Çırpınırdı Karadeniz, çorak toprakların kıyılarına!

Çırpınırdı Karadeniz, çorak toprakların kıyılarına!
Karadeniz Sahil Otoyolu’na dolgu malzemesi sağlamak için ormanların içinde 200 civarında taş ocağı açıldı. Ömrünü tamamlayan bu ocaklarda ağaçlandırma çalışması yapılmadı. Öylece bırakılan eski taş ocakları, yoğun yağış alan bölgede su ve toprak kirliliği

Türkiye’nin oksijen deposu Karadeniz’de yaşanan çevre tahribatının farklı boyutları ortaya çıkıyor. Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde, Senoz, İkizdere, Solaklı ve Fırtına vadileri başta olmak üzere son 20 yılda 200’e yakın taş ocağı açıldı. Karadeniz Sahil Otoyolu’na dolgu malzemesi temini için kullanılan taş ocaklarının büyük çoğunluğu, ömrünü tamamladıktan sonra rehabilitasyonları yapılmadı. Bir kısmı da taş kırma ve kum eleme tesisi ruhsatıyla faaliyete devam ediyor. Bu tesisler, derelerin üzerinde kurdukları suni setlerden malzeme alıyor. Yerleşim yerlerine yakın olan bu setlerin arkasına biriken kum ve taşın alımı sırasında evler ve çay bahçeleri zarar görüyor. Taş ocakları, yoğun yağış alan bölgede su ve toprak kirliliğine yol açıyor.

Yapımına 1987 yılında başlanan 542 kilometrelik Karadeniz Sahil Otoyolu’nda taş ve kum gibi malzeme temini için bölgede yaklaşık 200 taş ocağı açıldı. Normalde ormanlık alanlar ile yerleşim yerlerinden uzak olması gereken ocakların büyük çoğunluğu dere kenarlarında ve insanların yaşadığı bölgelerde bulunuyor. Buralarda galeri tekniğiyle yüksek miktarlarda dinamit kullanılarak gerçekleştirilen patlatmalar sonucu, taş savrulması, heyelan ve yer sarsıntısı meydana gelirken bundan en büyük zararı yöre halkı görüyor.

Rize’nin Çayeli ilçesi Seslidere köyünden Fuat Şark’ın evine, köyün 300 metre yakınındaki taş ocağından kopan futbol topu büyüklüğündeki kaya parçaları isabet etmiş. Taş ocağının faaliyete başladığı tarihten itibaren astım hastası olduğunu ifade eden Safiye Hesap ise, “Çay bahçemin üstü tamamen tozla kaplandı. Bir keresinde çay toplamak için tuttuğum işçiler çalışmadan geri gittiler.” diye konuşuyor. Senoz Vadisi’ndeki Kaptanpaşa köyünde evi bulunan Mustafa Kasaroğlu, kum eleme tesisi tarafından oluşturulan setin arkasında biriktirilen malzemenin alınması sırasında evinde çatlaklar oluştuğunu ve bahçenin çöktüğünü anlatıyor. 2010’da yürürlüğe giren Madencilik Faaliyetleri ile Bozulan Arazilerin Doğaya Yeniden Kazandırılması Yönetmeliği’ne göre, faaliyeti sona eren taş ocaklarının, işletme sahipleri tarafından belirlenen süre içerisinde rehabilite edilmesi ve ağaçlandırılması gerekiyor. Fakat, Zaman’ın Rize ve Trabzon’da yaptığı incelemelere göre ömrünü tamamlayan taş ocakları dere kenarlarında sarp kayalıklar halinde harabe bir şekilde duruyor. Eski Maden İşleri Genel Müdürü Hilmi Özbeden, 2004’te yapılan değişikliğe kadar taş, mıcır ve kum gibi maddelerin Maden Kanunu kapsamında olmadığı bilgisini veriyor. Özbeden, “Şimdi durum değişti, rehabilite şart koşuluyor.” diyor. TEMA Rize Temsilcisi Nevzat Özer ise, “Firmalar taş ocaklarını işletirken yamaçta ‘basamaklı ayna oluşturacağız’ diye devletten yüksek hak ediş aldı. Fakat gelişigüzel patlatmalarla dik yamaçlar oluşturuldu. Devlet, buraları tekrar ağaçlandırmaları için şirketleri zorlamalı.” ifadelerini kullanıyor. ZAMAN

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum