Alperenler çalıştayı sona erdi
Alperenler Derneği'nin organize etmiş olduğu, 29-30 Eylül 2012 tarihlerinde İstanbul Çamlıca Sabahattin Zaim Kültür Merkezi'nde 2 gün süren çalıştay bitiminde, yapılan çalışmaların ve gündem konularının yer aldığı bir sonuç metni yayınladı.
İşte o metin;
I. ALPERENLER ÇALIŞTAYI DEĞERLENDİRMESİ
Çalıştayda gerçekleştirilen faaliyetler ve çalıştay sonucunda ortaya çıkan düşünce ve geleceğe yönelik teklifler aşağıda özetlenmiştir.
1. ÇALIŞTAYA DAİR:
Dünyanın, ülkemizin ve hareketimizin genel değerlendirmeye tabi tutulması ihtiyacından yola çıkarak Alperenler Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği tarafından, “Kendimizi Sorgulamak: Tespitler – Tenkitler – Teklifler” başlığı altında Alperenler Çalıştayı tertip edilmiştir. Çalıştay’ın amacı dünden bugüne dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmeler ışığında hareketimizin durumunu değerlendirmek ve gelecek için teklifler geliştirmektir. Bu amaçla, açık davet yöntemi ile çağrıda bulunulmuş, katılmak isteyenler çalıştayda sunacağı katılım konusu ve bildirileri tertip heyetine ulaştırmıştır. 29-30 Eylül 2012 tarihlerinde de çalıştay İstanbul Çamlıca Sabahattin Zaim Kültür Merkezinde gerçekleştirilmiştir. Bildirilerin konu ve içerikleri tebliğ sahiplerinin tercihlerine bırakılmıştır. Bu nedenle çalıştayda sunulan her tebliğ, tebliğ sahibinin kendi görüşünü yansıtmaktadır.
2- TEBLİĞ ÖZETLERİ:
Çalıştayda sunulan tebliğler sunuluş sırasına göre aşağıda kısaca özetlenmiştir:
Doç. Dr. Cemal ZEHİR: “Lider ve Kadrosu” başlığı altında sunduğu tebliğinde liderlik kavramı, lider yetiştirme, etkili liderlik, lider–yönetici farkı gibi kavramları ayrıntılı bir şekilde anlatan Cemal Zehir, toplum nezdinde karşılığı olmayan bir başarının ve saydam olmayan bir liderlik anlayışının faydalı olamayacağını, kendi kültür ve tarihimizden örnekler vererek ifade etmişlerdir.
Melih PERÇİN: “Türkiye’de Şiddet Olayları, Siyasi Cinayetler ve Alperenler” konulu tebliğ sunan Melih Perçin; dünden bugüne Türkiye’de oynanan oyunlara dikkat çekerek, hareketin marjinalleştirilmesi ve meşruiyetinin kaybettirilmesi maksadıyla teröre bulaştırılmak istenen hareketimizin kurulan tuzaklara düşmemesi için olmazsa olmaz şartın, Alperenlerin hangi adla ve hangi amaçla yapılırsa yapılsın her türlü şiddete ve teröre karşı olmaları gerektiğini ifade etmiştir.
Prof. Dr. Mümtaz’er TÜRKÖNE: Türkiye’de İslamcılığın çözüldüğünü ve düşüşte olduğunu, mezhepçiliği de içinde barındıran yeni bir milliyetçilik dalgasının dünyayı etkileyeceğini, Milliyetçilik, Demokrasi ve Devlet anlayışımıza yeniden bakarak, meselelerimizi çözmek için fikri bir gayretin çabanın içinde olmamız gerektiğini söyledikten sonra toplumun hayrına olacak yeni fikirlere, yeni mesajlara, yeni sloganlara, yeni teorilere, yeni tezlere ihtiyaç olduğunu, genel bir çerçeve çizdiği için Milli Mutabakat Çağrısı’nın hala bir kalkış ve hareket noktası olabileceğini ifade etmiştir.
Yrd. Doç. Dr. Mustafa AKSOY: “Kültür Sosyoloji Bağlamında Kimlik Pazarında Kültürel Kimlik” başlıklı sunumunda Türkiye’deki kimlik tartışmalarının önemli bir kısmı siyasi kaygılarla ve dış desteklerden etkilenilerek yapıldığını ve bir kavramı tartışmadan önce onun bilimde ve halk arasında ortak bir tanımın olması gerektiğini vurgulamıştır. Yapılan tartışmalardaki en büyük sorunun batı kavramlarıyla batı dışında olan bir sosyal yapının değerlendirilmesi olduğunu söylemiş ve her sosyal yapının kendi gerçekliği ve tarihi süreci içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Yrd. Doç. Dr. Eyyüp SALLABAŞ: “Türkçe ve Değer Aktarımı” başlıklı sunumunda Eyyüp Sallabaş; Türkiye’de eğitimin birçok alanında sıkıntıların bulunduğunu belirttikten sonra çok önemli gördüğü değer aktarımı meselesini örnekleriyle anlatırken Türk milleti olarak derin köklerimizde mevcut bulunan cesaret, haya, cömertlik, vefa, merhamet ve alçak gönüllülük gibi değerlerimizi parlatarak hayata geçirmemizin, yalnızca bize değil bütün bir insanlığa faydalı olacağını ifade etmiştir.
Doç Dr. Fahri Temizyürek: Rahatsızlığı dolayısıyla çalıştayımıza katılamayan Doç. Dr. Fahri Temizyürek hocamızın “ Türk Kültürü ve Türkçe ” başlıklı tebliğini öğrencilerinden Kürşat Yorgancı sunmuştur. Tebliğde özetle; yeniden şekillenmekte olan dünyada, Türkiye’nin öncelikle eğitim alanındaki problemlerini çözmesi gerektiğini, bugüne kadar uygulanan eğitim ve kültür politikaları ile beklenen verimin alınamadığını aksine nesiller arasında bir kopukluğa sebep olduğunu; yine yabancı dille eğitimin yanlışlığına da değinilerek Türkçe’nin milli kültür ve milli kimliğimizin temelini oluşturduğunu, dilimizde ortaya çıkan yozlaşmaların kültürümüzü de menfi yönde etkilediğini, Alperenlerin cihanşümul hedeflerine Türkçe’nin kılavuzluğunda ulaşacakları ifade edilmiştir.
Kenan Algün: Tebliğini, “Umumi bir değerlendirme, tespitler ve teklifler” başlığı altında sunan Kenan Algün; Nizam-ı Alem, Alperen, Alperenlik üzerinde kısaca durduktan sonra, Alperenlerin mücadele etmesi gereken içtimai ve insanlık düşmanı kürevi mefhumları sıralayarak bu meseleler üzerinde millete yol gösterici çalışmalar yapılması gerektiğini ifade etti.
Doç. Dr. Fuat ALARÇİN: “Hareketimizin en önemli ilacı öz-eleştiri” başlıklı tebliğinde Fuat Alarçin; eleştiriye tabi olmayan, eleştiriye kapalı olan hiçbir düşüncenin mükemmelleşme şansı olmadığını, hareketin gelişmesi için eleştiriden ve tartışmaktan korkulmaması gerektiğini söyledikten sonra hareketimizin ancak bu şekilde gelişebileceğine dikkat çekti. Düşünen, araştıran ve sorgulayıcı zihniyete sahip alperenlerle toplumun siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunulacağını, günübirlik politika ve kavgalardan uzak durularak milli ve üstün bir medeniyetin inşası için çalışmaların aralıksız olarak sürdürülmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Doğan ÖZTAŞKIN: “ Örnek bir insan : Muhsin Yazıcıoğlu “ başlıklı tebliğinde Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun, ülkemizdeki cemaat ve cemiyetlerin ortak kabulleri olduğunu söyleyen Doğan Öztaşkın, Muhsin Yazıcıoğlu’nu gençlerin hayatlarında örnek bir insan olarak almalarını sağlamak için alperenler tarafından her türlü çalışmaların yapılması gerektiğini ifade etti.
Serdar YILDIRIM : “Değişimi Okuyabilmek” başlıklı tebliği sunan Serdar Yıldırım; dünyada sürekli ve çok hızlı bir şekilde değişimin yaşandığını, zamanı doğru değerlendiremeyen, olup biteni anlayamayan ve bu değişime ayak uyduramayan yapıların varlıklarını sürdürebilmelerinin çok zor olduğu tespitini yaptıktan sonra vasıtaların gaye haline getirilmemesi gerektiğini, insan ve maddi kaynaklarımızın verimli kullanılması için dünyadaki değişimleri de dikkate alarak hareketimizin yeni stratejilere ve fikri derinliğe ihtiyacı olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Mustafa DELİCAN: “Kadro Şuuru ve Yeni Kadro Anlayışı” başlıklı tebliğinde Mustafa Delican, 1980 öncesi ve sonrası dönemde kadrolaşma konusunu analiz etmiştir. 1980 öncesinde amaca uygun olarak kadrolaşmanın gerçekleştirildiğini bu kadroların hala hareketi taşımaya devam ettiğini ancak geçen zaman içinde dünyada ve ülkemizde meydana geeln sosyo-ekonomik ve siyasal gelişmelerin gerektiği şekilde okunarak bu gelişmelere uygun bir kadrolaşma sürecine girilmediğini savunan Delican tebliğinde yeni kadroların yetiştirilmesi gerektiğini ancak bunu söylerken yetişmiş kadroların tamamen faydasız olduğu kanaati hasıl olmaması gerektiğini vurguladıktan sonra, geleneksel kadrolaşmanın yani bürokraside yer almanın artık tek başına yeterli olmadığını bu kadroların yeni kadrolar ile desteklenmeleri ve güçlendirilmeleri gerektiğini söyleyerek yeni kadroların esas olarak bilgi üreten kadrolar olması gerektiğini ifade etmiştir.
3- ÇALIŞTAYDA ORTAYA ÇIKAN DEĞERLENDİRME VE KANAATLER:
Allah’ın emirleri ve peygamberimizin bildirdikleri dışında hiçbir mutlak hakikat olmadığına; insanlarca üretilen her bilginin tenkit edilebileceğine ve zamanla değişebileceğine inanan Nizam-ı Alem davasının takipçileri içtihat kapısının da açık olduğunun şuuru içinde hareketimizin kendini geliştirmesinin, mükemmelleştirmesinin, yenilemesinin ve zamanla ortaya çıkan sosyo-ekonomik ve siyasal problemler ile insana ilişkin her türlü soruna çözümler bulunabilmesinin ancak bu şuurla hareket edilmesi halinde mümkün olabileceğine inanmaktadır. Ülkemiz ve dünyamız Nizam-ı Alem ülküsünün çağrısına dünden daha fazla ihtiyaç duymaktadır. Batı Dünyasının “Allah’sız Medeniyeti” insanlığı mutluluğa eriştirmek bir yana, insanın manevi yönünü yok farzederek kapitalist sistemin bir unsuru haline getirmekte ve hızla yok oluşa doğru sürüklemektedir. Batı, kendisi ile birlikte tüm dünyayı bu karanlık girdaba çekmektedir. İnsanı insan olmaktan çıkaran bu akışa dur diyecek yegane inanç, düşünce, fikir ve medeniyet ancak ve ancak İslam’dır. İnsanlık İslam’a muhtaçtır. Nizam-ı Alem ülküsünün savunucuları bu şuurla çalışmaların devam ettirilmesi gerektiğine inanmaktadırlar.
Dünden bugüne hareketimizin gelişmesinin tartışıldığı çalıştayda yukarıda, belirtilen tespitler ışığında, düşünen insanlara bugün daha fazla ihtiyacın bulunduğu vurgulanmıştır. Hareketimizin fikrinin genç kuşaklarla buluşturulması, yaygınlaştırılması ve gençlerin entelektüel gelişmelerinin gerçekleştirilmesi, gerçek birer aydın mütefekkir olarak yetişmeleri için entellektüel muhitlerin oluşturulması ve kadrolaştırılması gereği ortak bir kanaat olarak çalıştayda ortaya çıkmıştır. Bu çerçevede milletimizin inançlarını ve milli değerlerini savunan, vatansever, araştırıcı ve sorgulayıcı zihniyete sahip Alperen Gençlik yetişmesine katkıda bulunmak için platformlar, sivil toplum kuruluşları ve tartışma ortamlarının oluşturulması gerekmektedir. Bu ortamlarda fikir sohbetleri, hasbihaller, münazaralar yapılarak fikirler geliştirilmelidir. Yeni neslin tercih ve beklentilerini de dikkate alarak, gençlere hitap edebilecek bir metot ve anlayış ortaya konulmalıdır. Memleket, dünya, insan ve tabiata ilişkin meseleler hususunda fikri ve entelektüel çalışmalar yapılmalıdır. Ayrıca, bu çalışmalarla eş zamanlı olarak, ruh kökümüzü perçinleyici sanat ve estetik çalışmaları da ihmal edilmemeli, çok eksik kalınan bu sahalardaki çalışmalara ayrı bir önem verilmelidir.
