PKK farklı sesleri susturuyor
Bir TV programına katılan Burkay, PKK’nın eski iki numarası Şemdin Sakık’ın Ergenekon davasındaki tanıklığına değindi. Ahtapotun kolları gibi her yere uzanan Ergenekon’un, karşıt görünen yapıları kontrolünde tuttuğuna işaret eden Burkay, Sakık’ın ETÖ sanıkları Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük’le ilgili ifadelerinin anlamlı olduğunu dile getirerek, “PKK içerisinde Ergenekon’un bir kolunun olduğundan şüphem yok. Perinçek ve Küçük olayı hayli ilginçtir. Perinçek bir dönem ‘PKK’ya destek vermeyen Kürtler bölücüdür’ diyordu. Yalçın Küçük de farklı değil. İşin içerisinde çok derin bağlar var. PKK ile ilişki kurulurken ince hesaplar var. Bunlar tam olarak açığa kavuşmadı. Fırat’ın ötesindeki Ergenekon eylemleri açığa kavuşursa çok şey anlaşılır” dedi.
PKK VE BDP’YE GREV TEPKİSİ
Haftalardır cezaevlerinde süren açlık grevlerini de değerlendiren Burkay, eylemlerin bir an önce sona erdirilmesi gerektiğini söyledi. Bu tür eylemlerden dolayı geçmişte birçok insanın öldüğünü ve sağlıklarını yitirdiğini anlatan Burkay, “Böyle ansızın açlık grevine gitmek insanın kendi kendisine işkence yapmasıdır. İnat ile sonuç alınmaz. Bu kabul edilemez bir durum. Kamuoyunda duyarlılık var. Artık açlık grevleri sona erdirilmelidir” diye konuştu.
Tutuklu ve mahkûmları açlık grevine teşvik eden, yönlendiren PKK ve BDP’ye tepki gösteren Burkay, örgütün insan yaşamına değer vermediğinin altını çizerek, “PKK pek umut vermiyor. İnsan hayatına değer veren bir örgüt değil. BDP yetkilerini kullanmalıdır. ‘Devam edin’ şeklinde tavır takınmamalıdır. Ölümlerin gelmesi soruna çözüm sağlamaz, aksine gerilimi yükseltir. Olaylar iyice karmaşık hale gelir” ifadelerini kullandı.
“PKK, BDP’DEKİ FARKLI SESLERİ SUSTURUYOR”
Meclis’te grubu bulunan BDP’nin PKK yöneticilerinden izinsiz adım atmadığına dikkat çeken HAK-PAR lideri, hükümetin askeri vesayete karşı mücadeleye giriştiğini vurgularken, PKK’nın ise tam tersi bir tavır takındığını belirterek, “Bu süreçte PKK’nın silahları Kürt siyaseti üzerinde vesayetine devam etti. Demokles’in kılıcı gibi halen duruyor. BDP özgürce siyaset yapamıyor. BDP, Kandil ve İmralı’dan gelen talimatlara göre hareket ediyor. Farklı sesler yükseldiğinde ise PKK tarafından susturuluyor. Silahların gölgesinde özgürce siyaset yapılamaz. Oysa talepler silahsız dile getirilmeli. Silahlar dışında siyaset yapılsa Kürtler daha memnun olur. Çok acılar çekildi. Artık bu acılar sona ermeli” şeklinde konuştu.
AK PARTİ’YE SALDIRANLARI İNSAFA DAVET ETTİ
Hükümetin Kürt meselesi konusunda önemli adımlar attığını söyleyen Burkay, buna rağmen PKK’nın asıl hedefinin AK Parti iktidarı olduğunu ifade ederek şunları kaydetti: “AK Parti askeri vesayetle mücadele etti. Başarı elde ettiğini söyleyebiliriz. Ama bu olumlu gelişme bile eleştirildi. Hatta soldan bile değişime tepki geldi. Oysa sol, değişime açık olmalıdır. Ama aksini gördük. Bir devrim olmasa da demokratikleşme yolunda ciddi adımlar atıldı ve atılan adımlar halktan yanaydı. Bu süreçte Kürtler de bir bütün olarak olumlu davranamadı. Bu değişime karşı çıktılar. Atılan iyi adımları tuzak olarak göstermek istediler. BDP, CHP gibi TRT Şeş’e karşı çıktı. PKK, insanları tehdit etti. Toplumun beklentilerinin aksine gelişmeler yaşanmasına neden olundu. Kaldı ki PKK, halk savaşı tezine sarıldı. Bu tez sürüldü ortaya. Hedeflerinin de açıkça AK Parti olduğunu deklare ettiler. Silahların susması beklenirken, PKK aksi bir duruş sergiledi. PKK süreç içerisinde Öcalan’ı bile by-pas etti. Bu gelişmeler ile diyalog ortamı darbe yedi. Tabii bu durumda hükümetin duruşu da sertleşti. Geçmiş hükümetlerle kıyaslarsak çözüm için en önemli adımları hükümet attı. Ama stratejiyi AK Parti’yi yıkmak üzerine belirlemek doğru değildir. Kaldı ki önceki dönemlerde yaşananlar var. Sistematik işkenceler, köy boşaltmalar ve faili meçhuller... Onlar bu dönemde sona erdi. Geçmiş dönemleri unutmamak lazım. AK Parti düşmanlığı üzerinden siyaset yapılmamalı. Gerçekçi olmak zorundayız.”
“ŞİDDETLE BİR YERE VARILMAZ”
Silahla hak arama döneminin kapandığının altını çizen Kemal Burkay, şöyle devam etti: “Silah ile bir çözüm sağlanamaz. Çok büyük bedeller ödendi. Kürtlerin şiddete sarılması hiçbir çözüm getirmedi. Devletin inkâr politikaları da çözümsüzlük üretti. Hepimiz artık ders çıkartmalıyız. Şiddet ile sonuca varılamayacağı görülmeli ve sağduyu hâkim olmalıdır. Son yıllarda hükümet ciddi reformlar yaptı. Eksiklikler olabilir, ama sonuçta var olan iyileşmeler görülmelidir. Gerilimden uzak durulmalıdır. Sonra reform süreçlerinde ciddi provokatif olaylara tanıklık ettik. Statükodan yana olan çevreler hükümeti geri adım attırmak için her yolu denediler. Oslo süreci, Habur olayı ve sonrasında yaşananlar bunun göstergesidir.”
Erol Metin / Yeni Akit
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.