmalıdır!"

İşte o günleri yaşadık biz..

Bugün "darbe suçu"ndan mahkum olan Balyozcuların, o baskılarına muhatap olduk biz..

O günleri hatırlayalım.

Ki, Balyozculara verilen cezanın değerini, daha iyi anlayabilelim.

Ali Karahasanoğlu / Yeni Akit

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum