Ergenekon devletin her mevkiine sızmış

Ergenekon devletin her mevkiine sızmış
Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu ile Hablemitoğlu'nun da Ergenekon örgütü tarafından öldürüldüğüne ilişkin bilgilere ulaşıldığı belirtilen Ergenekon iddianamesinde, örgüt bünyesinde muvazzaf ve emekli her rütbeden polis, asker, siyasi ve yargı mensubu bulundu

Ergenekon iddianamesinde, Kuvayi Milliye Derneği bünyesinde faaliyet gösteren "Lobi" yapılanmasının kararı ile sivil toplum kuruluşları alanındaki faaliyet şekil ve esaslarını belirlemek için Dinamik adı verilen bir döküman hazırlandığı belirtiliyor. Bu dökümanda Kuvai Milliye cephesi gibi milli mücadele yıllarında kurulan örgütlerin, günümüzde de kurulması ve faaliyete geçirilmesi uygun görülmüştür." denildiği belirtiliyor. Hüseyin Görüm'ün teşkilattan sorumlu Başkan yardımcısı olarak görevlendirildiği ve bu amaç doğrultusunda örgüte eleman kazandırdığı, bu elemanların profillerinden de yararlanıp mafya tarzı faaliyetlerde bulunarak örgüte gelir temin ettiği ileri sürüldü. Bu elemanlar aracılığıyla Görüm'ün, örgüt amaçları doğrultusunda istihbarat topladığı, legal faaliyetleri çerçevesinde sivil demokratik tepki görüntüsü ve kamuoyu oluşturmak amacıyla yönetim aleyhine olan sivil toplum hareketlerini organize ettiği veya içerisinde yer aldığı iddia ediliyor.

Türkiye'de meydana gelen sansasyonel eylemlerden sonra Mehmet Fikri Karadağ'ın derneğe gelmeyişi, Hüseyin Görüm'ün adının Danıştay saldırısında geçmesi üzerine Mehmet Fikri Karadağ ve diğer dernek üyelerinin kendisiyle irtibatlarını kesmesi, Mehmet Fikri Karadağ'ın "Danışacağım yerler var." diyerek Beşiktaş'taki bir yere gitmesi, burada da Veli Küçük'ün bürosunun bulunduğunun bilinmesi, Mehmet Fikri Karadağ ile Veli Küçük'ün örgütsel irtibat halinde bulundukları yönünde değerlendirilmesi gereken diğer bir durum olarak değerlendirildi. Danıştay eylemi sonrası, Veli Küçük- Muzaffer Tekin örneğinde olduğu gibi, deşifre olan örgüt üyesi Hüseyin Görüm ile irtibatın koparılmaya çalışıldığının da anlaşılıldığı belirtiliyor.

Örgüte eleman kazandırma, gelir temin etme adına tahsilat, istihbarat toplama faaliyetleri yürütüldüğü ileri sürülen dernekle ilgili olarak "Yusuf Görüm ile Naci isimli kişinin, rant bulunduğunu değerlendirdikleri Sakarya Hendek'te Kuvayı Milliye Derneği açarak bu dernek yapılanmasındaki faaliyetler ile ranttan pay alma düşüncelerini gösterdiği gibi, buna karar verecek olanın da Hüseyin Görüm olduğunu gösterdiği anlaşılmaktadır." denildi.

Örgüte bağlı olarak faaliyet yürüttüğü belirtilen dernek mensuplarının mafya tarzı tahsilat topladıkları da iddianamede şöyle anlatıldı; "Murat Çağlar'ın 07 Ocak 2007 tarihinde yakalandığında kendisi ile yapılan mülakatta söylediği ; 'Kuvvayi Milliye Demeği'nde kaldığı süre içerisinde kendilerine, vatanın elden gittiğini, bir an evvel halkın ayaklandınlması gerektiğini, ayrıca Kuvvayi Milliye Demeği'nin mevcut orduya alternatif yeni bir ordu kurma yetkisinin olduğunu, bunun için maddi güç kazanmaları gerektiğini, bu nedenle sık sık yardım toplandığını, mevcut ordunun içinde bölünmeler olduğunu, vatan hainlerinin olduğunu anlattıklarını, bu çerçevede kendisinin de çok defa bu yardım toplama faaliyetlerine katıldığını' beyanları karşısında bu kişinin Hüseyin Görüm'e bağlı olarak mafya tarzı tahsilat faaliyeti yürüttüğünü anlaşılmıştır."

Seferberlik gibi acil durumlarda TSK tarafından görevlendirilmeyi bekliyorlardı

Murat Çağlar'ın yakalanması, üzerinde ve aracında suç unsuru eşyaların ele geçirilmesi üzerine Kuvai Milliye Derneği'nde yapılan aramada el konulan bilgisayarının incelendiği ifade edildi. Bilgisayarda kayıtlı KOMISYONLAR.doc" isimli dosyada Mehmet Fikri Karadağ, Hüseyin Görüm ve Kahraman Şahin yazan belge içeresinde demeğin kuruluş şeması olarak bazı bölümlerin oluşturulduğu, belgenin altında Mehmet Fikri Karadağ yazdığının görüldüğü belirtildi. Bu bölümlerden, Özel Kuvvetler Komisyonu başlığının altında ise "Bu komisyon savaş anında, seferberlik anında ve şanlı ordumuz tarafından ihtiyaç duyulduğu anlarda görev yapacak olan Kuvayı Milliye Kuvvetlerini oluşturmak ve hazırlamakla görevlidir... ayrıca Kuvayı Milliyenin güvenliğinden sorumlu olup alt kurullar oluşturacak, güvenlik şirketi ve benzeri ticari işlere girecek." şeklinde yazılar bulunduğunun tesbit edildiği anlatıldı.

Hablemitoğlu'nu da Ergenekon yapılanması öldürdü
İddianamede Necip Hablemitoğlu cinayetinin de Veli Küçük'ün azmettirmesi sonucu işlendiğine, Osman Gürbüz'ün telefonunda Küçük'ün telefon kaydının bulunması nedeniyle aralarında örgütsel bir bağlantı bulunduğuna değinildi.

Mehmet Fikri Karadağ ve onunla birlikte hareket eden Hüseyin Görüm'ün, Türkiye'nin en büyük sivil toplum kuruluşu olan VKGB'ye Muzaffer Tekin'in yönlendirmesindeki ihtilal örgütüne hizmet etmesini amaçlayarak katıldıklarını beyan ettikleri ifade ediliyor.

Hack Grubu dökümanları günlerce incelendi
İnternette Özel Büro İstihbarat Grubu adı altında bir mail grubu oluşturduğunu belirten ve örgütün hack grubu sorumlusu olduğu ileri sürülen şüpheli Erkut Ersoy'un, kendisiyle kurulan bağlantı sonucu Mehmet Fikri Karadağ ile tanıştığını söylediği belirtildi. Karadağ'ın, derneğin zor durumda olduğunu, grup üyelerinden bağış toplamasını istediğini, dernek yöneticilerinden Ali Özoğlu'nun ise THY(Türk Hava Yolları)'nin web sitesini hacklemesini istediğini, her iki isteği de reddettiğini söylediği kaydedildi. El konulan dokumanlar arasında özel büro [email protected] başlıklı yazının içeriğinde dağıtım komiteleri, istihbarat bölümü, proje gurubu, hack gurubu gibi başlıkların olduğunun tesbit edildiği hatırlatılan Ersoy'un, Milliyetçi hackerları bir gurup altında toplamaya çalıştığını, böyle bir projesinin olduğunu, ancak bunu başaramadığını, hackırlıktan anlamadığı için de herhangi bir siteyi hacklemediğini söylediği anlatılıyor.

Perinçek ile Peker'in KIZIL ELMA koalisyonu
Ersoy'un evinde yapılan aramalarda ele geçirilen eşyalar arasındaki bilgisayar içinde ulusal güvenlik konusunda birçok belge ve bilgiye rastlandığı belirtiliyor. "On soru-cevapda ULUSALCILARIN ihanet çeteleri!.doc" isimli MSWord dosyasının Faruk ARSLAN tarafından hazırlandığı ifade ediliyor. Yazıda; yeniden yapılandırılan ulusalcı sivil örgütlerin 2005 yılında devreye sokulduğu, ulusalcıların akıl hocasının İlhan SELÇUK olduğu, ulusalcı oluşumlara 2001 yılında Sedat Peker ve Doğu PERİNÇEK tarafından oluşturulan 'Kızıl Elma Koalisyonu' ile start verildiği, daha sonra Kuvayı Milliyeti derneklerin kurularak buralara binlerce üye kaydedildiği, sonuçta yıllardır kavgalı olan bu grupların 2001 yılından itibaren birlikte görülmeye başladıkları, 1999'dan itibaren yeniden yapılanmaya giden derin devlet 'Ergenekon'un bu faaliyetleri tek bir merkezden idare edilmesi emrini verdiği şeklinde ifadelere rastlandığı belirtiliyor.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.