'Türk toplumu azınlıklara saygılı'

'Türk toplumu azınlıklara saygılı'
“Ben Türkiye’de yaşıyorum, dört bir tarafım Müslümanlarla çevrili ve Müslüman dostlarımla çok mut­luyum. Bu benim için çok büyük bir mutluluk vesilesi. Ben Müslüman Türklerle mutluluk içinde yaşıyo­rum” diyen Musevi işadamı Doğan Kasadolu, şok ifşaatlarda

Türkiye’deki Yahudi toplumunun olumlu-olumsuz yansıdığı her haberde onun ismi de ‘Musevi işadamı’ kimliğiyle konuk oluyor. Türkiye’deki Musevi toplumunun halen Türki­ye’yi benimseyemediğini söyleyen Doğan Ka­sadolu ile Türkiye’deki Musevi toplumundan illegal çalışan Yahudilere, İshak Alaton’dan si­yonizm’e kadar pek çok konuda konuştuk.

Türkiye’de Müslüman toplumun Yahudi ve Hıristiyan azınlığa yönelik yıldırma ve baskı­larda bulunduğu şiddet uyguladığı iddia edili­yor. Doğru mu bu?

Öncelikle bu iddiada bulunanların niyetlerini sorgulamak gerekiyor. Türk Müslüman top­lum hiçbir zaman ekalliyetlere karşı planlı, programlı baskı ve yıldırma politikası izleme­miştir. Bilakis Osmanlı döneminden bu tarafa devlet politikası olarak azınlıklara sonsuz tica­ri ve kültürel özgürlüklerin yanı sıra dini serbesti sağlanmıştır. Ancak Osmanlı’daki bu serbesti zaman içersinde Yahudi toplumu dışındaki Rum, Bulgar ve Ermeni ekalliyetlerce Türk Milleti aleyhine kullanı­larak Balkanlar’da olduğu gibi kan donduran cinsten büyük katliam ve acılara sebebiyet vermiştir.
Musevilerin de azınlık toplumu içinde bazı sorunları var mı?
Bu çok kapsamlı bir soru... En büyük sorun, Lozan’da Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Müslüman olmayan bütün toplulukların azınlık olarak değerlendirilmiş olmasından kaynaklanıyor. Museviler ile diğer gay­rimüslim topluluklar aynı potaya konulmuş. Ben bu durumu ciddi bir sorun olarak değerlendiriyo­rum. Çünkü Ermeni, Rum, Süryani gibi toplumlarla Yahudi toplumunun sorunları, olayları değerlen­dirmeleri ve de olaylarda taraf olmaları çok farklıdır.

 “VATANDAŞ TÜRKÇE KONUŞ’UN SEBEBİ FARKLI!”

Mesela “Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyasının gerçek sebebini kimse bilmez... Rum azınlığın tahrik­leri sonucu başlatılmıştır. Herkes Yahudi azınlığı da bu kampanyada taraf olarak görür. Oysa o dönem 2 milyonluk İstanbul’da 200 bin Rum’un yaşadığı dönemde; Ada vapurlarında Rum gençlerinin Heybe­liada Deniz Harp Okulu’nda okuyan ve hafta sonu tatillerinden sonra okullarına dönmekte olan Harp Okulu öğrencilerimizin karşısına geçip, ‘Megalo İdea’ları zikretmek sonucu kışkırtmak amacıyla Rumca bağırarak, “İstanbul’u 6 parmaklı Konstantin’den aldınız, şimdiki kralımız da 6 parmaklı... Konstantin İstanbul’u sizden geri alacak” şeklindeki ağır tahriklerin sonucu meydana gelmiştir. Ben bu duruma biz­zat şahit oldum. Menderes Hükümeti Rumlara yağma yapıldığı yönündeki tahriklerle yıpratıldı...
Tamam, peki bu durumun Musevi toplumuyla alakası?..
Ben de ondan bahsediyorum... Olaylara bakış açısında hiçbir benzerlik bulunmayan Musevi toplumuy­la Rum Cemaati bir araya getiriliyor. Bütün azınlıklar Rum Cemaati Vakfı mensubu Laki Vingas tarafın­dan Vakıf Meclisi’nde temsil ediliyor. Bu durumu kabul etmek mümkün değil... İllegal Türk Musevi Ce­maati Başkanlığı şeklindeki örgütün baskıları sonucu Musevi Vakıf Yönetimleri’nden de bu konuda hiç­bir itirazda bulunulmuyor.

“MÜSLÜMAN TOPLUM AZINLIKLARA SAYGILI”

Peki sorumuza dönecek olursak sizce Müslümanlar diğer din mensuplarını aşağılıyor mu?
Hayır, Türkiye’de Müslümanların gayrimüslimleri aşağılama gibi bir politikası ve ahlakı yok. Esasen İs­lami kültürden gelen saygı ile Müslüman toplum diğer din mensuplarına da son derece saygı ile yakla­şırlar. Ben Türkiye’de yaşıyorum, dört bir tarafım Müslümanlarla çevrili ve Müslüman dostlarımla çok mutluyum. Bu benim için çok büyük bir mutluluk vesilesi. Ben Müslüman Türklerle mutluluk içinde ya­şıyorum. Ben zaten bu ülkenin kültürünü benimsemiş durumdayım.

“BAZI YAHUDİLER DE UTANMA YOK!”

Peki Türkiye’deki Museviler de sizin gibi mi düşünüyor?
Türkiye’deki tüm Musevilerin benim gibi düşünmemeleri doğaldır. Anılarımda yüz karası olarak yer alan bir olayı aktarayım size; 2003’te Portekiz Cumhurbaşkanı Türkiye’ye geldiğinde Neve Şalom Sina­gogu’nda onuruna bir tören düzenlendi. Ben de icabet ettim oraya. Portekiz Cumhurbaşkanı sahneye çıktı ve o günün illegal Türk Musevi Cemaati Başkanı Bensiyon Pinto da orada konuşma yaptı, “Biz Tür­kiye Musevileri olarak sizi çok seviyoruz. Alın size bir sevgi plaketi” dedi. Portekiz Cumhurbaşkanı da hal diliyle “Ey Pinto! Bu sevginiz belli. Biz atalarınızı 550 sene önce kovduk; onları kestik, yaktık ama siz bizleri o kadar çok seviyorsunuz ki halen bizim isimlerimizi kullanıyorsunuz” dedi. İnanın bu olay sonrası büyük utanç duydum. Bensiyon Pinto gibi Musevilerin atalarını Portekiz Cumhurbaşkanı’nın ataları İspanya ve Portekiz’den kovmuşlar, soykırıma tâbi tutmuşlar, engizisyonda yargılanmışlar, yak­mışlar yok etmişler. Sonra Türkiye onları bağrına basmış ve 550 senedir buradalar ve özgürce hayatla­rını sürdürüyorlar. Ama halen Latin –İspanyol isimlerini utanmadan çocuklarına veriyorlar. Bu isimle­rin Yahudilikle alakası yok. Halen Türk milletiyle bütünleşememişler ama atalarına insanlık dışı zulüm uygulayan Portekiz ve İspanya’ya sevgi besliyorlar. Ben bunu içime sindiremiyorum.
Türkiye’deki bazı Yahudilerin Türkiye’nin aleyhine çalıştığı düşüncesindesiniz galiba...
“Hadi Türkiye aleyhine çalışalım” diyen bir örgüt yok tabii ki... Ama alet olma durumu var... Hükümeti yıpratma durumu var... Olaylara bakış açınız ve nerede durduğunuz önemli. Ben olayların tahrike dö­nüşmesi konusunda hassasım. Bakın, dilerseniz Türkiye’deki Musevi infazlarından bahsedelim biraz...

“ALATON HUZURUMUZU BOZUYOR”

Alaton’a karşı da ciddi bir mücadele içindesiniz... Neyin mücadelesi bu?
Ben İshak Alaton’a karşı mücadele vermiyorum. Ben yanlışlarla mücadele ederim. Alaton, azınlıklara yönelik haksızlıkların giderilmesinde kendisini hami görüyor mesela... Böyle bir şey yok... Alaton, Üze­yir Garih’le birlikte 1997 yılında aynı gün Alarko’nun Kore Şehitleri Caddesi’ndeki bürosunda tanıştı­ğım bir işadamı... Ancak son dönemde içinde olduğu bazı çalışmalar ve demeçleri beni son derece ra­hatsız ediyor. Pek çok Museviyi ve Müslümanı da rahatsız ediyor. Bakın niye ‘korkak Yahudi’ derler? Yahudiler, sanıldığının aksine kargaşa çıkarmazlar, sulh içinde yaşayan bir toplumdur. Çünkü Musevi­ler etliye sütlüye fazla karışmazlar. Adam işine bakar, “Devletle iyi geçineyim” der. Maalesef İshak Ala­ton bu sulhû bozuyor. Nasıl bozuyor bu barışı; çıkıyor ‘Struma Olayı’nı gündeme taşırken tüm Türk Mil­leti’ni gerçek dışı ifadelerle aşağılıyor. Dönemin yetkililerine “Katil” diyor. Aynı şekilde ‘Varlık Vergisi’ konusu... Alaton, sessiz Musevi çoğunluğunu rahatsız ediyor. Gerçekten, gidin Yahudilere, rahatsızdır­lar bu durumdan... Ama tabii kimse sesini çıkartamıyor. Museviler, onun tehlikesini bildikleri için be­nim gibi İshak Alaton’un karşısına çıkma imkanları yok.

Fahrettin Dede / Yeni Akit

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum