Toplumun kafası karışık

Toplumun kafası karışık
Açık Toplum Vakfı ve Boğaziçi Üniversitesi’nin desteğiyle Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Yılmaz tarafından yürütülen “Türkiye’de Muhafazakarlık” ve “Türki­ye’de Orta Sınıfın Profili” araştırmasındaki sonuçlar, bü

Anket sonuçlarına göre; “Seçimlerde hangi partiye oy vereceğime karar verirken, bu par­tinin liderinin dini inançlarını hesaba kata­rım” diyenlerin oranı 2006’da yüzde 63 iken, bu oran 9 puan artarak 2012’de yüzde 72’ye yükseldi. Buna karşılık, ibadet edenlerin ora­nında bir azalma ve ibadetlerin yerine getiril­mesinde bir esnekleşme yaşandığını gösteren anket sonuçlarına göre; eşcinseller, evlenme­den birlikte yaşayan çiftler, açık giyinen ka­dınlar, tek başına yaşayan kadınlar, boşanmış kadınlar, küpe takan erkekler, flört eden genç­ler gibi modern ve kentsel cinsellik görüntüle­rinden rahatsızlık duyanların oranında azal­ma görülüyor.

“Eşcinsellik gibi farklı cinsel tercihlerin ser­bestçe yaşanması hakkı” gerektiğinde devlet tarafından tamamen kısıtlanabilir diyenlerin oranı 2006’da yüzde 58 iken, 2012’de bu oran yüzde 54’e düştü. Açık giyinen kadınlardan rahatsız olanların oranı 2006’da yüzde 52’den 2012’de yüzde 35’e düşerken; 2006’da yüzde 65 olan alkollü iç­ki içenlerden rahatsız olanların oranı 2012’de yüzde 52’ye indi. Bara, gece kulübüne gidenlerden rahat­sız olanların oranı ise 2006’da yüzde 61 iken 2012’de yüzde 49 oldu. Tartışmalı anketin sonuçlarını Akit’e değerlendiren sosyolog, ilahiyatçı ve siyasetçiler; toplumda dine önem verildiğini ancak neyin dinle çatışıp çatışmadığını bilememe durumu, yani bilgisizlik yaşadığına dikkat çekti.

 KAMALAK: TOPLUM DİNE ÖNEM VERİYOR AMA NEYİN DİNLE ÇATIŞTIĞINI BİLMİYOR 

SP Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak ise “Her şeyden önce bu anketlerin doğruluk derecelerine bakmak lazım” diyerek anketin doğruluğunu sorguladı. Kamalak, “Dini algıların yükseliyor olması in­sanların önünde sonunda hakikate dönme ihtiyacından kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Ama öbür taraftan da İslam dışı davranışlara da bir hoşgörü ile yaklaşım var gibi. Tabii bu durumda arada bir çe­lişki var. Din algısı gerçek mahiyetinden sapıyor mu diye düşünülebilir ama bunları cevaplandıran ay­nı kişi mi diye buna bakmak lazım” dedi. “Oy verilen partinin liderinin dini inancına dikkat edenlerin di­ğer soruları da cevaplandırıp cevaplandırmadığını bilmek gerektiğini ifade ederek öncelikle buradaki çelişkinin çözülmesi gerektiğini vurguladı.

ŞENER: TOPLUMUMUZ DEĞERLER NOKTASINDA SAVUNMASIZ BİR HALDE 

Sosyologlar Derneği Başkanı Prof. Dr. Sami Şener, toplumda­ki anlayış değişikliklerinin toplum içersindeki bilgilenme eğitim ve birtakım saha çalışmalarının yani in­sanların düşünce ve inançlarına etki eden kurumsal çalışmaların etkinliği ile kültür çalışmaların etkinli­ği ile doğru orantılı olduğunu dile getirdi. Şener, “Yani kültürlenme, bilgilenme arttıkça insanlar da o değerlere karşı o toplumun geleneklerine karşı bağlanırlar. Ama bilgilenme ve kültürlenme azalırsa ta­bii ki o değerlerin etkisi ve bunların insan davranışlarına etkisi daha düşük seviyede kalır” dedi. Şener, Sosyologlar Derneği olarak bir çalışma yaptıklarını belirterek, “Bu çalışmanın sonucunda, Türk toplu­mu birtakım değer noktalarında savunmasız bir haldedir sonucu çıktı. İnsanlar savunmasız bir halde­dir. Ahlaka yahut da geleneklere aykırı tutum ve davranışlar çok rahat bir şekilde kendilerini ifade ederken, bilgi sahibi, ahlak sahibi ve kültür sahibi olma gibi değerler maalesef kurumlar tarafından ko­runamıyor. Bu değerler korunamadığı için giderek etkisi azalıyor” diye konuştu.

 “EĞİTİMDE KENDİ DEĞERLERİMİZ YETERLİ ŞEKİLDE VERİLEMİYOR”

Aile yapılarının şu anda büyük tahribat ve baskı altında olduğunu da ifade eden Şener, “Eğitimde kendi­mize ait değerler yeterli bir şekilde verilemiyor. Eğitimin içeriğinde, insanı yetiştirecek, insanı olgun­laştıracak ve insanı değerli kılacak birtakım şeyler uzun zamandır eksik kaldı. ‘Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış’ atasözünde olduğu gibi her türlü dejenerasyona bütün imkânlar verilirken kültür ahlak ve değerler alanındaki çalışmalar, toplumun geleceğine dair ciddi çalışmalar nesillerin geleceğine ait araş­tırma ve geliştirme çalışmaları yeterli değil. Toplumun kendi varlığını ifade etmesi ve bu varlığı koruyucu tedbirler alması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Koray Taşdemir / Yeni Akit

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum