Y.Şafak Yazarı Say’a Sahip Çıktı

Y.Şafak Yazarı Say’a Sahip Çıktı
Bu değerli müzik adamının 'Kanun diye kanun diye?' taciz edilmesi karşısında suskun kalmamak gerekiyor.

Bir demokraside 'Söz'ün sahip olduğu dokunulmazlığı, hakkında 'dini değerleri aşağılamak' suçlamasıyla açılan davaya müdahil olarak bir kere daha hatırlatmak gerekiyor?

Biliyorsunuz, söz konusu dava Say'ın twitter üzerinden yazdıklarından dolayı açıldı. Bu sözlerden iki kişi şikayetçi olmuş. Şikayetçiler müzisyenin 30 bin takipçisi olduğunu ileri sürerek bu sözlerin çok geniş bir alanda dolaştığını belirtiyorlar. Say'ın avukatı 'Twitter üzerinden bir tartışmanın kamu düzenini bozmadığı açıktır. Davanın esasına girilmeden beraat kararı verilmelidir' diyor?

Gelelim ilk duruşma sonunda mahkemenin vardığı karara: 'Mahkeme, sanık avukatlarının talebi üzerine Say'ın yargılanmasına neden olan twitleri yazdığı tarihte, şikâyetçilerin Say'ın takipçisi olup olmadığını belgelendirmelerini kararlaştırdı.'

Oysa bana göre de bu ilk duruşmada mahkemeden Say'ın avukatının söylediği gibi 'davanın esasına girilmeden beraat kararı' çıkmalıydı. 'Şikâyetçiler'in Say'ın takipçisi olup olmadıklarının dava konusuyla ne ilgisi var? Benzer şekilde, Say'ın takipçilerinin sayısının 30 bin ya da 100 bin olmasının da davanın esasıyla uzaktan yakından ilgisi olmaması gibi?

Say'ın Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 216/3. ve 218/1. maddeleri uyarınca 'halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama' suçundan 9 aydan 1,5 yıla kadar hapsi talep ediliyor.

O halde bakalım TCK'nın sözü edilen maddeleri ne diyor :
« MADDE 216 /3: 'Halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.'

Dikkat edersiniz yürürlükte olan TCK'nın bu maddesi 'Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi'nin ancak ve ancak bu 'fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde' suç teşkil ettiğinden söz ediyor.

Dolayasıyla, twitter üzerinden dolaşıma sokulan söz konusu metnin 'kamu barışını bozmaya elverişli' bir yapıda olmadığı ayan beyan ortadayken 'Kanun diye kanun diye?' Say'ı içeriye tıkmaya çalışmanın daha baştan itibaren kanuna aykırı bir işlem olduğu görülmüyor mu?

TCK'nın 218/1. maddesinin de benzer şekilde anlaşılması gerekir. 'Ortak hüküm' başlıklı şu madde yani: 'Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.'

Bir kere daha dikkat ederseniz, bu maddedeki ceza artırımı da -tabii olarak- yine söz konusu fiilin 'kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde' şartına bağlıdır.

Say'ın twitter'da neler karaladıklarına gelince: Kendisinin de belirttiği gibi bu yazıdaki sözlerin bir kısmı Hayyam'dan alıntı. Diğerleri ise ateizm, ezanın kısa sürede okunmasından çıkarılan manasız bir yorum ve 'Allahçı' olarak adlandırılan kesime ilişkin yakışıksız sözlerden ibaret? Bu twitin zeki bir şey olmadığı ortada; piyanosunun başına geçtiğinde dinleyenleri alıp götüren bir müzisyenin bu gelişmişlikle yakından uzaktan ilgisi olmayan ve 'militan ateizm' olarak nitelenebilecek türden bir tarzın basit dışavurumlarından ibaret şeyler bunlar? Ama unutmayalım ki bu sözler hiç mi hiç 'suç' teşkil eden şeyler değil?

O halde rahat bırakalım Fazıl Say'ı. O piyanosunun başına geçsin, bizler de dinleyelim? Twitter'da da 'takipçisi' olmayalım. Mesele bu kadar basit.”

Kürşat Bumin / Yeni Şafak

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
13 Yorum