Hareketimiz hiç şüphesiz bir kadro hareketidir. Kendisini de bu şekilde tanımlamış ve organize etmiştir. Kadro hareketinde esas ise, hareketin amacı olan Nizam-ı Alem ülküsünü gerçekleştirecek insan gücünü yetiştirmek ve organize etmektir. Bu, yüksek bir inanç, fikir, bilgi, ilim ve ahlak anlayışına sahip, kendisini davasına adamış dava adamlarının yetiştirilmesi demektir. Bu kadroların yetiştirilmesini sağlayacak bir düşünce sistemini oluşturacak olan ilmi muhitlerinin varlığı ile yeni kadroların yetiştirilmesi gerektiği açıktır. Ancak, bunu söylerken geleneksel olarak yetişmiş kadroların tamamen yetersiz olduğu kanaati hasıl olmamalıdır. Bir başka ifadeyle, geleneksel kadrolaşma yani bürokraside yer almak artık tek başına yeterli değildir, bu kadroların bilgi üreten yeni kadrolar ile desteklenmeleri ve güçlendirilmeleri gerekmektedir. Bu husus, hareketimizce ihmal edilmiş, yeterince dikkate alınmamış belki daha vahimi stratejik önemi kavranılamamıştır. Hareketin birinci derecede ihtiyacı; bilgi ve fikir üretecek kadrolar ile bu yapıları destekleyecek ekonomik güce sahip kadroların yetiştirilmesi, organize edilmesi ve bütün gücün bu amaçla seferber edilmesidir. Bu süreçte elbette hareketin yenilenmesi fikri sancıların doğmasına sebep olabilir. Buna hazırlıklı olmak ve İlahi Kelam ile açıkça zıt düşmeyen düşüncelere tahammül edilmesi bir temel gerekliliktir. Unutulmamalıdır ki, hayatın dinamizmi karşısında dogmatik yaklaşımların ve buna dayanan düşüncelerin yaşama hakkı yoktur. Esasen, İslam ölçüsünde problemi olmayanların, bilgi ve inancından emin olanların farklı düşüncelerden çekinmeleri de söz konusu değildir.
Sonuç itibari ile Alperenler olarak; Dünyanın adaletle yönetildiği, sosyal ve tabii kaynakların adil dağıtıldığı; insanların, barış içinde huzurlu ve güvenli bir şekilde insanca ve şereflice yaşadıkları, gelecek endişesi taşımadıkları; toplumlar ve insanlar arasında kin ve garezin olmadığı, insan esas değer olarak alınıp bütün medeniyet unsurlarının ona göre yapılandığı, zulmün ve zulme imkan sağlayan vasıtaların ortadan kaldırıldığı, saygı ve sevginin hakim olduğu bir dünya düzeni kurmak gayesini gerçekleştirmek için, çalışma heyecanını elden bırakmadan, “zaferle değil seferle” mükellef olduğumuzu ve her türlü sonucun Allah’ın takdirinde olduğunu bilerek, günlük ve geçici nitelikteki gelişmelerin tuzağına düşmeden yolumuza devam ederek, olana göre değil, olması gerekene göre hareket edilmesi gerektiği, Alperen Gençlerin bu ilkelere göre yetiştirilmelerinin esas olduğu ve bu amaçla gençlere yönelik çalışmalara öncelik verilmesi gereği çalıştaya katılanların paylaştıkları ortak bir kanaat olarak öne çıkmıştır. Bu amaçla, çalıştaya katılanlarca gelecek çalıştayın konusunun “Yeni Çağ – Yeni Nesil – Yeni Ufuklar” olmasına karar verilmiştir.
Çalıştaya katılarak gerçekleşmesini sağlayan katılımcılara ve çalıştaya destek verenlere teşekkür ediyor ve yeni çalışmalarda birlikte olmayı ümit ediyoruz. Çalıştayların tartışma konuları üzerine fikir ve bilgi üretmek özelliğinden hareketle gelecekteki çalıştayların da fikri olan herkese açık olduğunun bilinmesinde yarar görüyoruz. Tarihi ve yeri yakın zamanda kamuoyuna açıklanacak olan “Yeni Çağ – Yeni Nesil – Yeni Ufuklar” çalıştayında buluşmayı diliyoruz.
Halis niyetlerle başlatılan bu çalıştayların hayırlara vesile olması dileğiyle…
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Alperenler Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.